olduğu gibi ile cümle

olduğu gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
İnsandan insana, hayvandan insana olduğu gibi, topraktan insana da bulaşma husule gelebilir.Також як людина походить від тварини, так і від людини відбудеться надлюдина».
Olayı olduğu gibi anlattım.Наші враження від події.
(Örneğin Delos'un evinde olduğu gibi.)(Близький до Парадокса Рассела.)
Fakat tüm daha geri hatlara çekilme taleplerinde olduğu gibi Hitler tarafından kabul edilmedi.Проте Гітлер, як і раніше, відкинув всі їхні аргументи.
Özellikle haşhaşlı çörekler diğer köylerde olduğu gibi çok sevilmektedir.Особливо любить десь напаскудити, наприклад під дверима мешканців.
Orta Çağ'da yiyecekleri saklama ve koruma yöntemleri hemen hemen antik dönemlerde olduğu gibiydi.В основному, що виробляли те й споживали, жили як за часів середньовіччя.
Her seride olduğu gibi oldukça korkaktır.Виконана вона у всіх відносинах блискуче.
Rodos, Sakız, Midilli gibi Ege adalarında, hayatının geri kalanını çoğunda olduğu gibi sürgün geçirdi.Анубіси як і всі вузьконосі мавпи активні вдень, проводячи значну частину часу на землі.
Bazılarını olduğu gibi Türkçeye çevirdiler, bunlar da tuttu.В деяких документах її вказано як турецьку, в інших — як татарську.
Ancak çekilen görüntü, istenirse, olduğu gibi bırakılarak da kullanılabilir.Двері, при необхідності, можна просто зняти.
Gök yüzünde olduğu gibi, Yer yüzünde de Senin istediğin olsun.Я так хочу до тебе, Як до неба ота земля.
Tıpkı kanguru faresinde olduğu gibi ön ayaklar çok kısa arka ayaklar ise çok uzundur.Як і більшості кенгурових задні ноги довгі і сильні, передні — значно коротші.
Newtonsal durumda olduğu gibi bu daha fazla genel bir geometriyi akıla getirir.Stejně jako v Newtonovském případu to naznačuje obecnější geometrii.
O, bizim Rabbimiz olduğu gibi, bütün hayvanlar ve bitkiler âleminin de Rabbidir.Pánu Bohu a nám všem (a těm příštím) k obdivování v pokoře.
Işık, uzayda olduğu gibi, boşluktada en hızlı şekilde hareket eder.Světlo se pohybuje nejrychleji ve vakuu, jako například ve vesmíru.
Bugün olduğu gibi, tarihte de büyük köylerimizden birisiydi.Ale nutno podotknout, byl to také člověk naší doby.
Sıfır sıcaklığa sahip olmayan termodinamik cisimlerde olduğu gibi kara delikler termal radyasyon salabilirler.Jako termodynamické objekty s nenulovou teplotou by měly černé díry vyzařovat tepelné záření.
Klasik fizikse olduğu gibi kütlelerin pozitif olduğu gösterilebilir.Stejně jako v klasické fyzice lze prokázat, že tyto hmotnosti jsou kladné.
Bireyin kendisini olduğu gibi değil de başka biriymiş gibi düşlemesi.Ale ne můj sen, ale sen někdo jiného, ve kterém ale musím být i já.
Zimmete para geçirmede olduğu gibi.Jsou to jakoby uschované peníze.
Birleşik Krallık'ta da olduğu gibi tahtta bulunan Kral olunca sözleri “God Save the King” olarak değiştirilir.V případě, že je na britském trůnu král, píseň se mění na God Save the King (česky Bože, chraň krále).
Göteborg, İsveç'in diğer büyük şehirlerinde olduğu gibi çok sayıda göçmen barındırmaktadır.Malmö má stále vysokou míru nezaměstnanosti v porovnání s ostatními velkými městy Švédska.
Kara Kedi ve Gammaz Yürek'te olduğu gibi, öykü katilin bakış açısıyla anlatılmıştır.Stejně jako povídky "Černý kocour" a "Zrádné srdce" je podán z vrahovy perspektivy.
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Média následně působí na člověka, a to nejen svým obsahem, ale i sebou samotným (medium is message).
Örneğin yerçekimsel gradiometride olduğu gibi.Projevuje se např. u rovnic gravitodynamiky.
Açılışın temel amacı Fransız savunmasında olduğu gibi 2...d5 ile merkezde mücadele etmektir.Svým prvním tahem připravuje černý stejně jako ve francouzské obraně tah 2… d5.
Lakin diğer dedektif filmlerinde olduğu gibi, bu film de mutlu sonla biter.Na rozdíl od původní pohádkové předlohy má děj této filmové pohádky šťastný konec.
Sinüzoidlerin duvarlarında kan duvarlarında olduğu gibi kas dokusu yoktur.Oproti žilám sinusoidy ve svých stěnách nemají svalovou tkáň.
(Örneğin Delos'un evinde olduğu gibi.)(Bydlí v Praze.)
Bu nedenle yönlendirme, telefon iletişiminde olduğu gibi hiyerarşik şekilde yapılır.To znamená, že před přenosem se vytváří spojení podobně jako při telefonním hovoru.
