Ana içeriğe geç
Sözlük

olgu ile cümle

olgu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Foliküldeki oosit, potansiyel döllenmeye hazırlanmak için olgunlaşır.The oocyte in the follicle matures to prepare for potential fertilisation.
Ek olarak, olgunlaşmaya doğru toplanan kalan foliküller atreziye uğrayarak kaybedilir.In addition, the remaining follicles that were recruited towards maturation are lost by atresia.
Tarihî sömürgeleştirme olgusu, tüm dünyaya ve zamana yayılan bir olgudur.The historical phenomenon of colonization is one that stretches around the globe and across time.
Soğuk kaynak ilk olarak 1940'larda genel bir malzeme olgusu olarak kabul edilmiştir.Cold welding was first recognized as a general materials phenomenon in the 1940s.
İki yaşında tam olgunluğa ulaşırlar.They reach full maturity in their second year.
Olgunlaşmamış hamam böcekleri kanatsız olmaları dışında yetişkinlere benzerler.Immature cockroaches resemble adults except they are wingless.
Olgun kapsüller patlayarak tohumları birkaç metre uzağa fırlatırlar.The mature capsules burst, sending seeds up to several meters away.
Sonra da elde ettiği olgunun nedenlerini araştırıyor.And then by investigating the causes of the phenomenon that it has acquired.
Bu şekilde yüzeysel olgunun altındaki gerçeği ortaya çıkardığını düşünür.He thinks that in this way he reveals the truth beneath the superficial phenomenon.
Diderot etkisi, tüketim mallarıyla ilgili sosyal bir olgudur.The Diderot effect is a social phenomenon related to consumer goods.
1940'larda ortaya çıktı ve yeni olgunlaşmaya başladı.The concept originated in the 1940s and has only begun to mature.
Sanırım Tom olgunlaşmamış.Ich halte Tom für unreif.
Bu elmalar henüz olgun değil.Diese Äpfel sind noch nicht reif.
Erikler olgunlaşmıştı.Die Pflaumen waren reif.
Bir gerçek (veya olgu); var olduğu, doğru olduğu veya gerçekleştiği kabul edilen şeydir.Dazu im Kontrast steht close, near (nahe) oder true (wahr).
İnsanlar büyüyüp de olgunlaşıncaya kadar anne-babalarının onlar için yaptıklarını anlayamazlar.Es gibt jene, die nicht auf ihre Herren oder Väter hören, und jene, die Fehden mit ihren Nachbarn haben.
Bu olgu Kelvin-Helmholtz mekanizması olarak adlandırılır.Letzteres ist der sogenannte Kelvin-Helmholtz-Mechanismus.
Cinsiyet rolünü değiştiren insan olgusu, Antik çağlardan beri bilinmektedir.Das Phänomen von Menschen, welche die Geschlechtsrolle wechselten, ist seit der Antike bekannt.
Meyveler bu zamanlarında en tatlı hallerine ve olgunluklarına erişmişlerdir.Betrachtet ihre Frucht, wenn sie Früchte tragen, und ihr Reifen.
Bu çalışmalar, onun olgunluk dönemine ait eserleri üzerinde etkili olacaktır.Seine Werke können so an seinen Wirkungsstätten erlebt werden.
Yavrular, 45 gün civarında olgunlaşırlar.Die Jungvögel sind nach ca. 45 Tagen flügge.
Erkekler de cinsel olgunluğa aynı yaşlarda erişir.Ungefähr im gleichen Alter tritt auch die Geschlechtsreife ein.
( Olgun kişi hiddetini dizginler ve isteklerini kontrol eder. )(Bravo rechts) Der Präsident wiederholt seine Bitte um Mäßigung.
Bu albümden sonra vokalist Alissa White-Gluz'ın sesi daha da olgunlaştı.Auch hier gibt es wieder ein Gastbeitrag von Alissa White-Gluz.
Yaşına göre oldukça olgun, zeki ve başarılı bir kızdır.Für ihr Alter ist sie aber sehr erwachsen und klug.
Büyük flamingo 6 yaşında cinsel olgunluğuna ulaşır ve 40 yaşının üstüne kadar yaşar.Seine Geschlechtsreife erreicht der Kubaflamingo mit 6 Jahren und hat eine Lebenserwartung von über 40 Jahren.
Aguilera, 2004 yılında daha olgun bir imaj edindi.2004 vollzog Aguilera einen weiteren Wechsel hin zu einem erwachseneren Image.
Sekiz ay civarında cinsel olgunluğa ulaşırlar.Die Geschlechtsreife wird mit etwa 8 Monaten erreicht.
Şehir tarihinde önemli yer tutan olgu, 1902 yılında inşasına başlanan Presidio isimli binadır.Für die Stadtentwicklung bedeutsam war der 1902 begonnene Bau des Presidio.
Herkes bu olgunun ne olduğunu biliyor.Jeder weiß, wovon es handelt.
