Ancak olaylar tam tersi şekilde gerçekleşmişti.Men snart märktes motsatsen.
Olaylarda 15.000 ile 30.000 arasında Ermeni'nin öldürüldüğü rapor edilmektedir.Mellan 15000 och 30000 armenier beräknas ha omkommit till följd av övergreppen.
Bu olaylar yaşanırken 1936 yılında yapılan seçimler sonucu solcular tekrar kazandı.Vid valet 1936 hade väljarstödet sjunkit ytterligare.
Bir süre sonra bu olaylar bir süreliğine son bulur.Ett år senare fattar jag äntligen.
Yaşadığı olaylar onu değiştirmiştir.Upplevelserna som piga förändrar henne.
Olaylar 29 Mayıs'a dek devam etti.Rättigheterna hade gått ut den 29 maj.
Ardından evin içinde garip olaylar yaşanmaya başlar.Plötsligt börjar det hända märkliga saker i huset.
Makedonya dönemi, dinî önem arz eden bazı olaylara da sahne oldu.Eritrea upplever återigen en period av stor utvandring.
Film gerçek olaylara dayanmaktadır.Filmen baserar sig på verkliga händelser.
Olaylara öncülük edenler, ülke çapında 60,000 kişinin protesto eylemlerie katıldığını söylemişlerdir.I en petition till statsministern anhöll 60 000 personer om att detta skulle beviljas.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Plötsligt är det något, som håller igen fartyget.
Romanda yer alan bazı karakterler ve olaylar filmde yoktur.Något med säkerhet bevarat porträtt av Roman finns inte.
Çoğu kez bu olaylar fotoğrafçılığa konu edilir.Ibland upptäcks detta på fotografier.
90'lı yıllarda grup bazı şiddet olaylarıyla gündeme geldi.Under 1990-talet var gruppen aktiv i sin våldsverksamhet.
Olaylar daha karmaşık hale gelmektedir.Saker och ting blir lätt komplicerade.
Olaylar, dünya çapında yankı bulmuş olup Baltık ülkelerinin bağımsızlık ilanlarını hızlandırdı.Bilderna visades över hela världen och ökade det internationella stödet för baltisk självständighet.
Bu oyunda Avrupa'da yaşanan II. Dünya Savaşı olayları ele alınmaktadır.Spelet utspelar sig under andra världskriget i Europa.
Bu olaylar ve koşullar, Picasso’nun 1901’den 1904’e kadar sürecek olan Mavi Dönemi’nin itici gücü oldu.Picasso börjar sin blå period som pågår till 1904.
Kısacası nadiren meydana gelen olaylar, oyun kurucunun toplam koşu mesafesini düşürür (sack dışındakiler).Oftast visas bara lite små snuttar om vad spelet går ut på.
Virüsler, çocuk yaş grubundaki bulaşıcı ishal olaylarının yaklaşık %70’inin sebebidir.Virus är orsaken till omkring 70 % av alla episoder med infektiös diarré i den pediatriska åldersgruppen.
1918-1920 yıllarındaki olaylar dışında iki toplum birbiriyle barış içinde yaşamıştı.Fram till dess levde de två folkgrupperna i fred med varandra undantaget händelserna 1920.
Olayların yükselmesi üzerine hükümet istifa etmek zorunda kaldı.Det medförde att regeringen tvingades avgå.
Ancak bir süre sonra, olaylar kontrolden çıkar.Saker och ting går snart överstyr...
1888'de futbol, 1888 yılında dünya çapında yaşanan futbol olaylarıdır.Följande är fotbollsevenemangen under året 1898 i hela världen.
Yakın tarihin en önemli olaylarından biridir Dünya Ticaret Merkezine yapılan saldırı.Berättelsen utspelar sig efter attacken mot World Trade Center.
Ancak, bu tür olaylar ortaya çıkabilirliğinin ne kadar sık olduğuyla ilgili bir kesinlik yoktur.Några säkra data rörande hur ofta detta sker finns emellertid inte.
Japon hükümeti Kore, Vietnam, Tayvan ve Çin'in bazı bölgelerindeki olaylara böylelikle müdahale etti.Den japanska regeringen styrde direkt händelser i Korea, Manchuriet, Vietnam, Taiwan och delar av Kina.
Ana olaylar Cleveland Brown'ın çevresinde gelişir.I omgivningarna runt Cleveland växer i huvudsak blandskog.
