olmadı ile cümle

olmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu kuralın geçerli olmadığı bazı durumlar vardır.There are some cases where this rule does not apply.
Onun kendisi şiir olmadıkça, şiirle ilgili hiçbir tanım yeterli değildir.No definition of poetry is adequate unless it be poetry itself.
Onu ikna etmek kolay olmadı.It was not easy to convince him.
O Esparanto öğrenirken olmadı.That didn't happen when I was learning Esperanto.
Sen sorularda çok iyisin! Birtek soruda başarısız olmadın!You're a beast! You haven't even missed one question!
Gürültü olmadığı zaman burada çalışırım.I study here when there is no noise.
Onu kullanmak için hiç fırsatım olmadı.I never had the opportunity to use it.
O, ona bu okulda bir öğrenci olup olmadığını sordu.She asked him if he was a student at this school.
O, ona mutlu olup olmadığını sordu.She asked him if he was happy.
O, ona Joseph olup olmadığını sordu.She asked him if he was Joseph.
Kadın olmadığım için mutluyum.I'm glad I'm not a woman.
Bazı köpek sahipleri köpeklerini balıkla beslemenin uygun olup olmadığını merak ediyorlar.Some dog owners wonder if it's OK to feed their dogs fish.
Köpeğimi neyle beslediğimin sorun olmadığını düşünürdüm.I used to think it didn't really matter what I fed my dog.
Toplantının sonuna kadar hiç kimse orada olmadığımı fark etmedi.Nobody noticed that she was absent until the end of the meeting.
Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.In the country of the blind, the one-eyed man is king.
Onun iyi olmadığını gerçekten düşünüyor musun?Do you really think it's no good?
Atasözlerini İngilizceye çevirmede bir amacın olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there is any point in translating proverbs into English.
Herhangi bir mevcut pozisyonunuz olup olmadığını sormak için yazıyorum.I am writing to inquire whether you have any positions available.
Bütün kızların neden lezbiyen olmadığını anlamadım.I don't get why not all girls are lesbians.
Bütün kızların neden lezbiyen olmadıklarını anlamıyorum.I don't get why girls aren't all lesbians.
Birileri beni aramaya gelirse, lütfen onlara içeride olmadığımı söyler misiniz?If someone comes looking for me, would you please tell them that I'm not in?
Benim kadar heyecanlı olmadığına inanamıyorum.I can't believe you're not as excited as I am.
Yemek için tamam olmadığını söylemedim.I didn't say it wasn't OK to eat.
Size layık olmadığımı biliyorum.I know that I don't deserve you.
Sana layık olmadığımı biliyorum.I know that I don't deserve you.
Birinin bana yardım edebilmesinin pek olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone can help me.
Birinin beni tanımasının oldukça olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone knows me.
Bütün bu şeyleri satabileceğimizin oldukça olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that we'll be able to sell all this stuff.
Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.I realized that even though I wanted to eat, I didn't have enough time.
Ben hâlâ onun bugün geleceğinin olası olmadığını düşünüyorum.I still think it's unlikely that he'll come today.
Ben, benim çalıntı motosikletimi tekrar görmemin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that I'll ever see my stolen motorcycle again.
Ben bu hapishaneden kaçmayı başarabilmemizin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that we'll be able to escape from this prison.
Ben, ulusal hükümetten herhangi bir yardım almamızın çok olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that we'll ever get any help from the national government.
Senin onu tek başına yapabilmenin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that you'll be able to do that by yourself.
Böyle bir durumun tekrar olacağının olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that a situation like this one would ever occur again.
Herhangi bir mağazanın bu modeli o fiyata satacağının olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that any store would sell this model for that price.
Sürücü sınavını geçebileceğimin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that I'll be able to pass my driving test.
Bitkilerin acı hissetmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that plants feel pain.
Bir sonraki modelin bundan daha iyi olacağının olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that the next model will be any better than this one.
Sadece bizimle paylaşacak deneyiminiz olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if you have any experiences you would like to share with us.
Gerçekten bir tesadüf olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if it really was a coincidence.
Bir şey olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if something has happened.
Çoğu insan et yemenin bir sakıncası olmadığını düşünüyor.Most people think that it's OK to eat meat.
Annem ebeveynliğe tamamen hazır olmak için yapabileceğimiz bir şey olmadığını söyledi.My mother said there was nothing I could do to completely prepare for parenthood.
Artık genç olmadığım için, onu artık yapamam.Since I'm no longer young, I can't do that anymore.
İyi haber kanser olmadığınızdır.The good news is that you don't have cancer.
Yeterli paramız olmadığı için planlarımızı değiştirmek zorundaydık.We had to alter our plans because we didn't have enough money.
Senin bunu bilmemen, bunun bir yalan olmadığı anlamına gelmez.Just because you didn't know about it doesn't mean it is a lie.
Çocukluğumdan sonra bir daha hiç hasta olmadım.After my childhood, I was never sick again.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmadığı için mutluydu.Tom was glad he didn't have to live in Boston for more than a year.
Örümceklerin böcek olmadığı iyi bilinir.It's well-known that spiders are not insects.
Örümceklerin böcek olmadıkları iyi bilinen bir gerçektir.It's a well-known fact that spiders aren't insects.
Bir şeyin olmadığında, amaç düşük; Bir yere gittiğinde, amaç yüksek.When you have nothing, aim low; when you get somewhere, aim high.
Tom'un bugün niçin okulda olmadığını düşünüyorsun?Why do you think Tom wasn't at school today?
Sana Tom'un bir anadil konuşuru olmadığını düşündüren nedir?What makes you think Tom isn't a native speaker?
Tom'un tavsiyesi hiç yardımcı olmadı.Tom's advice didn't help at all.
Tom yemek için yeterli zamanı olmadığından öğle yemeği yemeden gitti.Tom went without lunch because he didn't have enough time to eat.
Tom bana bir şey duyabildiğini fakat onun ne olduğundan emin olmadığını söyledi.Tom told me that he could hear something, but he wasn't sure what it was.
Tom şakayla çok zengin olmadığını söyledi.Tom said jokingly that he was not very rich.
Tom ellerinin temiz olmadığını fark etti.Tom noticed that his hands weren't clean.
İlgili Sayfalar