Kozalaklar ilk yılda olgunlaşmamıştır ve 1-2 yıldan daha fazla kalır.Das Wurzelwachstum ist zu diesem Zeitpunkt aber noch nicht abgeschlossen und dauert weitere 1 bis 2 Jahre.
4 yaşında üreme olgunluğuna erişir.Die Fruchtbarkeit setzt ab dem 4. Lebensjahr ein.
Yeşil zeytinler Ağustos ayı sonundan Kasım ayı başına kadar olan süre içinde olgunlaşır.Die Fruchtkörper erscheint von Ende August bis November mit einem Maximum im Oktober.
Madeira'nın en değerli şarabı olarak görülür 100 sene olgunlaşmış şaraplara rastlanılabilmektedir.Madeira ist vermutlich der einzige Wein, der stehend gelagert werden sollte.
Arkadaşlarımın çoğu 'Tam olgunlaşsın, millet tarafından tasvip edilsin' dediler.Inzwischen werden aber meistens noch mehr (etwa zehn) Gruppen in den Rang einer Unterfamilie gestellt.
( Olgun kişi, insanları topluma yararlılık konusunda heveslendirerek, iyi çalışmalarını sağlar. )(Offener Brief an glückliche Menschen und diejenigen, die guten Grund dazu haben) éd.
Dişiler olgunluğa 7 yaşında ulaşır.Theoretisch können sie aber ein Alter von sieben Jahren erreichen.
Eylül'de olgunlaşır.Sie reifen im September.
Bu olgu tersine de döndürülebilir.Mit diesem kann man auch rückwärts fahren.
Bu olgu UNESCO tarafından da doğrulanmıştır.Auch die UNESCO würdigte das Buch.
Meyveleri sonbaharda olgunlaşır.Die Arten fruktifizieren im Herbst.
Donmuş toprak bu alandaki yaygın bir olgudur.Gebäude dieses Typs sind im fränkischen Raum weit verbreitet.
Olgunluk sınavını Louis-le-Grand Lisesi'nde verdi.Seine Schulausbildung absolvierte er am Lycée Louis-le-Grand in Paris.
JE'de, Tanrı, bağışlayan ve fikrinin değiştirilmesi için ikna edilebilen bir olgu olarak tasvir edilir.Er wurde als lebender Gott bezeichnet, den man respektieren und verehren muss.
RTA olgularında ise prognoz kötüdür.Bei hochgradiger Atemnot ist die Prognose schlecht.
Erkeklerde penis uzunluğu cinsel olgunluğun bir belirtisi olabilir.Die Bildzeichen könnten die Vorstellungen einer steinzeitlichen Religion widerspiegeln.
Gelişmesini tamamlayan olgun larva galeriden çıkarak pupa olmak üzere genellikle kendini toprağa bırakır.Begleitet ein erwachsener Bulle die Herde, geht er in der Regel am Ende.
Yaz sonuyla sonbaharın başında olgunlaşır.Ihr Maximum liegt zu Beginn des Sommers.
Ağustosta olgunlaşır.Nebel im August.
Figürler, gençliği, olgunluğu ve yaşlılığı temsil etmektedir.Sie symbolisiert Jugend, Reife und Alter.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Mit dieser Kritik war zugleich der Anspruch verbunden, die gesellschaftlichen Verhältnisse zu verändern.
Burada öğrendik ki, kendisi aynı zamanda olgun kadınlarla ilişkiye girmekte zorluk çekiyormuş.Mit der Zeit wurde ihr bewusst, dass sie sich zunehmend zu Frauen hingezogen fühlte.
Osteosit, osteoblast hücrelerinin olgunlaşması sonucunda oluşur.Dadurch bedingt Osteocalcin das Überleben männlicher Keimzellen.
Hepsi de tipik yeni mezun olmuş öğrencilerden daha olgunlardı.Sie sind deutlich schlechter als die Ergebnisse der Vollzeitschüler.
Ancak onun adalet anlayışı onu saflığa ve olgun olmayan davranışlar göstermesine de itmiştir.Juliens Reise offenbart ihm jedoch nur seine eigene Unmündigkeit.
Kilise olgusunu çok detaylı ve büyük bir alanda inceler.Sie glich der heutigen Kirche in Grösse und Umfang ziemlich genau.
Almanya'daki trajedi olgusunu değiştirmeye çalıştı.Der Wandel des Bestattungsmarkts in Deutschland.
Bu elmalar olgunlaşmış.Wenn die Äpfel reif sind.
Evsizlik olgusunu yaşayan bireye evsiz denilmektedir.Von der Obdachlosigkeit ist im weiteren Sinn die Wohnungslosigkeit zu unterscheiden.
Köylü, bu üzümlerin neden olgunlaşmadığını bir türlü anlamıyormuş.Marie versteht nicht, warum die Güter so ungerecht verteilt sind.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod