olmadığı ile cümle

olmadığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Toplantının sonuna kadar hiç kimse orada olmadığımı fark etmedi.Nobody noticed that she was absent until the end of the meeting.
Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.In the country of the blind, the one-eyed man is king.
Onun iyi olmadığını gerçekten düşünüyor musun?Do you really think it's no good?
Atasözlerini İngilizceye çevirmede bir amacın olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there is any point in translating proverbs into English.
Herhangi bir mevcut pozisyonunuz olup olmadığını sormak için yazıyorum.I am writing to inquire whether you have any positions available.
Bütün kızların neden lezbiyen olmadığını anlamadım.I don't get why not all girls are lesbians.
Birileri beni aramaya gelirse, lütfen onlara içeride olmadığımı söyler misiniz?If someone comes looking for me, would you please tell them that I'm not in?
Benim kadar heyecanlı olmadığına inanamıyorum.I can't believe you're not as excited as I am.
Yemek için tamam olmadığını söylemedim.I didn't say it wasn't OK to eat.
Size layık olmadığımı biliyorum.I know that I don't deserve you.
Sana layık olmadığımı biliyorum.I know that I don't deserve you.
Birinin bana yardım edebilmesinin pek olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone can help me.
Birinin beni tanımasının oldukça olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone knows me.
Bütün bu şeyleri satabileceğimizin oldukça olası olmadığını biliyorum.I know that it is highly unlikely that we'll be able to sell all this stuff.
Yemek yemek istememe rağmen, yemek yiyecek yeterli zamanımın olmadığını fark ettim.I realized that even though I wanted to eat, I didn't have enough time.
Ben hâlâ onun bugün geleceğinin olası olmadığını düşünüyorum.I still think it's unlikely that he'll come today.
Ben, benim çalıntı motosikletimi tekrar görmemin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that I'll ever see my stolen motorcycle again.
Ben bu hapishaneden kaçmayı başarabilmemizin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that we'll be able to escape from this prison.
Ben, ulusal hükümetten herhangi bir yardım almamızın çok olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that we'll ever get any help from the national government.
Senin onu tek başına yapabilmenin pek olası olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that you'll be able to do that by yourself.
Böyle bir durumun tekrar olacağının olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that a situation like this one would ever occur again.
Herhangi bir mağazanın bu modeli o fiyata satacağının olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that any store would sell this model for that price.
Sürücü sınavını geçebileceğimin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that I'll be able to pass my driving test.
Bitkilerin acı hissetmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that plants feel pain.
Bir sonraki modelin bundan daha iyi olacağının olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that the next model will be any better than this one.
Sadece bizimle paylaşacak deneyiminiz olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if you have any experiences you would like to share with us.
Gerçekten bir tesadüf olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if it really was a coincidence.
Bir şey olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if something has happened.
Çoğu insan et yemenin bir sakıncası olmadığını düşünüyor.Most people think that it's OK to eat meat.
Annem ebeveynliğe tamamen hazır olmak için yapabileceğimiz bir şey olmadığını söyledi.My mother said there was nothing I could do to completely prepare for parenthood.
Artık genç olmadığım için, onu artık yapamam.Since I'm no longer young, I can't do that anymore.
İyi haber kanser olmadığınızdır.The good news is that you don't have cancer.
Yeterli paramız olmadığı için planlarımızı değiştirmek zorundaydık.We had to alter our plans because we didn't have enough money.
Senin bunu bilmemen, bunun bir yalan olmadığı anlamına gelmez.Just because you didn't know about it doesn't mean it is a lie.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmadığı için mutluydu.Tom was glad he didn't have to live in Boston for more than a year.
Örümceklerin böcek olmadığı iyi bilinir.It's well-known that spiders are not insects.
Bir şeyin olmadığında, amaç düşük; Bir yere gittiğinde, amaç yüksek.When you have nothing, aim low; when you get somewhere, aim high.
Tom'un bugün niçin okulda olmadığını düşünüyorsun?Why do you think Tom wasn't at school today?
Sana Tom'un bir anadil konuşuru olmadığını düşündüren nedir?What makes you think Tom isn't a native speaker?
Tom yemek için yeterli zamanı olmadığından öğle yemeği yemeden gitti.Tom went without lunch because he didn't have enough time to eat.
Tom bana bir şey duyabildiğini fakat onun ne olduğundan emin olmadığını söyledi.Tom told me that he could hear something, but he wasn't sure what it was.
Tom şakayla çok zengin olmadığını söyledi.Tom said jokingly that he was not very rich.
Tom ellerinin temiz olmadığını fark etti.Tom noticed that his hands weren't clean.
Tom bunun doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether it's true or not.
Tom onun yeni olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether it's new or not.
Tom orada olmadığı için ne olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know what happened because he wasn't there.
Tom onun doğru olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know if it is true or not.
Tom okul malzemelerini almak için yeterli parasının olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know if he has enough money to buy school supplies.
Tom yeterli parası olmadığı için bizimle Boston'a gidemedi.Tom couldn't go to Boston with us because he didn't have enough money.
Tom çorbanın yeterince sıcak olmadığını şikâyet etti.Tom complained that the soup was not hot enough.
Tom'un yeterli parası olmadığı için satın almak istediği şeyi alamaz.Tom can't buy what he wants to buy because he doesn't have enough money.
Tom patronu civarda olmadığı zaman bir patron gibi davrandıTom acted as the boss whenever the boss wasn't around.
Tom daha önce söylediğinin doğru olmadığını kabul etti.Tom acknowledged that what he said earlier was not true.
Onlar cesedin Tom'a ait olup olmadığını anlamak için bir DNA karşılaştırması yaptılar.They did a DNA comparison to see if the body was Tom's.
Tom'un üniversiteden mezun olmadığı ortaya çıktı.It turns out that Tom never graduated from college.
Ben sadece Tom'un muhtemelen hala okulda olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if Tom could possibly still be at school.
Sadece yangını çıkaran kişinin belki Tom olup olmadığını merak ediyordum.I was just wondering if maybe Tom was the one who started the fire.
Tom'un seçilmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that Tom will get elected.
Tom'un tutuklanmasının pek ihtimali olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that Tom will be arrested.
Tom'un şu anda Boston'da olmadığını duyuyorum.I hear that Tom isn't in Boston now.

İlgili Sayfalar