Ona göre olayların belirli bir coğrafi bölgede geçtiği izleniminin alınmaması gerekmektedir.Het verhaal dat hij hier vertelt, moet niet enkel op een bepaalde gebeurtenis slaan.
İlçenin çevresinde volkanik olaylar sonucu sönmüş yanardağlar mevcuttur.Op de laatste eilanden vindt nog steeds vulkanisme plaats.
Olaylar bu iki karakterin etrafında gelişir.Het vervolg van het verhaal concentreert zich op de belevenissen van deze 2 personages.
Olaylar, dünya çapında yankı bulmuş olup Baltık ülkelerinin bağımsızlık ilanlarını hızlandırdı.De beelden gingen de wereld over en de internationale steun voor Baltische onafhankelijkheid nam toe.
Bu dönemde bazı olaylara sahne oldu.Veel gebeurde er in deze tijd.
VE kapısı bağımsız olayların birleşimini temsil eder.Zij wordt gerekend tot de kunststroming van het Onafhankelijk Realisme.
Bölüm, neredeyse tümüyle hapishane dışında olan olaylara odaklanmaktadır.Het signaal wordt helaas door bijna alles wat het tegenkomt beïnvloed.
Olayları yaşayarak anlattı.Zij vertellen over hun leven.
Eylemleri de somut olaylar etrafında bu ilkeler için düzenlenmektedir.Dit boek is rondom de bovenstaande gebeurtenissen gesitueerd.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.De buren zien alles vanachter de gordijnen.
1905 olayları Lenin'i haklı çıkardı.In 1960 kreeg Sjavlakadze de Orde van Lenin.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Inmiddels gebeuren er ineens allerlei vreemde dingen aan boord.
Kijuju' da çok garip olaylar olmaktadır.In Shizuoka bevinden zich veel schrijnen.
Günümüzde zaman zaman yükselme olayları meydana gelmektedir.Dat is wat nu gebeurt via Stop De Tijd.
Mesnevisinde Câmî, İbrani peygamber Yûsuf ile Züleyha arasında geçen olayları ön planda işler.Jozua en de Israëlieten doen zoals hen opgedragen is.
Olaylar gitgide Taylor'un aleyhine dönmeye başlamıştır.Deze stellingen werden opnieuw aangevallen door Taylor.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Tevens beweerde men dat dit nummer verkrachting en moord verheerlijkt.
Olaylar ertesi gün de devam etti.De volgende dag ging de opmars verder.
Filmde Japonya'daki 1933 olaylarından bahs ediliyor.Dit artikel gaat over de film in het jaar 1933.
Ancak bu durum olayların bitmesine engel olmadı.Dit betekende echter geenszins het einde van de moeilijkheden.
Filmdeki olaylar 2001 yılına aittir.Dit artikel gaat over de film in het jaar 2001.
Uzaktaki olayları görebilme.Niet oprapen wat gevallen is.
Olaylara felsefik bir yaklaşımı vardır.Er kwamen nieuwe filosofische benaderingswijzen.
Tarihi çok büyük olaylarla geçmiştir.De dag is zonder grote incidenten verlopen.
Bu dönemde olan olaylar ilerki dönemlerde kuvvetli şekilde İrlanda milliyetçiliğini besleyecektir.Het is volgens deze Afrikaanse stam op zo'n dag onverantwoord belangrijke beslissingen te nemen.
Çaresizlikle savaşın başlamasını ve olaylarını izlemek zorunda kaldı.Na de oorlog begonnen achterstallig onderhoud en verval echter hun tol te eisen.
Yazar, çoğu zaman geçmişte yaşadığı olayları anlatır.Zijn boeken spelen vaak in het verleden.
Ve olayların böyle vuku bulduğunu reddetti.Hij beweerde dat hem hiermee een hit werd ontnomen.
Böylece olaylar uluslararası bir boyuta sıçramış oldu.De zaak escaleerde snel tot een internationaal incident.
Olaylar ilerledikçe geminin sırrı yavaş yavaş ortaya çıkacaktır.Als het schip zinkt, loopt het verhaal ietwat anders.
Fakat, bu tarz olayların etkilerinin niceliğini belirlemek zor olabilir.Deze situatie heeft ertoe geleid dat het lastig is de kenmerken van de soort goed vast te stellen.
