olduğu gibi ile cümle

olduğu gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Bugün olduğu gibi, tarihte de büyük köylerimizden birisiydi.Jak na owe czasy była to duża wieś.
İkisi 2 yıl önce olduğu gibi tekrar ikili mücadeleye girerler.Podobnie jak dwa lata wcześniej starły się ze sobą dwie frakcje.
Ancak Suriye'de laik mahkemeler olduğu gibi dini mahkemelerde bulunmaktadır.W Jordanii równolegle do sądów cywilnych istnieją sądy szariatu.
Daha önceki filmlerin albümlerinde olduğu gibi tüm şarkılar Charlie Clouser tarafından bestelenmiştir.Muzykę do filmu, podobnie jak w przypadku poprzednich części, skomponował Charlie Clouser.
Bazı ülkelerde genelevler yasal olduğu gibi bazılarında da kanun dışı olup cezai sorumlulukları vardır.W wielu systemach prawnych tego typu działanie jest nielegalne i podlega karze.
Buranın özelliği Sedir Adası'nda olduğu gibi altın sarısı kumlarıdır.Co dziwniejsze, właśnie na tej wyspie znajduje się Złote Runo.
Komintern'de olduğu gibi Profintern'in Dünya Kongreleri de azalan sıklıkta gerçekleşti.Jak zwykle u Cusslera, akcja książek toczy się w różnych rejonach świata.
Deneysel veri içermeyen kuramların bilimsel ve felsefi fikir alanında olduğu gibi farklılıkları bulunur.Istnienie życia poza Ziemią ma ważne naukowe i filozoficzne implikacje.
Teşhis ve tedavi metotlarını olduğu gibi kendi başına geliştirmişti.W oparciu o te doświadczenia i własną praktykę opracował własny system leczenia.
1990'lı yıllarda ön sırada olduğu gibi oynuyordu.W latach 90. grał w Naprzodzie Janów.
Tıpkı bugün olduğu gibi o dönemde de Güney Amerika’da kobaylar etleri için besleniyordu.W Korei, podobnie jak to się nadal dzieje z innymi psami, spożywano dawniej ich mięso.
Kazım Koyuncu, Bir önceki albümde olduğu gibi bu albümde de hiçbir parçaya klip çekmemiştir.Sam Bowie stwierdził kiedyś, że w ogóle nie pamięta sesji nagraniowej do albumu.
Newtonsal durumda olduğu gibi bu daha fazla genel bir geometriyi akıla getirir.Liksom i det newtonska fallet antyder detta en mer allmän geometri.
İkinci reaksiyon, ilk anafilakside olduğu gibi aynı şekilde tedavi edilir.Den andra reaktionen behandlas på samma sätt som den ursprungliga anafylaxin.
Psikolinguistik örneğinde de olduğu gibi.Inom psykologi samma som psykoanalys.
Yanan bir mumda olduğu gibi.Som en eld över askan.
Bunların bir bölümü yazıtlar üzerinde olduğu gibi bir bölümü de dinî nesneler üzerine yazılmıştır.Âksâr khâm (អក្សរខម) är en stil som används i texter på pali som är skrivna på palmpapper.
Çoğu modern tüfeklerde olduğu gibi, FN FNC de 5.56 X 45 mm NATO standardı mühimmat kullanmaktadır.Som många moderna automatvapen så använder FNC kalibern 5,56 × 45 mm NATO.
Yedinci sezon, sezon başına hep olduğu gibi 40 bölüm yer alacak.I säsong 4 fortsätter livet som vanligt.
Sıfır sıcaklığa sahip olmayan termodinamik cisimlerde olduğu gibi kara delikler termal radyasyon salabilirler.Som termodynamiska objekt med nollskild temperatur bör svarta hål avge värmestrålning.
Bu ayrım, dünyanın her yerinde olduğu gibi ekonomik statüye göre yapılmaktadır.Staden byggdes ut på samma sätt som överallt annanstans i världen.
Kadınlar her yerleşimde olduğu gibi burada da sayi olarak %10 fazladir.Intervallet mellan varje steg är i detta exempel 10 procentenheter.
(Paris Métrosunda olduğu gibi), ve yahut reklam sütunlarına gizlenir.Han är även synts i (och regisserat) reklamfilmer för ÖoB.
Paris konvansiyonunda olduğu gibi Bern konvansiyonu da idari konular için bir merkez büro oluşturur.Liksom Pariskonventionen upprättade Bernkonventionen ett kontor för att ta hand om de administrativa frågorna.
Fakat her inanışta olduğu gibi deizmin de zamanla kendi içinde farklılıklar oluşmuştur.I allt fortsatte han, stadig i sin tro på vad Gud skulle uträtta.
Göteborg, İsveç'in diğer büyük şehirlerinde olduğu gibi çok sayıda göçmen barındırmaktadır.Exempel på detta är: Göteborg har, likt över delar av Sverige, en stor offentlig sektor.
Hikâyeler, uygulamada bir web tarayıcısında olduğu gibi görüntülenir.Bilder går att hitta på deras hemsida: sådan.
İçi gösteren kumaşlar, kadın giyiminde olduğu gibi, erkekte de kullanılmaz.Mannens kläder förändrades inte lika drastiskt som kvinnans.