Fakat, bu tarz olayların etkilerinin niceliğini belirlemek zor olabilir.Det är svårt att bedöma omfattningen av sådana eventuella aktiviteter.
Lizzie ise tüm bu olayların şahidi olmuştur.Elisabeth har likblek varit vittne till uppträdet.
Oyundaki olaylar Andorra ülkesinde geçer.Gruppspelet spelades i Andorra.
(Hasan yürüyor.) imperfectum: Geçmişte süregelen olayları belirtir.Imperfekt, (latin: imperfectum) indikerar saker som hänt.
Olaylar şehir yöneticileri tarafından hızla kontrol altına alındı.De sköts av stadsinvånarna själva.
Skeçlerden oluşan bu program günlük olaylardan bahsetmektedir.På videobloggen följer man hans dagliga händelser.
Olaylar, bu şüphelerinde kısmen haklı olduklarını ispat edecekti.Anklagelserna visade sig delvis stämma.
2011'de futbol, bu sene içerisinde futbol dünyasında gerçekleşen olayları içerir.Följande är fotbollsevenemangen under året 2011 i hela världen.
Kendi hayatı ile ilgili bilinen olaylar, Cihannüma'da kendisi tarafından yazmıştır.De få upplysningar som finns om honom är hans egna i kap.
Ayrıca bu olaylar birçok tartışmanın da konusu olmuştur.Stjärnan har också varit föremål för en del kontroverser.
Kendini yeniden siyasi olayların içinde buldu.Efter detta drog hon sig åter tillbaka från det politiska livet.
Bu günlüklerin her birinde, konu olan olayların değişik yönleri dile getirilmektedir.I ovan nämnda rapporter tar man hänsyn till dessa frågor genom olika scenarier.
1876'da futbol, 1876 yılında dünya çapında yaşanan futbol olaylarıdır.Följande är fotbollsevenemangen under året 1896 i hela världen.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.Han argumenterar bland annat för att mirakel är omöjliga.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Han fick tidigt ett intresse för naturföreteelser.
Eğer Augustus erken ölseydi (Örnek olarak MÖ 23'ten önce) olaylar farklı olabilirdi.Hade Augustus dött tidigare hade historien sett annorlunda ut.
Önderleri Maximilien de Robespierre'nin idamından sonra terör olayları dinmiştir.Under sin regeringstid drabbades Maximilien de Robespierre av förföljelsemani.
Genellikle, ölüme yaklaşan talihsiz olaylara uğradığı şakada serisinde görülür.Som så ofta annars så är det snarare i hemmet det dödliga våldet sker.
Olaylarda, 38 kişi öldü.Minst 38 kvinnor avrättades.
Chris ve sevgilisi olaylardan habersiz arabayla kaçmaktadırlar.Sam och vännerna försöker glömma olyckan.
"Shit" (b*k) kelimesi bazı olaylarda kullanılmıştır.Ordet "prövning" kan också användas i andra sammanhang.
"Büyük Ayıbımız: 1934 Trakya Olayları"."Big Noon – 40-talets travkejsare".
Kulede intihar olayları da yaşanmaktadır.Det finns också oljefyndigeheter i bukten.
Ayrı olayların bu şartları karşılaması gerekir.Sådana begränsningar måste beakta omständigheterna i varje enskilt fall.
Bu olaylar Hırisyiyanlar arasında karışıklığa yol açtı.Detta ledde till stor förvirring bland fansen.
Bunun sebebi yaşarken gerçekleşen bazı olaylardır.Dessa är slag som har hänt i verkligheten.
İktidarı döneminde önemli olaylar gerçekleşti.Flera viktiga lagar drevs igenom under hans tid vid makten.
Çıkan olaylarda bir kişi öldü ve birçok kişi yaralandı.En person dog i olyckan och flera ska ha skadats allvarligt.
Bütün bu olayların üzerinden çok zaman geçti ancak dün gibi tazeler.Dessa fall har fått stor uppmärksamhet, men är ungefär lika många som tidigare.
Sinyalizasyon yolu fosforilasyon olaylarını açığa kavuşturmak zor olabilir.Möjliga spår av fossil.
Ve böylece olayların burada bitmediğini gösterirler.I och med detta upphörde fallen att existera.
Bir diğeri ise olayların gerçekleşeceği yeri ya da dekoru tanımlar.Sedan blir en plats på orten döpt efter personen eller händelsen berättelsen handlar om.