Olaylarda beş kişi tutuklandı.Er zijn vijf arrestaties verricht.
İkisi garip olaylar hakkında konuşmak için yemeğe çıkar.Er zijn genoeg vreemde mensen bij elkaar om vreemde dingen te verwachten.
Gelecekte gerçekleşecek olayları anlatmaya yarayan zamandır.Het verleden diende om situaties in het heden te kunnen verklaren.
Töre olayları ise filmin diğer temasıdır.Deze gebeurtenis is de opmaat voor de rest van de film.
1994 yılında İrlandalı Sunday Independent gazetesi adına suç olayları ile ilgili yazılar yazmaya başladı.Od 1994 roku zaczęła pisać o zbrodniach w Irlandii w gazecie „Sunday Independent”.
Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafî olaylardır.(Owa) Takość jest poza wszelkimi podziałami.
Luther`in 1534'te bitirdiği İncil çevirisi, Alman edebiyatının en etkileyici olaylarından biridir.Przekład Biblii na język niemiecki przez dr. Lutra w 1534 okazał się bardzo ważny w historii tego języka.
Japonlar olaylara müdahale ederek ateşkes önerdi.Japończycy wystąpili z propozycją zawieszenia broni.
İlk parçaları “Skylines and Turnstiles”ı 11 Eylül’de meydana gelen olaylar üzerine yazdı.Pierwszą piosenką jaką napisał, było „Skylines and turnstiles” zainspirowane atakami z 11 września.
Ancak yol sırasında yaşayacağı olaylardan haberi yoktur.Do końca jednak nie wie, co go czeka u kresu wędrówki.
Kilise çok sayıda tarihî olaylara tanık oldu.Zamek był świadkiem wielu wydarzeń historycznych.
Daha sonra olaylar Rusya'nın eski şehri ve eski başkenti Moskova da devam ediyor.Strzegł równocześnie dostępu do dawnej stolicy Rosji.
2014'te Türkiye'de gerçekleşen olaylar.Przykładem są wydarzenia na Ukrainie w roku 2014.
Olup biten, olgu olan, olayların durumunun varlığıdır.To, co jest faktem – fakt – jest istnieniem stanów rzeczy.
Olaylar hemen hemen plânlandığı gibi gelişir.Wydarzenia potoczyły się zgodnie z planem.
Olaylar sırasında 14 sivil öldü ve 702 kişi yaralandı.W trakcji akcji zginęło 14 Litwinów, a 702 odniosły obrażenia.
Aynı durum olaylar için de geçerlidir.Podobnie było w przypadku osiągów.
Artık olaylar kontrolden çıkmaya başlamıştır.Sytuacja wymyka się spod kontroli.
Olaylar yer, zaman ve kişilere bağlı olarak gerçekleşir.Zależy to od okoliczności, czasu i sytuacji życiowej.
Tüm olayları ona anlattı.Opowiedział im o całym zajściu.
Birçok romanında olduğu gibi, Agatha Christie'nin bu romanı da gerçekten olmuş bazı olaylara dayanmaktadır.Jak zwykle w powieściach Agathy Christie, następuje tu wiele niespodziewanych zwrotów akcji.
Güvenlik güçleri olaylara müdahale etmişlerdir.Interweniowały służby bezpieczeństwa.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Interesowała się głównie problematyką przyrodniczą.
TOT fenomenleri, FOK (bilme hissi) olaylarından ayrılmalıdır.Zamiennie używa się pojęć pseudoodwrotności, pseudoinwersji.
Filmdeki olaylar 1988'de geçmektedir.Akcja filmu toczy się w 1988 roku.
Bosna'daki olayların "Nazilerin en kötü azgınlıklarını hatırlattığını" söyledi.Twierdziła przy tym, że wydarzenia w Bośni przypominają jej wyczyny nazistów.
Kijuju' da çok garip olaylar olmaktadır.Znać, że coś dziwnego w Betlejem się dzieje.
Aynı zamanda TGRT Haber spikeri olarak gelişen olayları aktarmıştır.Trevor zamieszczał tam też informacje o tym, jak zespół się rozwija.
Olaylar karışık bir şekilde birbirine bağlanmıyor.Opowiadania nie są ze sobą w żaden sposób powiązane.