olduğu gibi ile cümle
olduğu gibi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Bazen olduğu gibidir. Üzerinde pozitif ve sevgi ile düşün ! Ağlamak yerine gülümsersin.Manchmal ist es eben, wie es ist. Denke positiv und in Liebe darüber. Dann lächelst du anstatt zu weinen.
Fakat sahip çıkılmadığı takdirde büyük bölümü yok olduğu gibi, o da yok olacaktır.Wenn nein, enthält er keinen Verweis auf sich und gehört doch zu dieser Menge.
Eskiden olduğu gibi olmasa da birçok gelenek devam etmektedir.Und auch viele der alten Traditionen wurden nicht mehr wie früher gelebt.
Yeryüzünü tıpkı Nuh tufanında olduğu gibi sular kaplar.Die Bewohner der Erde sollen ihnen als Nahrung dienen.
Olayı olduğu gibi anlattım.Dieser meldete den Vorfall.
Birçok Yahudi dilinde olduğu gibi, Yahudi-Romen dillerinin geleceği açık değildir.Die Zukunft der judäo-romanischen Sprachen ist, wie die der meisten jüdischen Sprachen, ungewiss.
Üstelik Mithra'nın olduğu gibi (Anahita), onun da bir kız kardeşi (Xaskar) vardır.Dort gibt er wieder (wie in Gen 12) seine Frau als Schwester aus.
Hanlıkların da aynen tek tek oyuncuların olduğu gibi seviyeleri vardır.Sie haben genauso wie die Spieler ein Level.
Her yerde olduğu gibi dedikodu oldukça yüksektir.Überhaupt ist der Ahnenkult überall sehr ausgeprägt.
Birçok başka takımyıldızın olduğu gibi, Kraliçe'nin de Yunan mitolojisinde bir öyküsü vardır.Wie in vielen anderen Sprachen gibt es auch einen Plural der Majestät, wenn die Queen spricht.
Bu yapımda, gerçek hayatta olduğu gibi, anne ve kızı birlikteliğini somutlaştırmışlardır.Dort verkörperten sie wie im richtigen Leben Mutter und Tochter.
Tek seferlik etkinler olduğu gibi, düzenli ya da düzensiz şekilde tekrarlanan etkinler de mevcuttur.Es gibt einmalige Events, aber auch Events, die unregelmäßig oder regelmäßig wiederholt werden.
Sovyetler Birliği Komünist Partisi örneğinde olduğu gibi merkez komite bir politbüro ve sekretarya seçerdi.Nach dem Vorbild der Sowjetunion wählte das Zentralkomitee das Politbüro und einen Parteisekretär.
Güney Afrika Birliği, Kanada ve Avustralya örneklerinde olduğu gibi bir federasyon yapısı oluşturmamaktaydı.Die Union war anders als Kanada und Australien keine Föderation.
Bu görevde de diğer görevlerde olduğu gibi Orion aracına kenetlenme prosedürleri yer alıyordu.Bei diesen Missionen hätte Orion ebenfalls als Notfallfahrzeug gedient.
Shinkai'nin önceki çalışmalarında olduğu gibi bu filmin müziklerini de Tenmon bestelemiştir.Wie bereits bei Shinkais vorhergegangenen Werken komponierte auch dieses Mal Tenmon die Musik zum Film.
Böylece kötülük yapan insanların kendilerine de zarar verdiklerine inanılır (Karma felsefesinde olduğu gibi).Ebenfalls im Volksglauben verwurzelt sind Unglücksbringer, die angeblich Unheil heraufbeschwören.
Bu ayrım, dünyanın her yerinde olduğu gibi ekonomik statüye göre yapılmaktadır.Trennung findet man in Städten eher, wie überall in der Welt, nach wirtschaftlichem Status.
Yavru kuşların ve dişilerin, erkek kuşlarda olduğu gibi pembe renk bir göğsü yoktur.Weibchen und Jungvögel haben keine rosarote Brust wie das Männchen.
İnsan eşyayı (nesneleri, doğayı) hakikatte olduğu gibi değil, kendisine göründüğü şekilde algılamaktadır.Diese sind so beschaffen, dass der Mensch sie - etwa an flackernder Beleuchtung - nicht wahrnimmt.
Diriliş'i adaylık sayısında olduğu gibi kazanılan sayısında da Mad Max: Fury Road takip etti.Von der Kritik wird Mad Max: Fury Road fast durchweg gelobt.
"Hitler her zaman olduğu gibi her koşulda taarruzu emrediyordu." .Hitler befahl anschließend, dass in vergleichbaren Fällen ebenso zu verfahren sei.
Bireyin kendisini olduğu gibi değil de başka biriymiş gibi düşlemesi.Sie wolle nicht mehr ihr Freund sein, sondern jemand anders.
Zimmete para geçirmede olduğu gibi.Sie sollten aber wie Geld umlauffähig sein.
Bayrağın oranı, Ermenistan bayrağında olduğu gibi 1:2'dir.Das Seitenverhältnis beträgt 2:3, entsprechend der Flagge Frankreichs.
Tüm Gürcistan’da olduğu gibi Batum’da da çongurinin yeri ayrıdır.Die Chaptalisation ist – wie überall im Burgund – erlaubt.
Albümün prodüktörlüğünü bir önceki Highway to Hell albümünde olduğu gibi Robert John "Mutt" Lange yapmıştır.Es wurde, wie schon das Vorgängeralbum, von Robert John „Mutt“ Lange produziert.
Türkiye'de de tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: tutuklu ve hükümlü cezaevi.Wie in vielen anderen Ländern, wird in der Türkei zwischen Untersuchungshaft und Strafhaft unterschieden.
Temel geçim kaynağı, komşu köylerde de olduğu gibi, hayvancılıktır.Hauptwertgegenstand war wie bei den Römern das Vieh.
