Olgunlaştığında kahverengimsi sarı bir renk almaktadır.Z žganjem dobi rumeno do zlato barvo.
Cinsel olgunluğa üç yaşında ulaşır ve 28 yıl kadar yaşayabilir.Spolno dozori v tretjem letu starosti, živi pa lahko do 20 let.
And kondorları cinsel olgunluğa beş ya da altı yaşından önce ulaşmaz.Spolna zrelost in razmnoževanje se ne pojavita dokler ptica ni stara pet ali šest let.
Meyvelerinin olgunlaşması 3 ila 6 ayı bulabilir.Čaj lahko prelijemo od trikrat do šestkrat.
Genç kuşlar iki ila beş yıl arasında cinsel olgunluğa erişirler.Severni medved doseže spolno zrelost med tretjim in petim letom.
Kozalak pulları olgunlaştığında dağılır.V odraslosti se disk tanjša.
Sonbaharda olgunlaşan meyve kış boyunca bitki üzerinde kalır.Plodovi lahko na drevesu ostanejo skozi vso zimo.
Olgunlaşma, öğrenmenin ön koşuludur.Inteligentnost je torej pogoj za učenje.
Erişkin erkek bireyler 8, dişiler ise 5 yaşında cinsel olgunluğa ulaşır.Dočaka lahko starost do 20 let, spolno pa dozori v petem letu življenja.
15 ayda cinsel olgunluğa erişir.Spolno aktivni postanejo pri petih tednih.
15 ayda cinsel olgunluğa erişir.Lytinis susilaikymas po penkiasdešimties metų.
Üreme olgunluğuna dişiler 1,5 , erkekler 2,5 yılda ulaşır.Patinai lytiškai subręsta po 1,5, patelės – po 2,5 metų.
Palamutlar acıdır ve 6 ayda olgunlaşır.Vaisius – kaulavaisis, subręstantis per 6 mėnesius.
Sasuke daha büyüyüp olgunlaşmış ve çok daha güçlü olmuştur.Sajanas pasidaro dar aršesnis ir daug stipresnis negu pirma.
Yavrular 30-45 gün boyunca emzirilir ve 8-12 ay sonra kendileri üreyebilecek olgunluğa ulaşırlar.Po 5-6 jie pradeda maitintis patys, o po 14-20 dienų tampa visiškai nepriklausomi.
Şu an tahmin edilen nüfusu 50-250 arası olgun kuştur.Dabartinė rūšies populiacija yra maždaug 250–350 paukščių.
Olgun meyveleri mavi-siyah dumanlıdır.Vaisius - tamsiai purpurinis obuolėlis.
Bu olgunun kökeni açıkça anlaşılmış değildir.Kaip jie buvo renkami nėra visiškai aišku.
Ayrıca Şanıvar Olgun eski eşidir.Trita – labai sena Vedų dievybė.
Her olgunun bir hikayesi vardır.Igal lausungil on ajalugu.
13 yaşına geldiği zaman olgunlaşan sesi ile dikkati çekmeye başladı.13-aastaselt hakkas ta suusahüpetes silma paistma.
Olgunun yapısı işlerin durumlarının yapılarından oluşur.Tõsiasja struktuur koosneb asjaolude struktuuridest.
Cinsel olgunluğa erişme sürecinde fiziksel görünümde de değişiklikler görülebilir.Arstile tuleks füüsiliste kaebuste kõrval kindlasti rääkida ka psüühilise tasakaalu muutustest.
Bu öncül hücreler, farklılaşmış olgun hücreye dönüşmeden önce birkaç bölünme döngüsüne girebilir.Nad saavad läbida mitu jagunemist enne, kui diferentseeruvad täiskasvanud rakuks.
Gelişme, olgunlaşma ve öğrenme etkileşimlerinin bir ürünüdür.2) Areng on õppimise tagajärg.
Bu olaydan sonra kendisini "daha büyümüş-olgunlaşmış" hissettiğini söylemiştir.Pärast seda on ta avalikult tunnistanud, et tunneb ennast palju õnnelikuma.
