olmamış ile cümle
olmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama çelik yelekli olduğu için bir şey olmamıştır.Det har ingen hærdet stålspids.
Çalışma sistemi ve kurşun tipindede değişme olmamıştır.Ballasten og kanondækkenes højde var ikke tilpasset ændringen.
Asıl eşinden oğlu olmamıştır.Hun var deres førstefødte barn.
Halkı bu tehlikeye karşı yanında olmamıştır.Den risiko ville politikerne ikke løbe.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Der sker ingen personskader, men en del materielle skader.
Her iki evliliğinden de çocuğu olmamıştır.Hun var barnløs i begge ægteskaber.
Yaklaşık 1,5 yıl süren yayın hayatı çok uzun olmamıştır.Den oprindeligt 3½-time lange film var ikke fuldstændigt bevaret.
Bu nedenle son 1980'lere kadar fazla değişikler olmamıştır.Ellers var der ingen synderlig ændring fra sidst i 1980'erne.
Böylece başka 0'lar dahil olmamış olacaktır.Det blev dog til mere end 0 opførelser.
Bölgeyi geri alma girişimleri başarılı olmamıştır.Senere forsøg på at genetablere gruppen er slået fejl.
ABD ise müdahil olmamıştır.De amerikanske politikere havde ikke travlt.
Okyanusya'ya hiçbir zaman büyük ölçüde yerleşme olmamıştır.Der har aldrig udfoldet sig noget stort fiskeri fra denne havn.
Jack Frost, milyonlarca çocuk için kışı yönetir ama bir tek kimse tarafından görüldüğü olmamıştı.Jack Frost styrer vinteren for millioner av barn, men har aldri blitt sett av en eneste en.
Hiçbir can kaybı olmamış, ama maddi hasar oluşmuştur.Ingen drepte, men store materielle skader.
Lea dört oğul doğurmuştu fakat Rahel'in henüz bir çocuğu bile olmamıştı.Etter at Lea hadde født fire sønner, var Rakel fortsatt ikke i stand til å unnfange.
ABD ise müdahil olmamıştır.USA deltok ikke.
Ancak bunların hepsini aynı anda kullanmak mümkün olmamıştır.Det er sjelden man bruker alle reglene samtidig.
Böyle olmamış olsa bile yıldızına Dünya'nın Güneş'e olduğundan daha yakındır.Dette gjør den til den attende nærmeste stjernen (eller stjernesystemet) til Solen.
Evlenmiş, ama çocuğu olmamıştır.Han ble gift, men hadde ingen barn.
Ancak işçiler hala tatmin olmamıştı.Noen fans var dog ikke fornøyd.
Ne var ki bu sağlık evinin hiçbir zaman ebesi olmamıştır.Noe sanatoriumdrift ble det imidlertid aldri.
Daha önce hiç olmamış bir şekilde size çok yakın bir epiğin ortasındasınız," dedi.Du er lik en by som er tett sammenføyd.»
Ancak, anlaşma geçerli olmamış ve Sierra Leone İç Savaşı iki yıl daha sürmüştür.Fredsavtalen ble ikke overholdt, og borgerkrigen fortsatte i enda to år.
1996 yılında sona erdirilen kazıların ardından 2006 yılına kadar höyükte herhangi bir çalışma olmamıştır.Dødsårsakene var imidlertid per 2014 ikke endelig kartlagt.
(Kıtanın ancak %15'i üzerinde hak iddiası olmamıştır.)(Lavere anslag var rundt 5%.)
Bu nedenle son 1980'lere kadar fazla değişikler olmamıştır.Men det var ikke bare ille på 1980-tallet.
I. Isabella'nın IV. Umfredo Toronlu ile yaptığı birinci evlilikten çocuğu olmamıştır.Hennes første ekteskap med Humphrey IV av Toron var barnløst.
Aslında isteklerine uygun bölümlemeler toprak üzerinde hiç olmamıştı.Sveberne, som ekspedisjonen egentlig var rettet mot, deltok imidlertid aldri i de kampene som fulgte.
Son iki hafta ise eleme olmamıştır.Allerede etter to uker var det ingen tvil om utfallet.
Ellendun Muharebesinin tek sonucu güneydeki Mercia hükümranlığının sona ermesi olmamıştır.Konsekvensene av Ellendun gikk utover det umiddelbare tapet av Mercias makt i sørøst.
