olduğu gibi ile cümle
olduğu gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
İçi gösteren kumaşlar, kadın giyiminde olduğu gibi, erkekte de kullanılmaz.Disciplinen udføres ligesom for herrerne, dog uden uniform.
Artık maskesini çıkarmış ve gerçekteki olduğu gibi Kanadalı görünmüştür.Han talte tysk og klædte sig ud som Hitler.
Kayalık gezegenlerde olduğu gibi Güneş'in belirli sınırları yoktur.Solen har ikke en skarp overfladegrænse som faststofplaneterne.
Burada Ole Bjórn ilk kez bir albümde prodüktör olarak çalışır, tıpkı prodüksiyonda ses mühendisi olduğu gibi.Her fungerede Ole Bjórn for første gang som producer på et album, ligesom han var lydtekniker på produktionen.
Tarımda olduğu gibi, ailenin kapasitesini aşan iş gücünde köleler çalıştırılmıştır.Som i jordbruket ble de brukt til arbeid som oversteg kapasiteten til familien.
Mary Ann Nichols vakasında olduğu gibi boğazı iki yerden kesilmiş ve karnı kesilmiş bir şekilde bulunmuştur.Som med mordofferet Mary Ann Nichols var strupen kuttet med to kutt, det ene dypere enn det andre.
Puan sistemi geçen yılda olduğu gibidir.Stemmesystemet var det samme som året før.
Paris konvansiyonunda olduğu gibi Bern konvansiyonu da idari konular için bir merkez büro oluşturur.I likhet med Pariskonvensjonen, etablerte Bernkonvensjonen et byrå for å håndtere administrative oppgaver.
Her marinada olduğu gibi teknenin sınırlı hizmetleri vardır.I entypeklasser seiler alle like båter.
Çok çeşitli renkte olanları olduğu gibi, renk değiştirebilme özelliğine sahib olanları da vardır.Bemerkelsesverdig er også evnen som mange har til raskt å skifte farge.
Kentte, savaş gören tüm kentlerde olduğu gibi, elektrik, havagazı ve su yoktu.Grotta hadde under krigen aldri tilførsel av strøm, luft eller vann.
Şer’iâtin zâhirî olduğu gibi bâtını da vardır.Hodet er som regel like bredt som forryggen (pronotum).
Kontrat, örneğin bir evin satışında olduğu gibi genellikle yazılı olarak yapılır.De produktene en agenturhandler tilbyr presenteres vanligvis som produkter i hans eget leveringstilbud.
Bu yöntem, bir derleyicide olduğu gibi hem doğal dillerin hem de bilgisayar dillerinin analizinde kullanılır.Dette inntreffer i analysen av både naturlige språk og programmeringsspråk.
Firuzabad'da olduğu gibi sarayların büyük bir kısmı, üzerinde kubbe bulunan bir iç kabul salonu barındırır.Mange av palassene inneholder en audienshall som bestod, som i Firouzabad, av et kammer under en kuppel.
Üstelik Mithra'nın olduğu gibi (Anahita), onun da bir kız kardeşi (Xaskar) vardır.Men er nå skilt ut som en egen underfamilie (søstergruppe).
Filmin müzikleri önceki üç filmde olduğu gibi John Williams tarafından bestelendi.Den var basert på musikken som John Williams skrev for filmene.
Japonya'nın tamamında olduğu gibi dağlar burada da büyük yer kaplar.I likhet med i de øvrige nordlige delstatene finnes det store fjellområder.
Ayrıca, sanatçının çizdiği sahnelere şahit olduğu gibi bir kanıt da yoktu.De hadde derimot ikke noen eierskap til de skuespill de skrev.
Olayı olduğu gibi anlattım.Han bekreftet at det var tilfelle.
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.USA var opprinnelig ikke med, men kom til senere.
LCD ekranlarda olduğu gibi bunlar için arkadan aydınlatma gerekmez.OLED-skjermer kan ikke vise et bilde uten å lyse, slik LCD-skjermer kan.
Örneğin kaşık sözcüğü İngilizce'de olduğu gibi "spoon" olarak kullanılmaktadır.Ellers er shavians tegnsetting lik den som brukes på engelsk.
İkinci reaksiyon, ilk anafilakside olduğu gibi aynı şekilde tedavi edilir.Reaksi kedua tersebut diatasi dengan cara yang sama dengan anafilaksis awal.
Mary Ann Nichols vakasında olduğu gibi boğazı iki yerden kesilmiş ve karnı kesilmiş bir şekilde bulunmuştur.Sama seperti kasus Mary Ann Nichols, tenggorokannya juga digorok dengan dua sayatan.
Sonra yine başlangıçta olduğu gibi dört rekat namaz kılınır.Itu sebabnya dalam doa-doanya ia selalu meminta empat hal yakni: 1.
Önceki nesilde olduğu gibi, Bongo Brawny tüm önemli boyutlarda büyüktü.Seperti generasi sebelumnya, Bongo berotot lebih besar dalam semua dimensi kunci.
Google'ın bazı ürünlerinin sistemlerinde olduğu gibi diğer firmalar tarafından da kullanılmaktadır.Hal ini digunakan dalam beberapa Google sistem produksi, serta dengan perusahaan lain.
En mikroulusların olduğu gibi, üyelerin (vatandaşlar) sayısı zamanla artmaya devam ediyor..Seperti negara-negara mikro lain, jumlah anggotanya ("warga negara") berubah-ubah seiring waktu.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.Karena kebijakan ini seperti semua agama lainnya, Islam mengalami perubahan yang radikal.
Önceki yıllarda olduğu gibi, turnuvanın ana sponsoru Kia'dır.Seperti tahun sebelumnya, nama sponsor turnamen adalah Kia.
