Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Når kastanjer var modne jeg lagde en halv skæppe for vinteren.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Quando as castanhas estavam maduras eu coloquei até meio alqueire para o inverno.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Quando le castagne erano maturi ho messo la metà il moggio per l'inverno.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Wenn Kastanien reif waren, legte ich einen halben Scheffel für den Winter.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Όταν τα κάστανα ήταν ώριμες εγώ που το μισό από ένα μπούσελ για το χειμώνα.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Когато кестени са узрели, половин бушел за зимата.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Когда каштаны созрели я положил половину бушель к зиме.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.Коли каштани дозріли я поклав половину бушель до зими.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.כאשר ערמונים בשלים הנחתי חצי לבושל לחורף.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.عندما حان الكستناء وأنا وضعت نصف للبوشل لفصل الشتاء.
Kestane olgun ne zaman kış için yarım kile attı.それは当時の無限の栗の森を歩き回る、そのシーズンで非常にエキサイティングだった
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Burgerschap, Volwassenheid, Verantwoordelijkheid" -- gewoon om de pagina's op te schonen.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Civiltà, Maturità, Responsabilità" -- semplicemente per ripulire le pagine.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Civisme, Maturité, Responsabilité" -- juste pour nettoyer les pages.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Civismo, madurez, responsabilidad" -- sólo para limpiar las páginas.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar.반달리즘 방어팀(CVU) 같은 모임을 만들기도 합니다.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Politeţe, maturitate, responsabilitate" - doar pentru a curăţa acele pagini.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Uprzejmość, Dojrzałość, Odpowiedzialność", tylko po to, aby oczyszczać strony.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Văn minh, Trưởng thành, Trách nhiệm" -- để làm sạch các trang web.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Ziviler Umgang, Reife, Verantwortung" - einfach um die Seiten aufzuräumen.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Ευγένεια, Ωριμότητα, Υπευθυνότητα" -- μόνο και μόνο για να καθαρίσουν τις σελίδες.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Ввічливість, зрілість, відповідальність" - просто, щоб вичитувати сторінки.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Вежливость, Зрелость, Ответственность" — просто для очистки страниц.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."Цивилизованост, зрялост, отговорност" - просто за да почистват страниците.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."נימוס, בגרות,אחריות" -- רק כדי לנקות דפים.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar."الكياسة والنضج والمسؤولية" -- من أجل تنظيف الصفحات فقط.
"Kibarlık, Olgunluk, Sorumluluk" gibi gruplar oluşturuyorlar.ページを掃除し続けています もし週末に
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Ingen forudså frem i tiden, dette er det, man ville finde.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Keiner hat je prognostiziert, dass das herausgefunden würde.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Không ai đoán trước được đây là kết quả sẽ tìm thấy.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.무엇이 발견될 것인가에 대해 예전에 아무도 예측하지 못했습니다.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Nadie había predicho con anterioridad este resultado.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Nessuno avrebbe potuto prevedere che i risultati sarebbero stati quelli.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Niemand voorspelde dat dit is wat ze zouden vinden.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Nikdo předem nepředpověděl, k jakým výsledkům se dospěje.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Nikt nie przewidział takiego odkrycia.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Nimeni nu a prezis că se va descoperi aşa ceva.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Ninguém conseguiu prever que seria isto que encontraríamos.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Personne n'aurait pu prédire ce qui a été trouvé.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Senki nem jósolta meg előre, hogy ez lesz az eredmény.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Tidak ada yang memperkirakan hasil ini sebelumnya
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Κανείς δεν είχε προβλέψει ότι αυτό πρόκειται να βρεθεί.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Никой не можеше да предположи, че откритието ще бъде такова.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.Никто заранее не предсказывал что, это должно быть именно так.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.אף אחד לא חזה, לפני הניסויים, שזה מה שיימצא
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.ولم يكن أحد ليتوقع تلك النتيجة.
Kimse böyle bir olguyu gözlenene kadar tahmin edememişti.想像に反する発見でした
Kişisel olarak çok daha önemli bulduğum bir olguyu sık sık gözlemlemekteyim.Para mí, es mucho más significativo otro fenómeno que he observado con frecuencia.
Kişisel olarak çok daha önemli bulduğum bir olguyu sık sık gözlemlemekteyim.Πολύ σημαντικότερο για μένα προσωπικά είναι ένα άλλο φαινόμενο που συχνά παρατηρούσα.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Chúng ta biết điều này ở dạng mang tính nhận thức hơn, như ngôn ngữ.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Ennek nagyon is tudatában vagyunk, olyan kognitív tulajdonságok formájában, mint a nyelv.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Jesteśmy tego bardzo świadomi w formach atrybutów poznawczych, na przykład w języku.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Kita sangat menyadari hal ini dalam bentuk yang lebih bersifat kognitif, seperti bahasa.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.우리는 언어같이 보다 더 인지적인 분야에서 두뇌가 이렇게 작용한다는 것을 이미 잘 알고 있지요.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Nous sommes très conscients de cela sous la forme d'attributs plus cognitifs, comme le langage.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Pekne to vidíme na kognitívnejších atribútoch, akým je jazyk.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Siamo coscienti di ciò sottoforma di attributi maggiormente cognitivi, come il linguaggio.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Somos muy conscientes de esto con respecto a atributos más cognitivos, como el lenguaje.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Suntem mult mai conștienți de asta sub forma unor atribute cognitive, cum e limbajul.
Lisan gibi daha kavramsal olgularla biz bunun gayet farkındayız.Temos plena consciência disto quando toma a forma de atributos mais cognitivos, como a linguagem.