Yapılan kişiye hiç olmamış bir şeyi olmuş gibi gösterebilir.Kan hun være innblandet i det som har skjedd?
Yapay zekâda ise değişme olmamıştır.Holdningen til kunstgjødsel har dog endret seg.
Hiçbir siyasi partiye üye olmamıştır.Den hadde ingen partipolitisk tilhørighet.
Dr. Loomis aşağı baktığında ise Michael hiçbir şey olmamış gibi yerinden kalkıp gitmiştir.Når Sam Loomis ser ned, er Michaels kropp borte.
Burton hiçbir zaman ebeveynlerine yakın olmamıştı.Perón hadde aldri sterke bånd til sin familie.
Büyük çoğunluğa göre ise o babasından önce vefat etmiştir ve bu nedenle hiçbir şekilde imam olmamıştır.Døde før faren og arvet derfor aldri grevskapet.
Ancak bu savaşlar yeterli bir çözüm olmamıştır.Dette var likevel ikke tilstrekkelig for å få til en løsning på konflikten.
2012 yılında Yeni Parti ile birleşme kararı alınmış ancak kurumsal bir birleşme olmamıştır.I 2012 ble kampen flyttet til en onsdag for ikke å kollidere med Democratic National Convention.
Kuybışev dört kez evlenmiş, ama hiç çocuğu olmamıştır.Winwood var gift fire ganger, men hadde ingen egne barn.
Aslına bakarsanız hayatımda hiç bu kadar özgür olmamıştım." diye bahsetti.Bahkan, sampai saat itu, saya belum pernah begitu bebas dalam hidup saya."
Koşuculardan ölen olmamıştır.Tidak ada pembalap yang tewas di balapan sejak saat itu.
Hiçbir zaman aralarında geçimsizlik olmamıştır.Tidak pernah ada rahasia di antara mereka.
Fakat Osmanlı himayasi hem pek etkili olmamış, hem de kısa sürmüştür.Cara penyajiannya pun tidak rumit serta lebih singkat.
Bu son püskürme hiçbir insan ve madde zayiatına neden olmamıştır.Letusan terakhir tidak memakan korban jiwa maupun benda.
Bölgeyi geri alma girişimleri başarılı olmamıştır.Seluruh upaya yang dilakukan untuk merebut kembali wilayah itu gagal.
Birleşik Krallık'ta, lezbiyenlik hiçbir zaman yasadışı olmamıştır.Perbudakan di Britania Raya tidak pernah diresmikan oleh undang-undang.
974'lü yıllarda papa olduğu söylenen Papa II. Donus hiç var olmamıştır.Paus Donus II, disebut bertakhta pada 974, namun tidak pernah ada.
Sonuçta, müslüman olmamışlardır.Padahal, mereka juga muslim.
Aslında hiçbir gücü olmamıştır.Tidak ada tenaganya sama sekali.
Evlenmiş, ama çocuğu olmamıştır.Dia menikah tapi tidak punya anak.
Ancak uzun vadede, bu onun iyiliğine olmamıştır.Tapi belakangan dia sadar itu bukan untuknya.
O tarihten bu yana hiç Ankaragücü-Gençlerbirliği derbisi olmamıştır.Semenjak itu, tidak ada penggabungan perusahaan antar Kelas I terjadi.
Ama çelik yelekli olduğu için bir şey olmamıştır.Sebagai akibat kontaminasi aluminium besi tidak menjadi masalah.
Bu kararı onaylamamış ama etkisi olmamıştır.Kalau pun ada, tetapi komentar itu tidak berpengaruh.
Hiçbir şey olmamış gibi iki çift karşılıklı konuşurlar.Antara dua orang mampu saling bercakap-cakap tanpa perlu berbicara.
Savaşta herhangi bir çatışma olmamıştır.Pada zaman tersebut tidak ada peperangan.
Kurumumuz bu yıl dil konusunda belirleyici olmamıştır.Rumpun bahasa ini tidak berkerabat dengan bahasa apapun.
Burton hiçbir zaman ebeveynlerine yakın olmamıştı.Eugene tidak pernah melupakan cinta orangtuanya.
Bir daha onun kadar güzeli olmamıştır.Ia tidak pernah merasakan godaan yang dahsyat seperti itu lagi.
Sonunda anlar ki; kendine ait bir hayatı hiçbir zaman olmamıştır.Mereka pun kaget karena mereka sendiri juga selama ini tidak pernah ingat kejadian itu.