olmadık ile cümle

olmadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Finlandiya'dan Güney Carolina'ya kadar her yer vuruldu. Füze olmadıklarını biliyoruz.Máme zásahy od Finska po S.Karolinu.
Finlandiya'dan Güney Carolina'ya kadar her yer vuruldu. Füze olmadıklarını biliyoruz.Rileviamo impatti dalla Finlandia alla Carolina.
Finlandiya'dan Güney Carolina'ya kadar her yer vuruldu. Füze olmadıklarını biliyoruz.Ударени сме от Финландия до Южна Каролина.
-- fiziksel olarak uygun olmadıklarından değil.신체적인 문제 탓이 아니었습니다.
-- fiziksel olarak uygun olmadıklarından değil.- lesquelles n'avaient rien à voir avec un manque d'entraînement physique.
-- fiziksel olarak uygun olmadıklarından değil.לא בגלל שהם לא היו מסוגלים פיזית.
-- fiziksel olarak uygun olmadıklarından değil.ليس لانهم غير لائقين فيزيائيا ..
-- fiziksel olarak uygun olmadıklarından değil.それこそが 彼らが今の状況にある 要因の一つだったのです
Füze olmadıklarını biliyoruz.Ce naiba sunt?
Füze olmadıklarını biliyoruz.Det är inte missiler.
Füze olmadıklarını biliyoruz.Det er ikke missiler.
Füze olmadıklarını biliyoruz.Mais quoi ?
Füze olmadıklarını biliyoruz.Mik ezek?
Füze olmadıklarını biliyoruz. Peki, nedir bu lanet şeyler?Kami tahu itu bukan roket. habis apa?
Füze olmadıklarını biliyoruz. Peki, nedir bu lanet şeyler?Meteorieten.
Füze olmadıklarını biliyoruz. Peki, nedir bu lanet şeyler?Ne eivät ole ohjuksia.
Füze olmadıklarını biliyoruz. Peki, nedir bu lanet şeyler?Od Finske do Severne Karoline so.
Füze olmadıklarını biliyoruz. Peki, nedir bu lanet şeyler?O que são?
Füze olmadıklarını biliyoruz. Peki, nedir bu lanet şeyler?Δεν είναι πύραυλοι.
Füze olmadıklarını biliyoruz. Peki, nedir bu lanet şeyler?Метеоритен дъжд.
Füze olmadıklarını biliyoruz.¿Qué pasó?
Füze olmadıklarını biliyoruz.W takim razie, co to jest do diabła?
Füze olmadıklarını biliyoruz.نحن نعلم أنها ليست صورايخ الآن ما هذا؟
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Aber Übergangsmetalle Art von Sound mag nicht so gut wie ein Metall.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Ale prechodný prvok znie, že to nie je rovnako dobré ako kov.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Ale ta nazwa (metale przejściowe) brzmi tak, jakby nie były pełnowartościowymi metalami.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Ale to označení přechodné kovy zní, jako by nebyly stejně dobré jako kovy.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -그라나 전이금속이란 말은 금속만큼 적당한 것 같지는 않군요.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Mas metais de transição meio que não soam tão bem quanto metais.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Tapi transisi logam jenis suara seperti tidak sebagus logam.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Αλλά ακούγεται σαν τα μέταλλα μεταπτώσεως να μην είναι και τόσο καλά μέταλλα.
Geçiş metali, metaller kadar iyi olmadıklarını ifade eder. -Може здаватися, що перехідні метали не є такими ж хорошими, як метали.
--Gerçekten iyi bir.... sahip olmadık...Asla--하지만 라오스와 캄보디아에서도 미국이 얻은 전략젇 효과는 별로 없었다;
--Gerçekten iyi bir.... sahip olmadık...Asla--Nikdy jsme neměli dobrou...
--Gerçekten iyi bir.... sahip olmadık...Asla--We hebben nooit een goed... we hebben nooit.. nou ja, dat is eigenlijk een aparte discussie...
--Gerçekten iyi bir.... sahip olmadık...Asla---まあ、それは全体の他の議論 -
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Als ze terugkwamen, en hij nog steeds dacht dat ze niet ziek waren, had hij nog een pot pillen.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.다시 돌아왔는데도 여전히 아프지 않은 환자라 판단되면 또 다른 알약을 주셨지요. 전에 준 알약과 비슷하지만
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Mas ele, ainda convencido que eles não estavam doentes, tinha outro boião de comprimidos.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Och när de kom tillbaka, hade han, fortfarande övertygad om deras friskhet, en annan burk piller.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Şi când se întorceau, el, încă convins că ei nu sunt bolnavi, avea alt borcan cu pastile.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.Όταν επέστρεφαν, επειδή και πάλι δεν πίστευε ότι είναι άρρωστοι, είχε ένα άλλο βάζο με χάπια.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.А като се връщали, той, все още убеден, че не са болни, имал друг буркан с хапчета.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.И когда они возвращались, он, по-прежнему считавший, что они не больны, давал им другую банку с плацебо.
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.,וכשהם חזרו, הוא, עדיין משוכנע שהם לא חולים היתה לו עוד צנצנת של כדורים. בצנצנת הזו היו כדורים .ענקיים
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.وعندما عادوا مرة أخرى ، ما زال مقتنعا أنهم لم يكونو مرضى ومن ثم يعطيهم حبوب وهمية بحجم أكبر من ذي قبل
Geri geldiklerinde de, hasta olmadıklarına emin olduğu için, bir kavanoz dolusu plasebo hapı daha verirdi.とても大きな錠剤が入った瓶を取り出します 飲み込める大きさではありません
Güvenilir olmadıklarını düşünüyorum. - Daha güvenilir ve ahlaklı insanların seçilmesi bu sorunu çözmez mi?No me siento seguro al respecto. - ¿La elección de personas con un mayor valor moral resolvería el problema?
Güvenilir olmadıklarını düşünüyorum.Nu m-aș simți în siguranță vis-a-vis de ei.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Also machen wir alle 10 Jahre Keimtests mit allen Samenproben die wir haben.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Ce n'est pas la peine de conserver les graines si vous ne savez pas si elles sont encore viables.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Het heeft geen zin om de zaden op te slaan als je niet weet of ze levensvatbaar zijn.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Je nanič skladovať semienka, ak neviete, či sú stále živé.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.발아 가능성을 모르는 씨앗을 저장할 필요는 없습니다.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Não vale a pena guardar as sementes se não souberem se são viáveis.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Není dobré semena uchovávat, když nevíte, zda jsou stále životaschopné.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Nie ma po co przechowywać nasion, jeśli nie wiadomo, czy są jeszcze żywotne.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Nincs értelme tárolni őket, ha nem tudjuk, hogy még életképesek-e.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.Non ha senso conservare dei semi, se non sai che sono ancora vitali.
Hala canlı olup olmadıklarından emin olmaksızın tohumları saklamanın bir yararı yok.No sirve de nada almacenar semillas si no se sabe si siguen siendo viables.
İlgili Sayfalar