19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.19歲的時候, 我已成為一個完羽翼豐滿的電影演員, 但系我仲系到找尋自我的定義。
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.A 19 anni, ero un'attrice cinematografica matura, ma ancora alla ricerca di una definizione.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.À l'âge de 19 ans, j'étais une actrice de cinéma à part entière, mais toujours en quête d'une définition.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.A los 19 años ya era una actriz de cine consagrada pero seguía en la búsqueda de una definición.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Aos 19 anos, eu era uma actriz de cinema completa, mas ainda a tentar definir-me.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.La 19 ani, eram actriţă de film cu drepturi depline, dar încă mai căutam o definire.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Mit 19, war ich eine gut ausgebildete Filmschauspielerin aber immer noch auf der Suche nach einer Definition.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Op mijn 19de was ik een volwassen filmactrice maar nog steeds op zoek naar definitie.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Pada umur 19 tahun, Aku menjadi aktor film yang benar-benar dewasa, namun masih mencari penjelasan.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.V devatenácti jsem byla plnohodnotnou filmovou herečkou, ale stále jsem hledala definici.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Vid 19 års ålder var jag en fullfjädrad filmskådespelare, men sökte fortfarande efter definition.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.W wieku 19 lat byłam już stuprocentową aktorką, lecz nadal szukałam określenia.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.Στα 19, ήμουν επίσημα ηθοποιός ταινιών, αλλά ακόμα έψαχνα ορισμό.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.До 19-ти років я була цілком реалізованою актрисою, але все ще в пошуках самовизначення.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.До деветнайсет годишнината си бях напълно квалифицирана актриса, но все още търсеща дефиниция.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.К 19-ти годам я была вполне состоявшейся киноактрисой. Но я все еще искала самоопределения.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.בגיל 19, כבר הייתי שחקנית במשרה מלאה, אך עדיין תרתי אחר זהות.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.بحلولي عمر التاسعة عشرة، كنت أصبحت ممثلة أفلام بشكل رسمي، ولكني كنت مازلت أبحث عن تعريف لي.
19'umda, tamamen olgunlaşmış bir film oyuncusuydum ama halâ bir açıklama arıyordum.映画女優になっていましたが それでも位置づけを模索していました わたしは大学で
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Blijkbaar is het een erg kieskeurige eter, en hij komt alleen af op de meest rijpe koffiebonen.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.È un tipo molto esigente, a quanto pare, perché mangia soltanto le bacche di caffè più mature.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Je velice vybíravý jedlík, pojídá jenom nejzralejší kávové třešničky.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.이 동물은 식성이 매우 까다로워 커피 열매 중에서도 가장 잘 익은 것만 골라 먹는데
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Mačka je menda zelo izbirčen jedec, kavna zrna izbira glede na zrelost.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Najwyraźniej jest bardzo wybredny, żywi się tylko najbardziej dojrzałymi owocami kawy.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Og den er åbenbart meget kræsen og den, I ved, finder frem til de mest modne kaffebønner.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Parece ser que es un devorador muy delicado y... ...devora únicamente las cerezas de café más maduras.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Segundo parece, escolhe muito bem o que come só come os grãos de café mais doces e maduros.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Şi se pare că este foare mofturoasă, pentru că nu mănâncă decât cele mai coapte boabe de cafea.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Úgy látszik, nagyon válogatós, és hát csak a legérettebb kávétermést veszi célba.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Và rõ ràng là nó rất kén chọn, bạn biết đấy, chỉ ăn những hạt cafe hảo hạng.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.Очевидно е много придирчива в яденето, и се насочва само към най-зрелите кафеени плодове.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.הוא אנין טעם ביותר, ולכן הוא מתביית רק על דובדבני הקפה הבשלים ביותר.
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.والذي يظهر أنه آكل صعب الارضاء ، حيث أنه يتجه نحو أنضج حبوب القهوة فقط
Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor.最も完熟したコーヒーの実のみを巣に持ち帰ります そして消化器内の酵素がコーヒー豆にくっつきます
Adalar zaman içinde olgunlaştıkça biz de onları neyin bu kadar özel kıldığını daha iyi anlıyoruzA stejně jak ostrovy časem dozrávají, uzrálo i naše porozumění jejich výjimečnosti.
