olmadığı ile cümle

olmadığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Tom bu öğleden sonra o sorunla ilgilenmenin gerekli olmadığına karar verdi.Tom decided that it wasn't necessary to deal with that problem this afternoon.
Tom, John'un yaptığını Mary'ye söylemenin onun işi olmadığına karar verdi.Tom decided it wasn't his job to tell Mary about what John had done.
Tom Mary'nin aşçılıkta niçin iyi olmadığını anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary wasn't very good at cooking.
Tom herkesin güvende olup olmadığını merak etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but wonder if everybody was safe.
Tom Mary'nin iyi olmadığını söyleyebildi.Tom could tell that Mary wasn't well.
Tom Mary'nin mutlu olmadığını söyleyebiliyordu.Tom could tell Mary wasn't happy.
Eğer yeterli parasını olmadığını bilseydi Tom Mary'nin biletini ödeyebilirdi.Tom could have paid for Mary's ticket if he'd known she didn't have enough money.
Tom cinayet anında cinayet mahalline yakın bir yerde olmadığını iddia ediyor.Tom claims that he wasn't anywhere near the murder scene at the time of the murder.
Tom reşit olmadığı için bu kulüpte bir içki içemez.Tom can't get a drink in this club because he's underage.
Tom Mary'nin yardıma ihtiyacı olup olmadığını anlamak için geldi.Tom came to see if Mary needed any help.
Tom Mary'yi niçin partide olmadığını sormak için aradı.Tom called Mary to ask why she wasn't at the party.
Tom bize herhangi bir sorumuz olup olmadığını sordu.Tom asked us if we had any questions.
Tom Mary'ye iyi olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she was OK.
Tom Mary'ye eve gitmesinin gerekli olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if she needed a ride home.
Tom diğer seçenekler olup olmadığını sordu.Tom asked if there were any other options.
Tom Mary'yi gören birinin olup olmadığını sordu.Tom asked if anyone had seen Mary.
Reşit olmadığı için, onlar Tom'a bir içki servisi yapmadılar.They wouldn't serve Tom a drink because he was underage.
İstediğimiz her şeyi satın almak için yeterli paramız olmadığını varsaymalısın.You should assume that we won't have enough money to buy everything we want.
Eposta mesajlarının özel olmadığını varsaymalısın.You should assume that email messages aren't private.
Kaybedecek bir şeyim olmadığını düşünüyorum.I guess I have nothing to lose.
Tek tekerlekli bisiklete binmek çok iyi olmadığım bir şey.Riding a unicycle is one thing I'm not very good at.
İyi olmadığım bir başka şey hokkabazlıktır.Juggling is another thing I'm not very good at.
Bir yolu olmadığından emin misin?You're sure there's no way?
Oreida'nın iki oğlu olup olmadığını bilmiyorum.I don't know whether Oreida has two sons.
Onunla birlikte yaşamanın o kadar kolay olmadığı çıktı.It turned out not to be so easy to live with him.
Tom onun adil olmadığını düşündü.Tom thought it was unfair.
Tom hazır olduğunu düşündü ama Mary ona onun hazır olmadığını söyledi.Tom thought he was finished, but Mary told him that he wasn't.
En azından dürüst olup mükemmel olmadığımı söylüyorum.At least I'm honest and I say I'm not perfect.
Tom bekar olmadığını hemen Mary'ye söylemeliydi.Tom should have told Mary right away that he wasn't single.
Tom suçlu olmadığını savundu.Tom pleaded not guilty.
Bazıları onun hiç var olmadığını söyler.Some say he never existed.
Bir adam uğradı ve iyi olup olmadığımı sordu.A man came over and asked if I was OK.
Ben onun bir avukat olmadığına inanıyorum.I believe he is not a lawyer.
Onu ikna etmeye çalışmanın hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorum.I think there's no point in trying to convince her.
Etrafta hiç insan olmadığında gece biraz korkutucudur.When there are no men around, the night is kinda scary.
Hiç yiyecek olmadığı için bir sürü vahşi hayvan öldü.A lot of wild animals died because there wasn't any food.
Prens aniden korumasının artık yanında olmadığını fark etti.Suddenly, the prince noticed that his bodyguard wasn't at his side anymore.
Bizim için kayıp zamanı telafi etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it isn't possible for us to make up for lost time.
Bunu yapmak için zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have time to do it.
"Enayi"nin sözlükte olmadığını biliyor muydun?Did you know "credulous" is not in the dictionary?
Tom Mary'nin yazdığı şeyin mantıklı olmadığını düşündü.Tom thought that what Mary wrote didn't make any sense.
Söyleyecek çok şeyimin olmadığı bir gündü.It was a day in which I have nothing much to say.
Ortak yönleri olmadığı için Tom ve Mary birbirleriyle geçinmiyor.Tom and Mary don't get along because they have nothing in common.
Mutluluk olmadığı için onsuz mutlu olmaya çalışacağız!As happiness doesn't exist, we shall try to be happy without it!
Burada olmadığım zaman bile lütfen çalışmaya devam et.Please keep on working even when I'm not here.
Ben başımın boş olmadığını düşünüyorum.I think that my head is not empty.
Başka seçeneğim olmadığı için onu yaptım.I did it because I had no choice.
Sen bana senin babam olmadığını mı söylüyorsun?Are you telling me you are not my father?
Onların ünlü olup olmadığı umurumda değil.I don't care if they're famous.
Burada kimse olmadığını söyledi.He said there was nobody in here.
Onun suçlu olmadığına inanan sadece biz değiliz.We are not the only ones who believe that he is not guilty.
Onun söylediğinin doğru olmadığını öğrendik.We found out that what he said wasn't true.
O zamanı olmadığına dair şikayet etmeye devam ediyor.She keeps complaining that she doesn't have time.
Taksi olmadığı için, yürümek zorunda kaldım.Since there were no taxis, I had to walk.
Taksi olmadığı için yürümek zorunda kaldım.I had to walk because there were no taxis.
Git ve Bay Wilson'un evde olup olmadığına bak.Go and see if Mr. Wilson is at home.
Bir şeyin doğru olmadığına dair bir önsezim vardı.I had a premonition that something wasn't right.
Hazır olmadığı için onsuz gittik.We went without him because he wasn't ready.
Hiç müşteri olmadığı için dükkânı erken kapattık.Since there were no customers, we closed the shop early.
Kesinlikle gidip bir film izlemek istiyorum ama zamanım olup olmadığından emin değilim.I’d certainly like to go and watch a film, but I’m not sure if I have time.

İlgili Sayfalar