Tom bize daha fazla soruna neden olmak istemedi.Tom didn't want to cause us any more trouble.
Tom partiden sonra temizlik yapmamıza yardımcı olmak için kalmayı ısrar etti.Tom insisted on staying to help us clean up after the party.
Onunla arkadaş olmak istemiyorum.I don't want to be friends with her.
Seninle arkadaş olmak istemiyorum.I don't want to be friends with you.
Tom olmak istediğinde ikna edici olabilir.Tom can be persuasive when he wants to be.
Tom, kimsenin izlemediğinden emin olmak için etrafına baktı.Tom looked around to make sure no one was watching.
Beyler her zaman kontrol altında olmak istiyor.Guys want to be in control all the time.
Hâlâ arkadaşım olmak istiyorsan, bunu tekrar asla yapamazsın.If you want to still be my friend, you can never do this again.
Tom'la konuşmanıza kulak misafiri olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but overhear your conversation with Tom.
Thomas Edison'un son sözlerinin "Orada olmak çok güzel."olduğunu okudum.I've read that Thomas Edison's last words were "It's very beautiful over there."
Ben her zaman bir şarkıcı olmak istedim.I have always wanted to be a singer.
Tom'un burada olmak için gerçek nedeninin ne olduğunu merak ediyordum.I wondered what Tom's real reason for being here was.
Hiçbir yanlış anlama olmadığından emin olmak istiyorum.I'd like to make sure there's no misunderstanding.
Burada çalışan bayan, emekli olmak zorunda kaldı.The lady that used to work here had to retire.
Tom'un yardımcısı olmaktan hoşlanıyor musun?Do you like being Tom's assistant?
Her zaman tüm işi yapmak zorunda olmaktan usandım.I'm tired of always having to do all the work.
Bu bazen olmak zorundaydı.It had to happen sometime.
Bu bir yerde olmak zorundaydı.It had to happen somewhere.
Tom ne olmak üzere olduğunu biliyor.Tom knows what's about to happen.
Tom ne olmak üzere olduğunu biliyordu.Tom knew what was about to happen.
Tom ne olmak üzere olduğunu fark etti.Tom realized what was about to happen.
Tom beni Mary'ye bir şey olmadığından emin olmak için gönderdi.Tom sent me to make sure nothing happened to Mary.
Tom başka bir şey olmadığından emin olmak için etrafına baktı.Tom looked around to make sure nothing else was happening.
Neden her şey bize olmak zorunda.Why does everything have to happen to us?
O, gerçek olmak için meydana gelir.That happens to be the truth.
Bu tekrar olmak zorunda değilIt doesn't have to happen again.
Ne olmak üzere olduğunu biliyorsun, değil mi?You know what's about to happen, right?
Bu tekrar olmak zorunda değil.This doesn't have to happen again.
Ne olmak zorunda olduğu belli.It's obvious what has to happen.
Bunun tekrar olmamasından emin olmak için elimizden geleni yapıyoruz.We're doing all we can to make sure it doesn't happen again.
Dürüst olmak gerekirse, ne olduğundan tam olarak emin değilim.To be honest, I'm not exactly sure what happened.
Olmak üzere olan çok kötü bir şey var.There's something very bad about to happen.
Bize yardımcı olmak zorundasın.You've got to help us.
Tom'a yardımcı olmak için ne yapabilirim?What can I do to help Tom?
Tom sana yardımcı olmak için burada.Tom is here to help you.
Tom bize yardımcı olmak zorunda.Tom has got to help us.
Tom, Mary ve John'un konuşmasına kulak misafiri olmaktan kendini alamadı.Tom couldn't help overhearing Mary and John's conversation.
Kalıp yardımcı olmak istiyorum ama bana başka bir yerde ihtiyaç duyuluyor.I'd like to stay and help, but I'm needed elsewhere.
Tom gerçekten burada olmak istemeyen yalnızca tek kişidir.Tom is the only one who doesn't really want to be here.
Onlardan birine sahip olmak güzel olurdu, değil mi?It would be nice to own one of those, wouldn't it?
Senin işin Tom'un işini doğru yaptığından emin olmaktır.Your job is to make sure Tom does his job right.
Tom nihayet emekli olmak zorundaydı.Tom finally had to retire.
Tom bir şeyin olmak üzere olduğunu hissetti.Tom felt that something was about to happen.
Tom gibi olmak istedim.I wanted to be like Tom.
Tom gibi olmak istiyorum.I want to be like Tom.
Ben gerçekten bu gece yalnız olmak istemiyorum.I really don't want to be alone tonight.
Tom'la olmaktan keyif alıyorum.I enjoy being with Tom.
İnsanlar seni hiç dengesiz olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being temperamental?
İnsanlar seni hiç yüzeysel olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being superficial?
İnsanlar seni hiç inatçı olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being stubborn?
İnsanlar seni hiç züppe tavırlı olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being snobbish?
İnsanlar seni hiç sinsi olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being sneaky?
İnsanlar seni hiç bencil olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being selfish?
İnsanlar seni nefsine düşkün olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being self-indulgent?
İnsanlar seni hiç kaba olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being rude?
İnsanlar seni hiç iğrenç olmakla suçluyorlar mı?Do people ever accuse you of being obnoxious?
İnsanlar seni hiç kibirli olmakla suçluyorlar mı?Do people ever accuse you of being conceited?
İnsanlar sizi düzensiz olmakla suçluyor mu?Do people accuse you of being disorganized?
Tom sakin olmak için mücadele etti.Tom struggled to keep calm.
O orada olmak zorunda.It has to be there.