Bunun bir sonucu olarak, Balkanlar'da da Anadolu'da olduğu gibi birçok şehir küçük surlu yerleşimlere büzüştü.Akibatnya, seperti di Anatolia, banyak kota menyusut menjadi permukiman terbenteng yang kecil.
Bu aşamada, ezme tatlandırılabilir veya olduğu gibi bırakılabilir.Dalam kondisi seperti ini kehamilan masih mungkin berlanjut atau dipertahankan.
Üstelik Mithra'nın olduğu gibi (Anahita), onun da bir kız kardeşi (Xaskar) vardır.Demikian pula dari potensi-potensi pemuda lain seperti: Tama Ginting, Matang Sitepu.
O, bizim Rabbimiz olduğu gibi, bütün hayvanlar ve bitkiler âleminin de Rabbidir.Mona Susilo) "Agung Dan Mulialah Tuhanku" (cipt.
(Örneğin Delos'un evinde olduğu gibi.)Aku sekarang di rumah-nya Rudi.)
Kendisine, önceki kulübünde olduğu gibi 24 numaralı forma verildi.Ia mendapatkan nomor punggung 24 di klub barunya tersebut.
Kontrat, örneğin bir evin satışında olduğu gibi genellikle yazılı olarak yapılır.Jenis tapai ini biasanya dibuat untuk dijual, kebanyakan berupa industri rumah tangga.
Bayrağın oranı, Ermenistan bayrağında olduğu gibi 1:2'dir.Rasio lebar dan panjang bendera adalah 1:2, sama seperti bendera Armenia.
Lakin diğer dedektif filmlerinde olduğu gibi, bu film de mutlu sonla biter.Namun seiring merosotnya perfilman nasional, nasib studio film yang megah tersebut turut menjadi suram.
Artık maskesini çıkarmış ve gerçekteki olduğu gibi Kanadalı görünmüştür.Ia mengambil sapu, dan berdandan seperti seorang Indian.
Ancak öğretileri de olduğu gibi kabul edilemez.Meskipun demikian, universitas tersebut bukanlah yang dicita-citakan olehnya.
II. Aleksandr döneminde olduğu gibi bu tür radikal hareketler bastırılmaya çalışılmıştır.Banyak hal reformis pada masa Aleksandr II ditarik kembali.
Bir önceki filmde de olduğu gibi buraya nasıl geldiklerini araştırmaya başlarlar.Disana mereka akan menyaksikan pemutaran perdana film mereka.
1985 çıkışlı Hounds of Love albümünde olduğu gibi albüm iki tematik kısma ayrılmıştır.Seperti halnya album Hounds of Love (1985), album Aerial dibagi menjadi dua bagian.
100 GB plan, daha önce olduğu gibi 115 GB yerine toplam 100 GB sağladı.GPRS menawarkan kecepatan data sebesar 115 kbps, dan secara teori dapat mencapai 160 kbps.
Yani lehçe olduğu gibi yazı dilinde de esas alınsa gene de bazı harflerin okunuşları farklıdır.Karena suku dapat ditulis pada gantungan aksara, maka cara penulisannya juga berbeda-beda.
Yıllar önce olduğu gibi, Joe'nun teknesinde balık tutarlar.Họ câu cá trên chiếc thuyền của Joe, như Joe đã làm nhiều năm về trước.
Dördüncü filmde olduğu gibi Depp, ayrıca senaryoyla ilgilendi ve Salazar’ın İntikamı'nı tasarladı.Cũng như phần phim thứ tư, Depp cũng nằm trong quá trình viết kịch bản và lên kế hoạch cho Salazar báo thù.
Anna, bu hastanede, diğer hastane ve yetimhaneler de olduğu gibi, tıp öğretmiştir.Anna từng đứng ra giảng dạy y khoa tại bệnh viện này, cũng như tại các bệnh viện và cô nhi viện khác.
Filmde de olduğu gibi gerçek katil hiçbir zaman bulunamadı.Như trong phim, thực tế kẻ giết người chưa bị bắt.
Dönemin diğer Alman ana muharebe gemilerinde olduğu gibi, Blücher de Çimentolu Krupp zırhı ile donatıldı.Giống như mọi tàu chiến chủ lực Đức vào thời đó, Blücher được trang bị thép giáp Krupp.
Videonun yönetmen koltuğunda diğer Linkin Park kliplerinde olduğu gibi Joe Hahn vardı.Một cảnh cắt của đạo diễn có mặt trong mục của Joe Hahn trên trang web Linkin Park.
Psikolinguistik örneğinde de olduğu gibi.Ví dụ trong thể loại tâm lý.
Her seride olduğu gibi oldukça korkaktır.Người đồng tính rất đa dạng về mọi mặt.
Çoğu RPG oyununda olduğu gibi karakterlerin seviye atladıkları bir sistem bulunmaktadır.Giống như hầu hết các RPG, trò chơi này sử dụng hệ thống cấp độ.
"Hitler her zaman olduğu gibi her koşulda taarruzu emrediyordu." .Cũng như trong những trường hợp khác, Hitler sẽ làm đúng như lời nói.
Speak Now'ın sözleri, albümdeki diğer bütün şarkılarda olduğu gibi, Taylor Swift tarafından yazıldı."Speak Now" cũng giống như các bài hát còn lại của album, được viết bởi Swift.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Sản lượng tiêu thụ năm sau luôn tăng gấp đôi so với năm trước.
Aynen avlanmanın karşıda serbest bu tarafta yasak olduğu gibi.Sau tai nạn, việc thả lợn tự do trên phố bị cấm.