Adalar zaman içinde olgunlaştıkça biz de onları neyin bu kadar özel kıldığını daha iyi anlıyoruz'Οπως τα νησιά ωριμάζουν με το χρόνο... το ίδιο και η αντίληψή μας για το τι τα κάνει ξεχωριστά.
Adalar zaman içinde olgunlaştıkça biz de onları neyin bu kadar özel kıldığını daha iyi anlıyoruzА вместе с ними неизменным останется и представление о том, что делает эти места такими необычными.
Adalar zaman içinde olgunlaştıkça biz de onları neyin bu kadar özel kıldığını daha iyi anlıyoruzבדיוק כמו שהאיים ,מתפתחים עם הזמן כך גם הבנתנו על מה .הופך אותם לכל-כך מיוחדים
Adalar zaman içinde olgunlaştıkça biz de onları neyin bu kadar özel kıldığını daha iyi anlıyoruzكما الجزر تنضج خلال الوقت , كذلك فهمنا حول ما الذي يجعلهم خاصّون
Adını poponla yazmak zorunda kalırsın! Sen gerçekten olgun değilsin!Con phải dùng mông viết tên mình! mẹ thật là trẻ con!
Ama ben cebimden hesap makinamı çıkartıp hesap yapınca, tek gerçek olgu elektronik devreler ve onun davranışı.그러나 주머니에서 계산기를 꺼내 두드리면, 전자 회로와 그 작동만이 본질적인 현상이 됩니다.
Ama ben cebimden hesap makinamı çıkartıp hesap yapınca, tek gerçek olgu elektronik devreler ve onun davranışı.Kun kaivan taskulaskimeni esille ja lasken, ainoa ehdoton ilmiö on elektronipiiri ja sen käyttäytyminen.
Ama ben cebimden hesap makinamı çıkartıp hesap yapınca, tek gerçek olgu elektronik devreler ve onun davranışı.Но когда я пользуюсь карманным калькулятором, единственным реальным явлением является электрический ток.
Ama ben cebimden hesap makinamı çıkartıp hesap yapınca, tek gerçek olgu elektronik devreler ve onun davranışı.لكن عندما أخرج حاسبة جيبي و أعمل الحسبة، الظاهرة الضمنية الوحيدة هي الدارة الإلكترونية و سلوكها
Ama ben cebimden hesap makinamı çıkartıp hesap yapınca, tek gerçek olgu elektronik devreler ve onun davranışı.計算する場合 本質的な事象は 電気回路と その挙動だけです それだけが絶対的な事象で
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Aber diese genetischen Unterschiede sind ein relativ junges Phänomen in unserer Geschichte.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Ale tyto genetické odlišnosti jsou relativně nedávný fenomén naší historie.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Avšak tieto genetické rozdiely, ktoré pozorujeme dnes sú relatívne nedávny fenomén v našej histórii.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .하지만 이런 유전적 차이는 우리 역사에서 비교적 최근의 현상입니다.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Ma queste differenze genetiche, sono fenomeni relativamente recenti nella nostra storia.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Nhưng những khác biệt về di truyền này là một hiện tượng khá gần đây trong lịch sử nhân loại.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Perbedaan genetik merupakan fenomena baru dalam sejarah
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Pero estas diferencias genéticas, son un fenómeno relativamente reciente en nuestra historia.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Но тези генетични различия са сравнително ново явление в нашата история.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .Проте ці генетичні відмінності є відносно недавнім феноменом нашої історії.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .אבל תופעה הגנטית הזו היא חדשה יחסית.
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .لكن هذه الفروق الجينية هي ظاهرة حديثة نسبياً في تاريخنا
Ama bu genetik farklılıklar tarihimizde nispeten yeni bir olgu. .そんなに長い間、わたしたちは離れてはいなかったのですから。
Ama bu olgu kısmi diferansiyel denklemler için de geçerlidir. -A to se hodí když začnete probírat parciální diferenciální rovnice, atd, atd.