olmadığı ile cümle

olmadığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un bekar olup olmadığından şüpheliyim.I doubt if Tom is single.
Tom'un bir yerli konuşmacı olmadığını nereden biliyorsun?How do you know that Tom isn't a native speaker?
Tom'un ehliyeti olmadığını biliyor muydun?Did you know that Tom doesn't have a driver's license?
Tom Mary'nin söylediğinin doğru olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered if what Mary said was true.
Tom Mary'nin dürüst olup olmadığından emin değil.Tom doubts whether Mary is honest.
Tom Mary'nin bugün niçin burada olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary isn't here today.
Tom Mary'nin söylediği şeyin doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether what Mary says is true or not.
Tom Mary'nin mutlu olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary is happy or not.
Tom Mary'nin emin ellerde olup olmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary was safe or not.
Tom Mary'nin aksanına bakarak onun bir yerli olmadığını söyleyebiliyordu.Tom could tell by Mary's accent that she wasn't a native speaker.
Tom bunun kendi hatası olmadığı konusunda Mary'yi ikna etti.Tom convinced Mary that it wasn't his fault.
Tom Mary'ye yeni işinde mutlu olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was really happy with her new job.
Tom Mary'ye ertesi gün boş olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was free the next day.
Tom Mary'ye Sevgililer Günü'nde boş olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was free on Valentine's Day.
Tom Mary'ye meşgul olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was busy.
Tom Mary'ye yardıma ihtiyacı olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she needed some help.
Tom Mary'ye akşam yemeğinin hazır olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if dinner was ready.
Tom ona Mary olup olmadığını sordu.Tom asked her if she was Mary.
Tom golfte Mary'nin dengi olmadığını itiraf etti.Tom admitted that he was no match for Mary in golf.
Tom'un Mary'den ayrıldığına pişman olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if Tom ever regrets leaving Mary.
Sadece, Tom'un Mary'ye âşık olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly be in love with Mary.
Mary'nin burada olmadığını Tom'a zaten söyledim.I have already told Tom that Mary isn't here.
Zaman olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if there's time.
Tom o faturayı ödemek için yeterli parası olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough money to pay the bill.
Tom'un odasında olup olmadığını söylemek zordu.It was difficult to tell if Tom was in his room.
Tom yapacak daha iyi bir şey olmadığı için, odasını temizlemeye başladı.For the lack of something better to do, Tom started cleaning his room.
Tom silahının dolu olup olmadığını anlamak için kontrol etti.Tom checked to see if his gun was loaded.
Google'da biraz araştırdıktan sonra, söylediğinin gerçek olmadığından şüpheleniyorum.After a bit of googling, I suspect that what you said may not be true.
Yüzmede iyi olmadığımdan dolayı, boyumu aşan yerlerde yüzmekten kaçınırım.As I'm not good at swimming, I avoid swimming out of my depth.
Dün gece, o, iyi olup olmadığını sordu.Last night, he asked if you were well.
Dünyadaki birçok insan okumak için vakitleri olmadığından şikayet eder.Many people in the world complain that they don't have time to read.
Tom kışı geçirmek için yeterli yakacak odunu olup olmadığını merak etti.Tom wondered if he had enough firewood to make it through the winter.
Tom Mary'nin niçin mutlu olmadığını öğrenmek istedi.Tom wanted to know why Mary was not happy.
Tom bana Mary'nin onun tipi olmadığını söyledi.Tom told me that Mary wasn't his type.
Tom bana onunla bir sorunu olmadığını söyledi.Tom told me that he doesn't have a problem with that.
Tom bana sabırsızlıkla beklediği bir şeyi olmadığını söyledi.Tom told me he had nothing to look forward to.
Tom Mary'ye hikayenin gerçek olmadığını söyledi.Tom told Mary that the story wasn't true.
Tom Mary'ye bankada otururken paraya sahip olmanın iyi bir fikir olmadığını söyledi.Tom told Mary that it wasn't a good idea to have money just sitting in the bank.
Tom Mary'nin giydiğinin resmî bir parti için uygun olmadığını düşünüyordu.Tom thought what Mary was wearing wasn't appropriate for a formal party.
Tom Mary'nin sürdüğü arabanın güvenli olmadığını düşündü.Tom thought the car Mary was driving wasn't safe.
Tom evde hiç kimse olmadığını düşündü.Tom thought no one was at home.
Tom Mary'nin elbisesinin etkinlik için uygun olmadığını düşündü.Tom thought Mary's dress wasn't appropriate for the occasion.
Tom Mary'nin davranışının uygun olmadığını düşündü.Tom thought Mary's behavior was inappropriate.
Tom Mary'nin neler olduğu hakkında bir ipucu olmadığını düşünüyor.Tom thinks Mary doesn't have an inkling of what's going on.
Tom sorunla ilgili yapacağı bir şeyi olmadığını söylüyor.Tom says he has nothing to do with the matter.
Tom niyetinin kabalaşmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be rude.
Tom amacının geç kalmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be late.
Tom gidecek bir yeri olmadığını söyledi.Tom said he had nowhere to go.
Tom yanında hiç para olmadığını fark etti.Tom realized that he had no money on him.
Tom hikayenin gerçek olmadığını biliyordu.Tom knew that the story wasn't true.
Tom Mary'nin samimi olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary wasn't friendly.
Tom Mary'nin mutlu olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't happy.
Tom senin yerinde olmadığı için memnun.Tom is glad he isn't in your shoes.
Tom'un Mary'nin niçin şimdi burada olmadığına dair iyi bir fikri var.Tom has a pretty good idea why Mary isn't here now.
Tom, Mary'nin samimi olmadığını hissetti.Tom felt Mary wasn't being sincere.
Tom vitamin almanın gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to take vitamins.
Tom doktorun ona verdiği ilacı almanın gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to take the medicine the doctor had given him.
Tom o faturayı bugün ödemenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to pay that bill today.
Tom tavanı boyamanın gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to paint the ceiling.
Tom bugün ofise gitmenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to go into the office today.

İlgili Sayfalar