olmadı ile cümle
olmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom uzun bir süre hasta olmadı.Tom hasn't been sick in a long time.
Tom'un asla çok parası olmadı.Tom has never had much money.
Tom bunun doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether it's true or not.
Tom onun yeni olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether it's new or not.
Tom orada olmadığı için ne olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know what happened because he wasn't there.
Tom onun doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know if it is true or not.
Tom okul malzemelerini almak için yeterli parasının olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know if he has enough money to buy school supplies.
Tom yeterli parası olmadığı için bizimle Boston'a gidemedi.Tom couldn't go to Boston with us because he didn't have enough money.
Tom çorbanın yeterince sıcak olmadığını şikâyet etti.Tom complained that the soup was not hot enough.
Tom'un yeterli parası olmadığı için satın almak istediği şeyi alamaz.Tom can't buy what he wants to buy because he doesn't have enough money.
Tom kamerayı alalı çok uzun zaman olmadı.Tom bought a camera not too long ago.
Tom patronu civarda olmadığı zaman bir patron gibi davrandıTom acted as the boss whenever the boss wasn't around.
Tom daha önce söylediğinin doğru olmadığını kabul etti.Tom acknowledged that what he said earlier was not true.
Onlar cesedin Tom'a ait olup olmadığını anlamak için bir DNA karşılaştırması yaptılar.They did a DNA comparison to see if the body was Tom's.
Tom'un üniversiteden mezun olmadığı ortaya çıktı.It turns out that Tom never graduated from college.
Tom'la sorunlarım olmadı.I've had no problems with Tom.
Ben sadece Tom'un muhtemelen hala okulda olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly still be at school.
Sadece yangını çıkaran kişinin belki Tom olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if maybe Tom was the one who started the fire.
Tom'un seçilmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that Tom will get elected.
Tom'un tutuklanmasının pek ihtimali olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that Tom will be arrested.
Tom'un şu anda Boston'da olmadığını duyuyorum.I hear that Tom isn't in Boston now.
Tom'un bekar olup olmadığından şüpheliyim.I doubt if Tom is single.
Tom'un bir yerli konuşmacı olmadığını nereden biliyorsun?How do you know that Tom isn't a native speaker?
Tom'un ehliyeti olmadığını biliyor muydun?Did you know that Tom doesn't have a driver's license?
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered if what Mary said was true.
Tom'un Mary'ye fikrini söyleyecek fırsatı olmadı.Tom had no chance to tell Mary his opinion.
Tom Mary'nin dürüst olup olmadığından emin değil.Tom doubts whether Mary is honest.
Tom Mary'nin bugün niçin burada olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary isn't here today.
Tom Mary'nin söylediği şeyin doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether what Mary says is true or not.
Tom Mary'nin mutlu olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary is happy or not.
Tom Mary'nin emin ellerde olup olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary was safe or not.
Tom Mary'nin aksanına bakarak onun bir yerli olmadığını söyleyebiliyordu.Tom could tell by Mary's accent that she wasn't a native speaker.
Tom bunun kendi hatası olmadığı konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that it wasn't his fault.
Tom Mary'ye yeni işinde mutlu olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was really happy with her new job.
Tom Mary'ye ertesi gün boş olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was free the next day.
Tom Mary'ye Sevgililer Günü'nde boş olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was free on Valentine's Day.
Tom Mary'ye meşgul olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was busy.
Tom Mary'ye yardıma ihtiyacı olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she needed some help.
Tom Mary'ye akşam yemeğinin hazır olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if dinner was ready.
Tom ona Mary olup olmadığını sordu.Tom asked her if she was Mary.
Tom her zaman Mary'yi ziyaret etmek istedi, ama onun hiç şansı olmadı.Tom always wanted to visit Mary, but he never had the chance.
Tom golfte Mary'nin dengi olmadığını itiraf etti.Tom admitted that he was no match for Mary in golf.
Tom'un Mary'den ayrıldığına pişman olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever regrets leaving Mary.
Mary ile asla aşk ilişkim olmadı.I was never involved with Mary.
Sadece, Tom'un Mary'ye âşık olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly be in love with Mary.
Mary'nin burada olmadığını Tom'a zaten söyledim.I have already told Tom that Mary isn't here.
Zaman olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if there's time.
Tom o faturayı ödemek için yeterli parası olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough money to pay the bill.
Tom'un odasında olup olmadığını söylemek zordu.It was difficult to tell if Tom was in his room.
Tom yapacak daha iyi bir şey olmadığı için, odasını temizlemeye başladı.For the lack of something better to do, Tom started cleaning his room.
Tom silahının dolu olup olmadığını anlamak için kontrol etti.Tom checked to see if his gun was loaded.
Google'da biraz araştırdıktan sonra, söylediğinin gerçek olmadığından şüpheleniyorum.After a bit of googling, I suspect that what you said may not be true.
Yüzmede iyi olmadığımdan dolayı, boyumu aşan yerlerde yüzmekten kaçınırım.As I'm not good at swimming, I avoid swimming out of my depth.
Dün gece, o, iyi olup olmadığını sordu.Last night, he asked if you were well.
Dünyadaki birçok insan okumak için vakitleri olmadığından şikayet eder.Many people in the world complain that they don't have time to read.
Tom kışı geçirmek için yeterli yakacak odunu olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough firewood to make it through the winter.
Tom Mary'nin niçin mutlu olmadığını öğrenmek istedi.Tom wanted to know why Mary was not happy.
Tom bana Mary'nin onun tipi olmadığını söyledi.Tom told me that Mary wasn't his type.
Tom bana onunla bir sorunu olmadığını söyledi.Tom told me that he doesn't have a problem with that.
Tom bana sabırsızlıkla beklediği bir şeyi olmadığını söyledi.Tom told me he had nothing to look forward to.
İlgili Sayfalar