Ülkenin her yerinde olduğu gibi burada da deniz ürünleri çok tüketilir.Jako jinde ve světě, i zde je rozšířený fast food.
Puan sistemi geçen yılda olduğu gibidir.Hlasovací systém zůstal stejný jako v předcházejícím roce.
Her iki ülke de 1961'den beri olduğu gibi OECD'nin tam üyeleridir.Obě vesnice se od roku 1961 staly součástí Kalku.
Rodos ismi olduğu gibi kalmış.Významově obdobné je jméno Roderik.
Aynı futbolda olduğu gibi sarı ve kırmızı kart uygulaması vardır.S agresivní hrou se pojí i žluté a červené karty.
Cinayet çoğu kez olduğu gibi kıskançlık yüzünden işlenmiştir.Způsobem vraždy bylo většinou zardoušení.
Teşhis ve tedavi metotlarını olduğu gibi kendi başına geliştirmişti.Zdokonalil vyšetřovací a léčebné metody.
Görsel sanatlarda Doğalcılık, doğanın olduğu gibi betimlenmesi biçiminde ortaya çıktı.Mravnost chápali v žití v souladu s přírodou.
Yanan bir mumda olduğu gibi.Ohně v oblacích.
II. Dünya Savaşı sırasında çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi Yugoslavya'da da futbol kesintiye uğramıştır.Po druhé světové válce našel korporativismus částečné uplatnění např. v Jugoslávii.
"Hitler her zaman olduğu gibi her koşulda taarruzu emrediyordu." .Hitler však neustále prosazoval své „velké řešení“.
Çoğu Salinger hikâyesinde olduğu gibi Gençler'de karakterler sürekli sigara içmektedirler.Většinu času v seriálu stejně jako Patty kouří.
Bu adlar olduğu gibi şimdiye kadar gelmiştir.Jmenují se tak však dodnes.
Çoğu RPG oyununda olduğu gibi karakterlerin seviye atladıkları bir sistem bulunmaktadır.Jako v jiných RPG jsou schopnosti hráčovy postavy závislé na několika základních vlastnostech.
Dizinin yönetmenliğini önceki dizide de olduğu gibi Temel Gürsu yapmıştır.V čele kanceláře stojí vicekancléř, stejně jako v předešlém období.
İçi gösteren kumaşlar, kadın giyiminde olduğu gibi, erkekte de kullanılmaz.Tak jako zbytek mužského osazenstva posádky si i on moc často oblečení nemění.
Ceset olduğu gibi bırakılarak, mezar kapatıldı.Při výstavbě kaple byl hrob zničen.
Bu nedenle kapı gerilimine JFET' de olduğu gibi bir sınırlandırma konulmamıştır.To tak zaujalo neústupný postoj zůstat v Jugoslávii za každou cenu.
Kamusal alanda gelişen diğer görüntü olgularında olduğu gibi, burada da bir ortaklık söz konusudur.Jako v předcházejícím obrazu, i zde je představena lidská řeč.
Ama şimdi olduğu gibi o zamanda çok çalışmaya devam ettim.Snad jako jediný toho v té době dělal tolik najednou.
Öküzler ve koyunlar kesildi ve yeni yıl festivalinde olduğu gibi işçilere bira, yağ ve şarap dağıtıldı.Dívky flirtují s mladíky a naopak, víno a pivo udržují náladu.
Battlefield: Bad Company 2 de Battlefield: Bad Company’de olduğu gibi senaryolar üzerine kuruludur.Battlefield: Bad Company 2 je pokračování hry typu first-person shooter Battlefield: Bad Company.
İkinci reaksiyon, ilk anafilakside olduğu gibi aynı şekilde tedavi edilir.A doua reacție este tratată în același fel ca și anafilaxia inițială.
Newtonsal durumda olduğu gibi bu daha fazla genel bir geometriyi akıla getirir.Ca și în cazul newtonian, aceasta sugerează o geometrie mai generală.
Puan sistemi geçen yılda olduğu gibidir.S-a folosit același sistem ca anul trecut.
Cephenin diğer kısımlarında olduğu gibi Sovyet 39. ve 43. Orduları, ciddi bir direnmeyle karşılaştılar.Ca și în alte părți ale frontului, Armatele a 39-a și a 43-a au întâmpinat o puternică rezistență.
Sovyetler Birliği Komünist Partisi örneğinde olduğu gibi merkez komite bir politbüro ve sekretarya seçerdi.La fel ca și în Uniunea Sovietică, Comitetul Central alegea un birou politic și un secretariat.
Mürettebatın da olduğu gibi, 214 yolcu Rus'tu ve üç kişi de Ukraynalı turistlerdi.214 dintre cei de la bord au fost ruși și trei au fost din Ucraina, în cea mai mare parte turiști.
Poe'nun birçok öyküsünde olduğu gibi, Kızıl Ölümün Maskesi'nin de otobiyografik unsurlar taşıdığı öne sürülür.Ca și multe din povestirile lui Poe, „Masca Morții Roșii” a fost interpretată și ea ca autobiografică.
C4b ve C2a o zaman birlikte C3-konvertazı şekillendirmek için klasik yolda olduğu gibi bağlar.C4b și C2a se unesc apoi pentru a forma convertaza-C3, ca și în calea clasică.

İlgili Sayfalar