olmadı ile cümle
olmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'ye hikayenin gerçek olmadığını söyledi.Tom told Mary that the story wasn't true.
Tom Mary'ye bankada otururken paraya sahip olmanın iyi bir fikir olmadığını söyledi.Tom told Mary that it wasn't a good idea to have money just sitting in the bank.
Tom Mary'nin giydiğinin resmî bir parti için uygun olmadığını düşünüyordu.Tom thought what Mary was wearing wasn't appropriate for a formal party.
Tom Mary'nin sürdüğü arabanın güvenli olmadığını düşündü.Tom thought the car Mary was driving wasn't safe.
Tom evde hiç kimse olmadığını düşündü.Tom thought no one was at home.
Tom Mary'nin elbisesinin etkinlik için uygun olmadığını düşündü.Tom thought Mary's dress wasn't appropriate for the occasion.
Tom Mary'nin davranışının uygun olmadığını düşündü.Tom thought Mary's behavior was inappropriate.
Tom Mary'nin neler olduğu hakkında bir ipucu olmadığını düşünüyor.Tom thinks Mary doesn't have an inkling of what's going on.
Tom sorunla ilgili yapacağı bir şeyi olmadığını söylüyor.Tom says he has nothing to do with the matter.
Tom niyetinin kabalaşmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be rude.
Tom amacının geç kalmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be late.
Tom gidecek bir yeri olmadığını söyledi.Tom said he had nowhere to go.
Tom yanında hiç para olmadığını fark etti.Tom realized that he had no money on him.
Tom, Mary ve John'un artık birlikte olmadıklarını biliyor.Tom knows Mary and John are no longer together.
Tom hikayenin gerçek olmadığını biliyordu.Tom knew that the story wasn't true.
Tom Mary'nin samimi olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary wasn't friendly.
Tom Mary'nin mutlu olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't happy.
Tom senin yerinde olmadığı için memnun.Tom is glad he isn't in your shoes.
Tom'un Mary'den beri hiç diğer kız arkadaşları olmadı.Tom hasn't had any other girlfriends since Mary.
Tom'un Mary'nin niçin şimdi burada olmadığına dair iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea why Mary isn't here now.
Tom, Mary'nin samimi olmadığını hissetti.Tom felt Mary wasn't being sincere.
Tom'un tüm yardımları için Mary'ye teşekkür etme fırsatı olmadı.Tom didn't get a chance to thank Mary for all her help.
Tom vitamin almanın gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to take vitamins.
Tom doktorun ona verdiği ilacı almanın gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to take the medicine the doctor had given him.
Tom o faturayı bugün ödemenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to pay that bill today.
Tom tavanı boyamanın gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to paint the ceiling.
Tom bugün ofise gitmenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to go into the office today.
Tom bu öğleden sonra o sorunla ilgilenmenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to deal with that problem this afternoon.
Tom, John'un yaptığını Mary'ye söylemenin onun işi olmadığına karar verdi.Tom decided it wasn't his job to tell Mary about what John had done.
Tom Mary'nin aşçılıkta niçin iyi olmadığını anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary wasn't very good at cooking.
Tom herkesin güvende olup olmadığını merak etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but wonder if everybody was safe.
Tom Mary'nin iyi olmadığını söyleyebildi.Tom could tell that Mary wasn't well.
Tom Mary'nin mutlu olmadığını söyleyebiliyordu.Tom could tell Mary wasn't happy.
Tom Mary gibi bir kadına asla âşık olmadı.Tom could never fall for a woman like Mary.
Eğer yeterli parasını olmadığını bilseydi Tom Mary'nin biletini ödeyebilirdi.Tom could have paid for Mary's ticket if he'd known she didn't have enough money.
Tom cinayet anında cinayet mahalline yakın bir yerde olmadığını iddia ediyor.Tom claims that he wasn't anywhere near the murder scene at the time of the murder.
Öğretmen olmak istememde Tom'un kesinlikle hiçbir etkisi olmadı.Tom certainly hasn't inspired me to want to become a teacher.
Tom reşit olmadığı için bu kulüpte bir içki içemez.Tom can't get a drink in this club because he's underage.
Tom Mary'nin yardıma ihtiyacı olup olmadığını anlamak için geldi.Tom came to see if Mary needed any help.
Tom Mary'yi niçin partide olmadığını sormak için aradı.Tom called Mary to ask why she wasn't at the party.
Tom bize herhangi bir sorumuz olup olmadığını sordu.Tom asked us if we had any questions.
Tom Mary'ye iyi olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was OK.
Tom Mary'ye eve gitmesinin gerekli olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she needed a ride home.
Tom diğer seçenekler olup olmadığını sordu.Tom asked if there were any other options.
Tom Mary'yi gören birinin olup olmadığını sordu.Tom asked if anyone had seen Mary.
Reşit olmadığı için, onlar Tom'a bir içki servisi yapmadılar.They wouldn't serve Tom a drink because he was underage.
İstediğimiz her şeyi satın almak için yeterli paramız olmadığını varsaymalısın.You should assume that we won't have enough money to buy everything we want.
Eposta mesajlarının özel olmadığını varsaymalısın.You should assume that email messages aren't private.
Kaybedecek bir şeyim olmadığını düşünüyorum.I guess I have nothing to lose.
Onun tavsiyesi çok yardımcı olmadı.His advice didn't help much.
Onun nasihatı hiç yardımcı olmadı.His advice didn't help at all.
Tek tekerlekli bisiklete binmek çok iyi olmadığım bir şey.Riding a unicycle is one thing I'm not very good at.
İyi olmadığım bir başka şey hokkabazlıktır.Juggling is another thing I'm not very good at.
Bir yolu olmadığından emin misin?You're sure there's no way?
Oreida'nın iki oğlu olup olmadığını bilmiyorum.I don't know whether Oreida has two sons.
Kesinlikle gerekli olmadıkça, ben taksi kullanmam.Unless it's absolutely necessary, I don't use taxis.
Onunla birlikte yaşamanın o kadar kolay olmadığı çıktı.It turned out not to be so easy to live with him.
Tom onun adil olmadığını düşündü.Tom thought it was unfair.
Tom hazır olduğunu düşündü ama Mary ona onun hazır olmadığını söyledi.Tom thought he was finished, but Mary told him that he wasn't.
En azından dürüst olup mükemmel olmadığımı söylüyorum.At least I'm honest and I say I'm not perfect.
İlgili Sayfalar