Ben daha barışçıl bir karakterin olaylara şahit oldu.وكان الشاهد الأول للأحداث ذات طابع أقل سلمية.
Ben daha barışçıl bir karakterin olaylara şahit oldu.一、私は私の木杭に出かけた日、というか切り株の私の山、私は2つの観察
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Armeija on sekaantunut kaikkiin näihin tapauksiin.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Det betyder, at militæret var indblandet i alle episoderne.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Det betyder...att militären var inblandade i alla incidenter.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Eso significa... que el ejército está involucrado en todos estos incidentes.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Isso significa... ...que os militares estão envolvidos em todos estes incidentes.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Questo significa che l'esercito è coinvolto in tutti questi incidenti.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.To znaczy, że we wszystkie te incydenty zamieszane jest wojsko.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Αυτό σημαίνει... ...ότι ο στρατός εμπλεκόταν σε όλα αυτά τα περιστατικά.
Bu durumda... tüm bu olaylara ordu karışmış demek.Это значит... что ко всем этим случаям причастна армия.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Kalastajien outojen havaintojen syynä oli anoksia eli merenpohjan hapettomuus kyseisenä yönä.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Les événements étranges étaient dus à l'« anoxie », soit le manque d'oxygène sur le fond marin cette nuit-là.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Los extraños sucesos se debieron a una anoxia o falta de oxígeno en el lecho marino durante aquella noche.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Oblast se stala mezinárodní případovou studií, která byla poučením pro jiné regiony.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Området er blevet et internationalt casestudie, som andre regioner kan tage ved lære af.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Os estranhos acontecimentos foram causados por uma "anoxia" ou falta de oxigénio no fundo do mar nessa noite.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Regionen har blivit en internationell fallstudie som ger lärdomar för andra regioner.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Región sa stal medzinárodnou prípadovou štúdiou, s ponaučením pre ostatné regióny.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.To dziwne zjawisko było spowodowane „anoksją”, czyli brakiem tlenu na dnie morza tej nocy.
Bu garip olaylara o gece deniz yatağındaki oksijen eksikliği ya da ‘anoksi’ sebep olmuştu.Така и не се възстановил.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.Điển hình chúng ta sẽ thảo luận về việc truyền thông chỉ tập trung khai thác những chuyện tiêu cực.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.이것은 우리가 공공연히 말해왔던 전형적인 것들이고 미디어에서 초점을 맞추는 부정적인 면이었습니다.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.O tym właśnie mówiliśmy, o roli mediów skupiających się wyłącznie na negatywach.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.Şi asta e exact ce am discutat, rolul pe care media îl joacă în a sublinia numai aspectele negative.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.We praten doorgaans over de rol van de media, die enkel gericht is op de negativiteit.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.ועל זה באופן כללי אנחנו מדברים, על תפקידה של התקשורת בהדגשת הדברים השליליים.
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.فهذا تحديداً ما كنا نتحدث عنه ، الدور الذي تلعبة وسائل الإعلام في تركيزها فقط على الجوانب السلبية .
Bu sürekli olarak konuştuklarımız, medyanın hep negatif olaylara odaklanarak yansıttıkları.私達の抱える課題の 典型例です これがどうして問題なのか?
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Em tudo isso Jó não pecou, nem atribuiu a Deus falta alguma.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.En todo esto Job no pecó ni atribuyó a Dios despropósito alguno
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.En tout cela, Job ne pécha point et n`attribua rien d`injuste à Dieu.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Het kwam niet bij Job op onder deze omstandigheden te zondigen of God de schuld te geven.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.I alt dette syndede Job ikke og tillagde ikke Gud noget vrangt.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.In diesem allem sündigte Hiob nicht und tat nichts Törichtes wider Gott.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.În toate acestea, Iov n'a păcătuit de loc, şi n'a vorbit nimic necuviincios împotriva lui Dumnezeu.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.In tutto questo Giobbe non peccò e non attribuì a Dio nulla di ingiusto
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Jadi, meskipun Ayub mengalami segala musibah itu, ia tidak berbuat dosa dan tidak mempersalahkan Allah
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Kaikessa tässä Job ei tehnyt syntiä eikä puhunut nurjasti Jumalaa vastaan.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.이 모든 일에 욥이 범죄하지 아니하고 하나님을 향하여 어리석게 원망하지 아니하니라
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Mindezekben nem vétkezék Jób, és Isten ellen semmi illetlent nem cselekedék.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Pri vsem tem ni grešil Job in ni očital Bogu nič napačnega.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Trong mọi sự ấy , Gióp không phạm_tội , và chẳng nói phạm_thượng cùng Ðức_Chúa_Trời .
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Trong mọi sự ấy, Gióp không phạm tội, và chẳng nói phạm thượng cùng Ðức Chúa Trời.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Under alt dette syndet Job ikke, og han lastet ikke Gud for det som hadde hendt ham.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Vid allt detta syndade Job icke och talade intet lasteligt mot Gud.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.V tom ve všem nezhřešil Job, a nepřivlastnil Bohu nic nemoudrého.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.V tom vo všetkom nezhrešil Job a neprivlastnil Bohu ničoho nerozumného.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.W tem wszystkiem nie zgrzeszył Ijob, a nie przypisał Bogu nic nieprzystojnego.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Εν πασι τουτοις δεν ημαρτησεν ο Ιωβ και δεν εδωκεν αφροσυνην εις τον Θεον.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Во всем этом не согрешил Иов и не произнес ничего неразумного о Боге.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.Във всичко това Иов не съгреши, нито се изрази безумно спрямо Бога.
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.בכל זאת לא חטא איוב ולא נתן תפלה לאלהים׃
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.في كل هذا لم يخطئ ايوب ولم ينسب لله جهالة
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.在 這 一 切 的 事 上 、 約 伯 並 不 犯 罪 、 也 不 以 神 為 愚 妄 。 〔 或 作 也 不 妄 評 神
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.在 這一切 的 事上 、 約伯 並 不 犯罪 、 也 不 以 神為 愚妄 。 〔 或 作 也 不 妄評神
Çünkü bu sırada olaylara tanık olan kişileri sorgulayabilirdik.En cuanto lo recorto entonces? OBAMA:
Derken, Maria Montessori ve metodları fazlasıyla ilgimi çekmeye başlamıştı. Onun olaylara yaklaşımı...Comecei a interessar-me pelos métodos de Maria Montessori, pela sua forma de abordar as coisas.
Fırtınalar gibi, uzaydan gördüğünüz olaylara yukarıdan bakmak muhteşem...Les évènements que vous voyez depuis l'espace, comme survoler les orages,
Fırtınalar gibi, uzaydan gördüğünüz olaylara yukarıdan bakmak muhteşem...Pohled na Zemi z výšky, například když letíte nad probíhající bouří, je nepopsatelný.