Her bir kulağının arkasında ise birçok diğer kedi türünde olduğu gibi beyaz bir leke taşır.An der Rückseite der Ohren befindet sich, wie bei anderen Katzen auch, jeweils ein einzelner, weißer Fleck.
İçi gösteren kumaşlar, kadın giyiminde olduğu gibi, erkekte de kullanılmaz.Die weiblichen Gottheiten sind im Gegensatz zu den männlichen sämtlich in gleicher Kleidung dargestellt.
Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir.Hab nicht mehr Recht als deine Eltern.
Köyde her yerde olduğu gibi bir kültür yozlaşması vardır.Wie in allen ländlichen Gebieten findet zurzeit ein Bevölkerungsschwund statt.
Puan sistemi geçen yılda olduğu gibidir.Der Fahrplan ist wie im Jahr zuvor.
Diğer bilgisayarlarda olduğu gibi akıllı telefonlar da olası saldırı hedefleridir.Alle Smartphones, wie auch Computer sind Ziele von Attacken.
Fakat bu evlilikten de tıpkı ilkinden olduğu gibi bir veliaht doğmadı.Was vielleicht daran liegt, dass er auch kein Prinz wie alle anderen ist.
Kâğıt paranın kullanımı batılı ülkelerde olduğu gibi 19. yüzyılda başlamaktadır.Der Gebrauch von mit Wasserzeichen versehenem Papier beginne in Westeuropa im 13. Jahrhundert.
2000 ve 2003 yıllarında olduğu gibi üçüncü .Im Einzel wurde sie 1996 Zweite und 2000 Dritte.
Namibya'da, tıpkı komşusu Güney Afrika Cumhuriyeti'nde olduğu gibi trafik soldan akmaktadır.In Namibia herrscht wie in allen Nachbarstaaten mit Ausnahme Angolas Linksverkehr.
Yıllık büyüme önceden olduğu gibi %2'lerde kaldı.Das entspricht einem Wachstum von 2 Prozent gegenüber dem Vorjahr.
Tüm kostümler elbiselerin olduğu gibi el yapımı yapıldı.Alle Kostüme werden selbst hergestellt.
Dalıcımartılar bugün, daha önce de olduğu gibi Kuzey Yarımküre'nin serin denizlerinde yaşarlar.Heute wie früher leben die Alkenvögel in den kühleren Meeren der Nordhalbkugel.
Her iki ülke de 1961'den beri olduğu gibi OECD'nin tam üyeleridir.Katar ist seit 1961 Mitglied der OPEC.
Oyun ilk Stronghold Crusader oyununda olduğu gibi çarpışma (skirmish) oynanışını esas alacak.Das Spiel basiert zum größten Teil auf dem Skirmisch Gameplay, ähnlich wie der Vorgänger Stronghold Crusader.
EURO 2020'de, EURO 2016'da olduğu gibi 24 ülkenin millî takımları mücadele edecektir.Wie schon 2016 sollen 24 Nationalmannschaften an der Endrunde teilnehmen.
Gıybet ve İftira haram olduğu gibi bunları dinlemek de haramdır.Abzulehnen ist nur der Zeitvertreib und die Spielerei beim Hören."
Ancak çekilen görüntü, istenirse, olduğu gibi bırakılarak da kullanılabilir.Ablaufpläne können jedoch ebenfalls benutzt werden, wenn es angebracht erscheint.
Coen kardeşler, bütün filmlerinde olduğu gibi kurguyu kendileri yaptılar.Die Rockland-Brüder traten in mehreren Filmen gemeinsam auf.
Her zaman olduğu gibi, şiir yazmaya ve yayımlamaya devam etti.Oppen begann wieder Gedichte zu schreiben und zu veröffentlichen.
Antik Yunan’da olduğu gibi Roma İmparatorluğu’nda da farklı para türleri vardır.Wie im antiken Griechenland gab es auch in Rom verschiedene Geldformen.
Hesse, çok yaratıcı bir çocuk olduğu gibi güçlü bir ifade mizacına da sahipti.Hermann Hesse war ein sehr fantasievolles Kind und hatte ein ausdrucksstarkes Temperament.
Her şeyi olduğu gibi bırakarak bölgesine döner ve kardeşinden hesap sorar.Hört er auf Dich, so hast du Deinen Bruder zurückgewonnen.
Arapça, Farsça gibi dillerden de öbür Türk halklarında olduğu gibi faydalanılmıştır.Teilweise hat schon das Arabische sie aus anderen Sprachen wie dem Griechischen entlehnt.
Aynı futbolda olduğu gibi sarı ve kırmızı kart uygulaması vardır.Warum gibt es beim Fußball gelbe und rote Karten?
İmparator iç politikada olduğu gibi dışişlerinde de bütün yetkileri hemen kendi elinde topladı.Er hatte als Oberster Führer jetzt die gesamte Macht des Staates ganz offiziell in seinen Händen.
İç hukukta olduğu gibi devletlerarası hukukta da kullanılır.Die Anwendung ist nach internationalem Recht jedoch weiterhin erlaubt.
Ama bu şartlarda her şey şimdiye kadar olduğu gibi olmalı.Er will, dass alles wieder so wird wie zu dieser Zeit.
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de doğum oranları azalmaktadır.Deshalb müssten die Geburtenzahlen auch in Industriestaaten sinken.
Kartaca bir liman şehri, bir ulaşım merkezi olduğu gibi ekonomi ve politika merkezi "hub" idi.Klagenfurt war auch für die „Zone A“ das wirtschaftliche und infrastrukturelle Zentrum.
Sık sık olduğu gibi, bugün okulda yoktu.Comme souvent, il était absent de l'école aujourd'hui.