olduğu gibi ile cümle
olduğu gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
13
ORT. KELİME
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.Dit betekent dat de zang van bultruggen een vorm van cultuur is, net als muziek bij mensen.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.Ez azt jelenti, hogy a hosszúszárnyúak éneke egyfajta állati kultúra, pont úgy, ahogy az embereknek a zene.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.따라서, 흑고래의 노래는 인간들이 듣는 음악같이 하나의 해양동물의 문화로 볼 수 있습니다.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.Pieśni humbaków to część kultury zwierząt, jak muzyka u ludzi.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.To znamená, že pieseň dlhoplutvých je istou formou zvieracej kultúry tak, ako je hudba pre ľudí.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.Това значи, че тази песен на гърбатите е форма на животинска култура, точно като музиката за хората.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.Это означает, что песня горбатого кита является формой культуры животных, как музыка для человека.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.זה אומר שהשיר של גדולי הסנפיר הוא סוג של תרבות של בעלי חיים, ממש כמו שמוזיקה יכולה להיות עבור בני אדם.
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.هذا يعني .. ان نغمات الحيتان المحدبة هي شكل من الثقافة الحيوانية مثلها مثل الموسيقى لدى البشر
Bu kambur balina şarkısı bir çeşit hayvan kültürüdür, insanların müziklerinde olduğu gibi.人間にとっての音楽と同じように 一種の文化なのです これを示す とても面白い例が
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Ce n'est pas quelque chose de mauvais et décrié, ce qui arrive dans beaucoup de sociétés.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Es ist nichts Schlimmes oder Diskriminierendes, wie es von vielen in der Gesellschaft oft wahrgenommen wird...
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Ez nem valami rossz, gyalázni való dolog, ahogy néhány közösségben kezelik.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Het is niet iets slecht, het is geen schande terwijl dat in veel maatschappijen zo wordt uitgedragen.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.기업가라는 것은 나쁜 것이나 비난 받을 것이 아닙니다. 그러나 많은 사회들이 그렇게 취급합니다.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.No es algo malo y vilipendiado, que es lo que sucede en gran parte de la sociedad.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Nó không phải điều xấu xa, nhục nhã theo định kiến của nhiều người trong xã hội.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Nu este un lucru rău, dar este demonizat și asta se întâmplă în multe societăți.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Że nie ma w niej nic złego, choć wielu ją oczernia.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Že to není nic špatného a nebo ostudného, což se v některých kruzích úplně takto nevnímá.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Δεν είναι κάτι κακό, παρόλο που δυσφημείται, πράγμα που συμβαίνει πολύ στην κοινωνία μας.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Не е нещо лошо и охулено, което се случва в голяма част от обществото.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Це не щось погане та ганебне, як це часто трапляється в суспільстві.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.Это не плохая и не приниженная профессия, хотя так многие считают.
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.זה לא משהו רע או שצריך להתבייש בו למרות שזה מה שקורה בקהילות מסויימות
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.وليس شيئا سيئا أو مذموما وهو ما يحدث في الكثير من المجتمعات
Bu kötü bir şey değildir ve sadece birçok toplumda olduğu gibi, iftiraya uğramıştır.多くの社会ではそんな扱いを受けています 子供は 成長していく中で夢を持っているものです
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.A dla tej jest powinien, jako za lud, tak i sam za się ofiarować za grzechy.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.a pre ňu je povinný, jako za ľud, tak i za seba donášať obeti za hriechy.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.A pro ni povinen jest, jakož za lid, tak i za sebe samého obětovati oběti za hříchy.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.Ấy bởi sự yếu đuối đó mà người buộc phải vì tội lỗi mình dâng của tế lễ, cũng như vì tội lỗi của dân chúng.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.Ấy bởi sự yếu_đuối đó mà người buộc phải vì tội_lỗi mình dâng của tế_lễ , cũng_như vì tội_lỗi của dân_chúng .
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.Darum muß er auch, gleichwie für das Volk, also auch für sich selbst opfern für die Sünden.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.E por esta razão deve ele, tanto pelo povo como também por si mesmo, oferecer sacrifício pelos pecados.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.És ezért köteles, miképen a népért, azonképen önmagáért is áldozni a bûnökért.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.Hij staat immers aan dezelfde verleidingen bloot en begrijpt hun problemen daarom heel goed.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.in zaradi te mora kakor za ljudstvo tako tudi zase darovati za grehe.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.이러므로 백성을 위하여 속죄제를 드림과 같이 또한 자기를 위하여 드리는 것이 마땅하니라
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.och, för denna sin svaghets skull, måste offra för sina egna synder likaväl som för folkets.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.og for dens Skyld må frembære Syndoffer, som for Folket således også for sig selv
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.og for dens skyld må frembære syndoffer, som for folket, så og for sig selv.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.proprio a causa di questa anche per se stesso deve offrire sacrifici per i peccati, come lo fa per il popolo
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.Y por causa de esta debilidad debe ofrecer sacrificio, tanto por sus propios pecados como por los del pueblo
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.και δια ταυτην χρεωστει, καθως περι του λαου, ουτω και περι εαυτου να προσφερη θυσιαν υπερ αμαρτιων.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.и посему он должен как за народ, так и за себя приносить жертвы о грехах.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.і ради того мусить, як за людей, так за себе приносити за гріхи.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.אשר על כן חיב להקריב על החטאים גם בעד העם גם בעד נפשו׃
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.ولهذا الضعف يلتزم انه كما يقدم عن الخطايا لاجل الشعب هكذا ايضا لاجل نفسه.
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.故 此 他 理 當 為 百 姓 和 自 己 獻 祭 贖 罪
Bundan ötürü, halk için olduğu gibi, kendisi için de günah sunusu sunmak zorundadır.故此 他 理當為 百姓 和 自己 獻 祭 贖罪
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Bądźcież wy tedy doskonałymi, jako i Ojciec wasz, który jest w niebiesiech, doskonały jest.
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Bapamu di surga mengasihi semua orang dengan sempurna. Kalian harus begitu juga.
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Buďtež vy tedy dokonalí, jako i Otec váš nebeský dokonalý jest.
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Darum sollt ihr vollkommen sein, gleichwie euer Vater im Himmel vollkommen ist.
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Derfor skal I være fullkomne, likesom eders himmelske Fader er fullkommen.
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››그러므로 하늘에 계신 너희 아버지의 온전하심과 같이 너희도 온전하라
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Legyetek azért ti tökéletesek, miként a ti mennyei Atyátok tökéletes.
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Olkaa siis te täydelliset, niinkuin teidän taivaallinen Isänne täydellinen on."
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Sede vós, pois, perfeitos, como é perfeito o vosso Pai celestial.
Bu nedenle, göksel Babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.››Sed, pues, vosotros perfectos, como vuestro Padre que está en los cielos es perfecto