olmadı ile cümle

olmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bekar olmadığını hemen Mary'ye söylemeliydi.Tom should have told Mary right away that he wasn't single.
Tom suçlu olmadığını savundu.Tom pleaded not guilty.
Bazıları onun hiç var olmadığını söyler.Some say he never existed.
Bir adam uğradı ve iyi olup olmadığımı sordu.A man came over and asked if I was OK.
Ben onun bir avukat olmadığına inanıyorum.I believe he is not a lawyer.
Onu ikna etmeye çalışmanın hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorum.I think there's no point in trying to convince her.
Etrafta hiç insan olmadığında gece biraz korkutucudur.When there are no men around, the night is kinda scary.
Tom hiç saati saatine olmadı.Tom has never been punctual.
Hiç yiyecek olmadığı için bir sürü vahşi hayvan öldü.A lot of wild animals died because there wasn't any food.
Tom hiç dakik olmadı.Tom has never been on time.
Prens aniden korumasının artık yanında olmadığını fark etti.Suddenly, the prince noticed that his bodyguard wasn't at his side anymore.
Bizim için kayıp zamanı telafi etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it isn't possible for us to make up for lost time.
Bunu yapmak için zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have time to do it.
"Enayi"nin sözlükte olmadığını biliyor muydun?Did you know "credulous" is not in the dictionary?
Tom Mary'nin yazdığı şeyin mantıklı olmadığını düşündü.Tom thought that what Mary wrote didn't make any sense.
Söyleyecek çok şeyimin olmadığı bir gündü.It was a day in which I have nothing much to say.
Ortak yönleri olmadığı için Tom ve Mary birbirleriyle geçinmiyor.Tom and Mary don't get along because they have nothing in common.
Fırtına hiçbir hasara neden olmadı.The storm didn't cause any damage.
"Bu sohbet hiçbir zaman olmadı." - "Hangi sohbet?""This conversation never occurred." - "What conversation?"
"Bu konuşma hiç olmadı." "Hangi konuşma?""This conversation has never occurred." "What conversation?"
Mutluluk olmadığı için onsuz mutlu olmaya çalışacağız!As happiness doesn't exist, we shall try to be happy without it!
Burada olmadığım zaman bile lütfen çalışmaya devam et.Please keep on working even when I'm not here.
Ben başımın boş olmadığını düşünüyorum.I think that my head is not empty.
Onunla barışmaya çalıştım ama mümkün olmadı.I tried to make up with her, but it was impossible.
Onun doğum günü partisine gitmem mümkün olmadı.I was unable to go to his birthday party.
Başka seçeneğim olmadığı için onu yaptım.I did it because I had no choice.
Sen bana senin babam olmadığını mı söylüyorsun?Are you telling me you are not my father?
Onların ünlü olup olmadığı umurumda değil.I don't care if they're famous.
David'in hiç istikrarlı bir işi olmadı fakat her zaman geçimini sağlayabildi.David has never had a steady job, but he's always managed to make ends meet.
Burada kimse olmadığını söyledi.He said there was nobody in here.
Asla daha iyi olmadım.I've never been better.
Asla sürekli bir işim olmadı.I never had a steady job.
Bir öğretmen olmayı planladım ama asla olmadım.I planned to become a teacher, but I never did.
Asla bir arabam olmadı.I never had a car.
Daha akşam olmadı.It's not evening yet.
Ona yardım ettiğim için asla pişman olmadım.I never regretted having helped him.
Jose atletizm'i seçti ve bundan hiç pişman olmadı.Jose chose atheism and he never regretted it.
Onun suçlu olmadığına inanan sadece biz değiliz.We are not the only ones who believe that he is not guilty.
Onun söylediğinin doğru olmadığını öğrendik.We found out that what he said wasn't true.
O zamanı olmadığına dair şikayet etmeye devam ediyor.She keeps complaining that she doesn't have time.
Taksi olmadığı için, yürümek zorunda kaldım.Since there were no taxis, I had to walk.
Taksi olmadığı için yürümek zorunda kaldım.I had to walk because there were no taxis.
Git ve Bay Wilson'un evde olup olmadığına bak.Go and see if Mr. Wilson is at home.
Bir şeyin doğru olmadığına dair bir önsezim vardı.I had a premonition that something wasn't right.
Hazır olmadığı için onsuz gittik.We went without him because he wasn't ready.
Hiç müşteri olmadığı için dükkânı erken kapattık.Since there were no customers, we closed the shop early.
Onun için güvenilir bir kanıt olmadıkça, hiçbir şeye inanmamalıyız.Unless there is reliable evidence for it, we should not believe anything.
Kesinlikle gidip bir film izlemek istiyorum ama zamanım olup olmadığından emin değilim.I’d certainly like to go and watch a film, but I’m not sure if I have time.
Şayet Jason beni ararsa, ona burada olmadığımı söyle.If by some chance Jason calls me, tell him I'm not here.
O asla olmadı.It never happened.
Bu olmadı.This did not happen.
Bu asla olmadı.This never happened.
Tom hayaletlerin gerçek olmadığını söylüyor.Tom says that ghosts aren't real.
Dünya'nın düz olmadığını biliyorum.I know that the Earth is not flat.
İyi olmadığımı sana kim söyledi?Who told you that I wasn't well?
Eskisi gibi genç olmadığını unutma.Keep in mind that you're not as young as you used to be.
Taksi olmadığı için eve yürümek zorunda kaldım.Since there was no taxi, I had to walk home.
Tereyağından kıl çeker gibi de olmadı hani.It hasn't been a piece of cake either.
Bir kadın olmadığım için şükrediyorum.Blessed for not making me a woman.
O asla var olmadı.It never existed.
İlgili Sayfalar