Ana içeriğe geç
Sözlük

olgu ile cümle

olgu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.Ik denk dat het belangrijkste is als je een zoekmachine gaat bouwen om een heel goede 'corpus' te hebben.
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.In unserem Fall haben wir das World Wide Web genommen, das zu der Zeit deutlich kleiner war als heute.
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.Me käytimme WWW:tä, joka siihen aikaan todella oli pienempi, mitä nykyään.
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.No nosso caso, usámos a world wide web (WWW), que na época era significativamente menor do que é hoje.
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.W naszym przypadku użyliśmy sieci internetowej, która w tamtym czasie była o wiele mniejsza niż jest dzisiaj.
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.В нашем случае мы использовали всемирную паутину, которая в то время была, конечно, меньше, чем сегодня
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.במקרה שלנו השתמשנו ברשת האינטרנט, אשר בזמנו הייתה לבטח קטנה יותר מאשר היום.
Biz kendi olgumuzda, world wide web kullandik, o zamanlar bugune nazaran kesinlikle daha kucuktu.でも当時は最先端で新鮮だった
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.A to je ten druh disciplíny, který je zapotřebí pro uvědomělé používání tohoto média.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Dan itulah sebuah jenis disiplin yang dibutuhkan untuk membuat penggunaan media ini secara amat dewasa.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Das ist die Art von Disziplin welche man braucht um dieses Medium emanzipiert zu benutzen.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Dat is het soort discipline... dat nodig is voor echt volwassen gebruik... van dit medium.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.É esse o tipo de disciplina necessário para utilizar as redes sociais de maneira madura.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.E questo tipo di atteggiamento porta a un utilizzo più responsabile di questi media.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.És ez a fajta fegyelem az, amire szükség van e médium érett használatához.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Et c'est le genre de discipline qu'il convient de s'imposer pour utiliser ces médias avec une réelle maturité.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.미디어를 정말로 성숙하게 사용하기 위한 필수요소입니다. 미디어, 우리가 과거에 알고 있는 미디어 지형은
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Oto rodzaj dyscypliny, którego potrzeba, jeśli chce się używać mediów w sposób dojrzały.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Si asta este disciplina de care avem nevoie pentru a utiliza in mod matur acest tip de media.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Taka vrsta discipliniranega delovanja je potrebna za zares odraslo uporabo tega medija.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Y esa es la clase de disciplina que implica hacer un uso realmente maduro de los medios.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Κι αυτή είναι η πειθαρχία που χρειάζεται για να κάνει κανείς ώριμη χρήση αυτών των ΜΜΕ.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.Именно такая дисциплина помогает использовать этот ресурс грамотно.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.И това е видът дисциплина, необходима за наистина зряла употреба на тези медии.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.וזוהי צורת הניהול הנחוצה כדי להבשיל את השימוש באמצעי התקשורת הזה.
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.التي نحتاجها لإستخدام ناضج لهذه الوسيلة الإعلامية الإعلام ، وأفق الإعلام كما عهدناه
Böyle bir disiplin, bu medyadan olgun bir şekilde faydalanılması için şart.このメディアを真に使いこなすために 必要なものなのです 私たちの知っていたメディアの状況
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.A társas termelés nem valami hóbort, a társas termelés tény.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Deci producția socială, colectivă e un fapt concret, nu o modă trecătoare.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Donc, la production sociale est un fait réel, pas une lubie.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Entonces, la producción social es un hecho, no una moda pasajera.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Jadi, produksi sosial adalah fakta nyata, bukan tren sementara.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.자, 사회적 생산은 유행이 아니라 실제 사실입니다.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Kortom, sociale productie is een feit, geen rage.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.La produzione collettiva, quindi, é un fatto reale, non una cosa passeggera.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Por isso, a produção social é um facto real, não uma moda.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Soziale Produktion ist also Tatsache, keine Mode.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Tak więc społeczna produkcja to fakt, a nie moda.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Затова, социалната продукция е реален факт.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.Итак, социальный продукт — это действительность, а не фантазия
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.אז ייצור קבוצתי הוא עובדה, לא שיגעון חולף.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.إذاً، فالإنتاج الإجتماعي هو حقيقة ماثلة، ليس بدعة.
Böylece, toplumsal üretim geçici bir moda değil, gerçek bir olgudur.それはインターネットにより始まった長い変化なのです
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.Deste modo, fornece aos seus públicos um panorama fundamentado do fenómeno da droga a nível europeu.
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.Dostarcza odbiorcom oparty na dowodach obraz zjawiska narkomanii na szczeblu europejskim.
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.E tevékenysége révén célközönségének tényeken alapuló képet ad a kábítószerek európai szintű jelenségéről.
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.Genom att göra detta ger ECNN sin publik en faktabaserad bild av narkotikasituationen på europeisk nivå.
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.Pre svojich adresátov takto poskytuje na dôkazoch založený obraz o drogovom fenoméne na celoeurópskej úrovni.
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.Prin aceasta, OEDT oferă publicului său o imagine documentată privind fenomenul drogurilor la nivel european.
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.Svým uživatelům tak poskytuje fakty podložený obrázek tohoto jevu na celoevropské úrovni.
Böylelikle, hedef kitlelerine Avrupa düzeyindeki uyuşturucu olgusunun kanıt temelli bir tablosunu sunar.Tako svojemu občinstvu zagotavlja z dokazi podprto sliko pojava drog na evropski ravni.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.Ao atingir a maturidade dos 30, tenho pensado bastante no que significa crescer neste terrível e belo momento.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.Con la madurez de mis 30 años, he estado pensando en lo que significa crecer en esta época horrible y hermosa.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.이제 서른 살이라는 원숙한 나이가 되어서야 어른이 된다는 것이 뭘 의미하는지 많이 생각했습니다. 이 무시무시하고도 아름다운 시대에 말이죠.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.Mai érett, harmincéves fejjel sokat gondolkodtam azon, hogy mit is jelent felnőni szörnyű, gyönyörű korunkban.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.V tomto zrelom veku 30 rokov sa veľa zamýšľam nad tým, čo znamená vyrastať v tejto hroznej, nádhernej dobe.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.W dojrzałym wieku 30 lat, Dużo myślę co to znaczy być dorosłym w tym okropnym, pięknym okresie.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.Στην ώριμη ηλικία των 30, σκέφτομαι συχνά τι σημαίνει να μεγαλώνεις σ΄ αυτήν την τρομερή και όμορφη εποχή.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.В свои зрелые 30 лет я много размышляю о том, что это значит - взрослеть в это ужасное и прекрасное время.
Bu 30 yaş olgunluğumda, o korkunç ama güzel dönemde büyümenin ne demek olduğunu çok düşündüm.В цьому зрілому віці 30 років, я багато думала про те, що значить зростати в ці жахливі, прекрасні часи.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod