olmadı ile cümle

olmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Mary her zaman Tom'un yeterince romantik olmadığını söylüyor.Mary is always saying that Tom isn't romantic enough.
Tom başkalarının onun hakkında ne düşündüklerinin umrunda olmadığını söyledi.Tom said that he doesn't care what other people think of him.
Onunla tanışmak şerefine nail olmadım.I haven't had the honor of meeting him.
Tamamen masum olmadığını biliyorum, sen de suçun birazını paylaş.I know you're not completely innocent, you too, share some of the blame.
Bana karşı bir kusuru olmadı.She was never disrespectful to me.
O başka seçeneği olmadığını biliyor.She knows she does not have any other choices.
Tom babasının gerçek babası olmadığını öğrendi.Tom found out his dad wasn't his real dad.
Mary Tom'un, onun gerçek babası olmadığını bilir.Mary knows that Tom isn't her real father.
Tom Mary'nin cinayetiyle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.Tom claimed he had nothing to do with Mary's murder.
Tom hiç hasta olmadı.Tom has never been sick.
Hiç kimsenin önermek için yeni bir şeyi olmadığı açıktır.It is clear that no one has anything new to suggest.
Parası olmadığı zaman hiç ekmek alamazdı.When he had no money, he couldn't buy any bread.
O ağacın gerçek olup olmadığını bilmiyor.He doesn't know if that tree is real.
Mutfakta kimsenin olmadığını düşündüm.I thought there was nobody in the kitchen.
O, o odanın boş olup olmadığını hatırlamıyor.He doesn't remember whether that room was empty or not.
Ama neyin önemli olup olmadığına nasıl karar vereceksin?But how are you going to decide what is important, and what isn't?
Ama neyin önemli olup olmadığına nasıl karar vereceksiniz?But how are you going to decide what is important, and what isn't?
Onun benim arkadaşım olmadığını kaç defa tekrarlamak zorundayım.How many times do I have to repeat that she isn't my friend?
Onun neden okulda olmadığını biliyor musun?Do you know why he wasn't at school?
Mary, Tom'un kendisine sunduğu sevgiye layık olmadığını düşünüyordu.Mary considered herself unworthy of the affection Tom offered her.
Öğrencilerimden hiçbiri başarısız olmadı.None of my students failed.
Çevirimin mükemmel olmadığını itiraf ediyorum.I confess my translation is not perfect.
Evrende yalnız olup olmadığımızı merak ediyorum.I wonder if we're alone in the universe.
Denedim,ama başarılı olmadım.I tried, but I did not succeed.
Moskal olmadığım için Tanrı'ya şükürler olsun.Thank you God that I'm not a Moskal.
Telefonunun toplantı odasında olup olmadığını kontrol ettin mi?Did you check whether your phone was in the meeting room?
Bunun doğru olmadığını sana düşündüren nedir?What makes you think that isn't true?
Onun sıkı bir bütçeyle yaşamaya alışkın olmadığı açıktır.It's obvious that he's not used to living on a tight budget.
Param olmadığı için oraya gelemiyorum.Since I have no money, I can't come there.
Sahip olmadığın şeyi kaybetmezsin.You don't lose what you don't have.
Onlar sadece beyaz olmadıkları için öldürüldü.They were killed just because they were not whites.
Ben onun iyi bir fikir olmadığını hiç söylemedim.I never said that it wasn't a good idea.
İnsan basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede nasıl yaşar?How does one live in a country where there is no freedom of the press?
Ben bunun iyi bir fikir olmadığına inanıyorum.I believe that this is not a good idea.
Bunun aşk olup olmadığını bilmiyorum.I do not know if it is love.
Onun hasta olmadığını umuyorum.I hope he isn't ill.
Ben akademik odaklı olmadığımı düşünüyorum.I think that I'm not academically oriented.
Daha önce hiç sorunum olmadı.I've never had problems before.
Başka ülkelerden insanlar sık sık Japonların yeterince dindar olmadığını söyler.People in other countries often say that the Japanese are not religious enough.
Hiç kimsenin onlara sahip olmadığı yerde kulaklarım ve gözlerim var.I have ears and eyes where nobody has them.
O bana mutlu olup olmadığımı sordu.He asked me if I was happy.
Ona Mary'nin evde olup olmadığını sor.Ask him whether Mary is at home or not.
Onun adının Tom olmadığını nasıl biliyordun?How did you know his name wasn't Tom?
Bu olmadı numarası yapamayız.We can't pretend that this didn't happen.
Hayatta kalma şansımız olmadığını benim kadar iyi biliyorsun.You know as well as I do that we have no chance of surviving.
Tom acele etmeye gerek olmadığını hissetti.Tom felt that there was no need to hurry.
Tom Mary'nin bir sabıkalı olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't a criminal.
Yorgun olmadığına emin misin?Are you sure you're not tired?
Öğle yemeği yemek için zamanın olmadığında ne yaparsın?What do you do when you don't have time to eat lunch?
"Bence bunu yapamayız." "Sana soran olmadı.""I think we shouldn't be doing this." "No one asked you."
Bana ikimizin de tamamen aptal olmadığını söyle.Tell me we're not both completely stupid.
Bana bunun olmadığını söyle.Tell me this isn't happening.
Sadece bir sorunun olup olmadığını bana bildir.Just let me know if you have any trouble.
Tom hiçbir seçeneği olmadığını biliyor.Tom knows he has no choice.
Tom'un hiç işi olmadı.Tom has never had a job.
Tom asla iyi bir işe sahip olmadı.Tom has never had a good job.
O kaza dikkatli olmadığın zaman olacak şeye çok iyi bir örnek.That accident is a very good example of what happens when you're not careful.
Tom tuvalet kağıdı olmadığını fark etti.Tom realized there was no toilet paper.
Tom, okulun önünde park edilmiş araba olmadığını fark etti.Tom realized there were no cars parked in front of the school.
Tom yardım etmek için zamanın olup olmadığını bilmek istiyor.Tom wants to know if you have any time to help.
İlgili Sayfalar