Speak Now'ın sözleri, albümdeki diğer bütün şarkılarda olduğu gibi, Taylor Swift tarafından yazıldı."Speak Now" är skriven av Swift, liksom resten av låtarna på hennes tredje album.
Her zaman olduğu gibi kendi şarkılarımı söyledim ve sahneden ayrıldım.Hon framförde också låtar som Evighet och Runaway.
Shinkai'nin önceki çalışmalarında olduğu gibi bu filmin müziklerini de Tenmon bestelemiştir.Som i Shinkais tidigare film skrevs musiken av hans vän Tenmon.
I. Dünya Savaşı'nda olduğu gibi etkin tank boyutunun ne olması gerektiği konusunda denemeler yapılmıştır.Precis som under första världskriget experimenterades det med stridsvagnarnas storlek.
Oyunun tüm versiyonları birbirine çok benzer ve genelde grafikler de diğer serilerde olduğu gibi aynıdır.Till en början verkar dessa spel påminna väldigt mycket om varandra, speciellt då grafiken är av samma sort.
Sahne bir defada çekilmiş ve filmde olduğu gibi kullanılmıştı.Romanen blev en hit och har även spelats in som film.
Klasik fizikse olduğu gibi kütlelerin pozitif olduğu gösterilebilir.Precis som i klassisk fysik kan det visas att dessa massor är positiva.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Detta var en ökning med två procent jämfört med föregående år.
Conquest: Tüm Battlefield oyunlarında olduğu gibi oyunun kalbi olan oyun türü.Conquest är det klassiska spelsättet som finns tillgängligt inom samtliga Battlefield-spel.
Verileri de metotlar da olduğu gibi üç erişim kuralı ile tanımlanabilir.Man kan också diskutera varför man valt just sex standardavvikelser som mål.
Tüm erkeklerin kaderi olduğu gibi biz, yakında tekrar buluşacağız.När alla stånd svarat på punkterna skulle de samlas på samma sätt igen.
Oktoberfest'te olduğu gibi bira çadırları bu fuarda da kurulmaktadır.I öltälten på Oktoberfest serveras dock öl i Maßkrug av glas.
Yine Zerdüşt inancında olduğu gibi ateşi söndürmek günah sayılmakta ve ateşe su dökülmemektedir.De har bundit mig som havet, elden och vattnet inte kunnat göra.
Oyunun geliştiriciliğini her zaman olduğu gibi Yuke's üstlenmiştir.Yoshi kan i detta spel, precis som tidigare, äta fiender.
Filmin müzikleri önceki üç filmde olduğu gibi John Williams tarafından bestelendi.John Williams fick förfrågan om att skriva musiken till alla tre filmerna.
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.Till en början användes han som back, men skolades sedan om till forward.
İlkinde olduğu gibi bu ikinci filmin başrolünde de yine kendisi oynuyordu.De båda medverkade också i hans nästa film som regissör, Innan jag dör.
Önceden olduğu gibi Mazda 626’nın ismi Mazda6 Atenza olarak değiştirildi.Mazda 626 var en mellanklassedan som 2002 ersattes av Mazda Mazda6.
Tıpkı Fars-Arap yazı sistemini kullanan diğer dillerde olduğu gibi Xiao'erjing de sağdan solda yazılır.Till skillnad från andra indiska skriftspråk så skrivs kharoṣṭhī från höger till vänster.
Fakat bunu yaparken Fransız savunmasında olduğu gibi c8 filinin önü kapatılmaz.При цьому, на відміну від французького захисту, не закривається шлях для виходу слону c8.
Statükoyu sürdürmek var olan durumu olduğu gibi korumak anlamına gelir.Зберегти статус-кво означає залишити все так, як є.
Kasaba halkı günümüzde olduğu gibi geçmişte de eğitime önem vermiştir.Зведемо місто, як і раніше, до графа.
Sıradan satrançta olduğu gibi At diğer taşların üzerinden atlayabilir.Як і в класичних шахах, кінь може перестрибувати через інші фігури.
Pek çok Uzak Doğu mutfağında olduğu gibi, pirinç Tayland mutfağının da başlıca hububatıdır.Як і в інших країнах Південно-Східної Азії, основною їжею для камбоджійців є рис.
Serinin diğer eserlerinde olduğu gibi arka planda Fuji Dağı görülmektedir.Як і всі інші гравюри з цієї серії, є пейзажем гори Фуджі.
Aynı futbolda olduğu gibi sarı ve kırmızı kart uygulaması vardır.Жовті та червоні картки також використовуються у футзалі.
Ayni zamanda da eskiden oldugu gibi Köy Odası olarak da hizmet vermektedir.Зранку в селі наче усе як завжди.
(Paris Métrosunda olduğu gibi), ve yahut reklam sütunlarına gizlenir.Паралельно знімається в рекламних роликах.
Ancak bu ülkeler önceden de olduğu gibi finale direkt çıkacaktır.Але ці процесори, як і раніше, будуть доступні.
Antik Roma Cumhuriyeti'nde olduğu gibi bir küme konsül tarafından yönetiliyordu.Ця республіка керувалася консулами, як і у стародавній Римській республіці.
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Дефектні гени також можуть бути цілком успадковані від батьків.
Önceden olduğu gibi Mazda 626’nın ismi Mazda6 Atenza olarak değiştirildi.У 2002 році на зміну Mazda 626 приходить Mazda6.

İlgili Sayfalar