olmadığı ile cümle

olmadığı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O benim sahip olmadığım bir şeye sahip: inançHe has something that I don't: faith.
Tom, ailesinin yeterli parası olmadığı için üniversiteye gidemedi.Tom couldn't go to college because his family didn't have enough money.
Televizyonda iyi bir şey olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there is anything good on TV.
Tom bizim erkenden ayrılmamıza hiçbir itirazı olmadığını söyledi.Tom said he had no objection to our leaving early.
Tom mazisine bakıp, hayatta başarı gösterdiği bir şeyler olup olmadığını düşündü.Tom looked back on his life and wondered if he'd actually accomplished anything.
Bu restoranın pulaosu olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if this restaurant has pulao.
Takıma alınmaman yeteneğin olmadığı anlamına gelmez.Being cut from the team doesn't mean that you have no talent.
Tom pencereyi kıran kişi olmadığını söylüyor.Tom says that he wasn't the one who broke the window.
Fırınım olmadığı için ekmek pişiremem.I can't bake bread because I don't have an oven.
Tom bana seninle evlenmeye niyeti olmadığını söyledi.Tom told me that he has no intention of marrying you.
Onun seninle evlenmeye niyeti olmadığı açık.It's clear that he has no intention of marrying you.
Tom'un seninle evlenmek gibi bir niyeti olmadığı aşikar.It's clear that Tom has no intention of marrying you.
Yeterince sahip olmadığımız bir şey var.There's something we don't have enough of.
Tom odanın boş olup olmadığını hatırlamadı.Tom didn't remember whether the room was empty or not.
"Test nasıldı?" "Çok zor olmadığını düşündüm.""How was the test?" "I thought it wasn't too hard."
Yöneticiler yemek yemenin heyecan verici olmadığını düşünüyor.The managers think that it isn't exciting to eat.
Balıkçılar koşmanın sıkıcı olmadığını düşünüyor.The fishermen think it isn't boring to jog.
Sabah olduğunda Prenses onun hala hayatta olup olmadığını görmek için geldi.When morning dawned, the Princess came to see if he was still alive.
Bay Leblanc'a yarın boş olup olmadığını sor.Ask Mr. Leblanc if he is free tomorrow.
Tom'un neden burada olmadığını biliyor musun?Do you know why Tom isn't here?
Manastır Mary'ye keşiş hayatının ona uyduğundan tamamen emin olup olmadığını sordu.The abbess asked Mary if she was completely sure that the monastic life fit her.
Tom kendi öğle yemeğini hazırlamak için yeterli zamanını olmadığını söyledi.Tom said that he didn't have enough time to make his own lunch.
Tom'un burada olmadığına sevindim.I'm glad Tom isn't here.
Tom'un artık burada olmadığına sevindim.I'm glad Tom isn't here anymore.
Sana bir şey olmadığını söylüyorum.I'm telling you nothing happened.
Tom bunun asla olmadığında ısrar etti.Tom insisted it never happened.
Bunun doğru olmadığını umuyoruz.We're hoping that's not true.
Dünyanın evrenin merkezi olmadığını bilmelisin.You should know the Earth isn't the centre of the cosmos.
Yalnız olmadığımı biliyorum.I know I'm not alone.
Yeterince iyi olmadığımı biliyorum.I know I'm not good enough.
Bunun adil olmadığını düşünüyorum.I think this isn't fair.
Tom'un haklı olmadığını düşünüyorum.I think Tom isn't right.
Tom'un ciddi olmadığını düşünüyorum.I think Tom isn't serious.
Senin planının gerçekçi olmadığını düşünüyorum.I think your plan is not realistic.
Ben suçlu olmadığımı söylüyorum.I say I'm not guilty.
Adam bir kaynanası olmadığı için ilk şanslı dilenciydi.Adam was the first lucky beggar because he didn't have a mother-in law.
Bunun uygun olmadığını düşündüm.I thought it wasn't appropriate.
Bunun kasıtlı olmadığından eminim.I'm sure it wasn't intentional.
Mutluluk olmadığı için onsuz mutlu olmaya gayret etmeliyiz.Since happiness doesn't exist, we must strive to be happy without it.
Müziğimin herkes için olmadığını biliyorum.I know my music isn't for everyone.
Tom bir uzman olmadığını söyledi.Tom said he's no expert.
Onun doğru olmadığını biliyoruz.We know that's not true.
Tom saklayacak bir şeyi olmadığını söyledi.Tom said that he had nothing to hide.
Tom onun doğru olmadığını söyledi.Tom said that isn't true.
Tom bunun doğru olmadığını söyler.Tom says that's not true.
Tom bunun adil olmadığını söyler.Tom says that's not fair.
Tom mutlu olmadığını söyledi.Tom said he wasn't happy.
Mary bir Hristiyan olmadığını söyledi.Mary said that she wasn't a Christian.
Tom bir Hristiyan olmadığını söyledi.Tom said that he wasn't a Christian.
Tom onun iyi bir fikir olmadığını düşünüyor.Tom thinks that's not a good idea.
Onun neden orada olmadığını merak ediyorum.I wonder why he wasn't there.
Mary Tom'un kızı olmadığını söyledi.Mary said that she wasn't Tom's daughter.
Tom Mary'nin oğlu olmadığını söyledi.Tom said that he wasn't Mary's son.
O benim annem olmadığını söyledi.She said that she was not my mother.
Tom bana babasının evde olmadığını söyledi.Tom told me his father wasn't at home.
Tom bunun yeterli olmadığını söylüyor.Tom says that's not enough.
Tom endişeli olmadığını söylüyor.Tom says he's not worried.
Tom dün burada olmadığını söylüyor. O başka biri olmalı.Tom says he wasn't here yesterday. It must've been someone else.
Tom burada mutlu olmadığını söyledi.Tom said he wasn't happy here.
Tom endişelenecek bir şey olmadığını söyledi.Tom said there was nothing to worry about.

İlgili Sayfalar