Nisan ayında çiçek açar, meyvesi sonbaharda olgunlaşır.Õied puhkevad suvel ja viljad valmivad sügisel.
Kızıl kuyruklu şahin cinsel olgunluğa iki yaşında ulaşır.Emane punahirv saavutab suguküpsuse teisel eluaastal.
Eşeysel olgunluğa 10 yaşlarında ulaşırlar.Suguküpseks saavad nad alles 10-aastaselt.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.19 évesen teljesértékű moziszínész voltam, azonban még mindig definíció után kutattam.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.19세에는, 저는 완전히 독립된 영화배우였지만, 여전히 정의를 찾아헤메고 있었습니다.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.19 tuổi, Tôi đã là một diễn viên chuyên nghiệp, nhưng vẫn hoang mang trên con đường tìm kiếm bản thân mình.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.19歲的時候, 我已成為一個完羽翼豐滿的電影演員, 但系我仲系到找尋自我的定義。
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.A 19 anni, ero un'attrice cinematografica matura, ma ancora alla ricerca di una definizione.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.À l'âge de 19 ans, j'étais une actrice de cinéma à part entière, mais toujours en quête d'une définition.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.A los 19 años ya era una actriz de cine consagrada pero seguía en la búsqueda de una definición.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Aos 19 anos, eu era uma actriz de cinema completa, mas ainda a tentar definir-me.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.La 19 ani, eram actriţă de film cu drepturi depline, dar încă mai căutam o definire.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Mit 19, war ich eine gut ausgebildete Filmschauspielerin aber immer noch auf der Suche nach einer Definition.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Op mijn 19de was ik een volwassen filmactrice maar nog steeds op zoek naar definitie.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Pada umur 19 tahun, Aku menjadi aktor film yang benar-benar dewasa, namun masih mencari penjelasan.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.V devatenácti jsem byla plnohodnotnou filmovou herečkou, ale stále jsem hledala definici.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Vid 19 års ålder var jag en fullfjädrad filmskådespelare, men sökte fortfarande efter definition.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.W wieku 19 lat byłam już stuprocentową aktorką, lecz nadal szukałam określenia.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Στα 19, ήμουν επίσημα ηθοποιός ταινιών, αλλά ακόμα έψαχνα ορισμό.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.До 19-ти років я була цілком реалізованою актрисою, але все ще в пошуках самовизначення.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.До деветнайсет годишнината си бях напълно квалифицирана актриса, но все още търсеща дефиниция.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.К 19-ти годам я была вполне состоявшейся киноактрисой. Но я все еще искала самоопределения.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.בגיל 19, כבר הייתי שחקנית במשרה מלאה, אך עדיין תרתי אחר זהות.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.بحلولي عمر التاسعة عشرة، كنت أصبحت ممثلة أفلام بشكل رسمي، ولكني كنت مازلت أبحث عن تعريف لي.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.映画女優になっていましたが それでも位置づけを模索していました わたしは大学で
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Blijkbaar is het een erg kieskeurige eter, en hij komt alleen af op de meest rijpe koffiebonen.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.È un tipo molto esigente, a quanto pare, perché mangia soltanto le bacche di caffè più mature.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Je velice vybíravý jedlík, pojídá jenom nejzralejší kávové třešničky.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.이 동물은 식성이 매우 까다로워 커피 열매 중에서도 가장 잘 익은 것만 골라 먹는데
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Mačka je menda zelo izbirčen jedec, kavna zrna izbira glede na zrelost.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Najwyraźniej jest bardzo wybredny, żywi się tylko najbardziej dojrzałymi owocami kawy.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Og den er åbenbart meget kræsen og den, I ved, finder frem til de mest modne kaffebønner.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Parece ser que es un devorador muy delicado y... ...devora únicamente las cerezas de café más maduras.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Segundo parece, escolhe muito bem o que come só come os grãos de café mais doces e maduros.