Diyaspora Yahudileri, kendi kontrolleri dışındaki olaylardan ötürü suçlanmamıştır.A los judíos se les prohibió comprar cualquier cosa fuera de su propia comunidad.
Alman askerler bu ayaklanama olaylarını gayet zalimce bastırdılar.Los alemanes ya habían sentado el precedente de estas medidas represivas tan brutales con los serbios.
Olaylar trajik bir halde gelişir.A veces estos terminan de forma trágica.
"1934 Trakya olayları: Bir aile dramı!".«PARA UNA POLITICA FERROVIARIA: UN DESAFIO PAIS».
Bina 1938'de Kristal Gece olaylarıyla harabeye çevrildi.Su interior fue devastado durante la noche de los Cristales Rotos de 1938.
Daha sonraki olayları ise kendi duyduğu ve gördüğü şekilde aktardığı anlaşılmaktadır.La persona que observa debe decir luego lo que ha visto.
Bu olaylar sonucunda Bronz Çağı sona ermiş, Demir Çağı başlamıştır.Todos ellos pertenecen al final de la Edad de Bronce y al inicio de la Edad de Hierro.
Ertesi gün olaylar neredeyse bir isyana dönüştü.Al día siguiente, los rumores de ruptura se convirtieron en realidad.
Gönderilen ekipte 3 yetişkin ve 1 çocuk yer almak üzere başlarına birçok çeşitli olaylar gelir.Algunas gestiones permiten la salida de tan sólo tres pasajeros, dos niños y un adulto.
Ayrıca oyun içerisindeki önemli olaylarda kısa videolar devreye girer.Además, su aparición es muy breve a lo largo del videojuego.
Olaylar burada başlar.Comienza por aquí.
Film gerçek olaylara dayanmaktadır.La película está basada en hechos reales.
Olaylarda 2 kişi öldü.En este ataque murieron dos personas.
Yönetim Kurulu toplantısı, kurum içi olaylar görüşülürken yarıda kesildi.La sesión de Junta Preparatoria es continuada hasta que se cumpla con los asuntos de la agenda.
Olaylara düzenli katılım ile oyuncu, Feo'nun bir bölgesindeki etkisini arttırır.La participación regular en estos eventos aumenta la influencia del jugador en diversas zonas del mundo Faeo.
Bu derbide daha çok önlenemez olaylar ve birçok ölümler, yaralanmalar meydana gelmektedir.Lo que sigue provocando innumerables caídas y con lesiones en muchos casos graves.
Bütün olaylar stüdyonun dışında olmuştu.Todo queda dentro del estudio.
İnsanı, olayları ve toplumu bitmiş, tamamlanmış olarak almaz.Es el rey de los dioses y hombres; es poderoso y temible: nadie puede resistir su autoridad.
Fakat bunlardan habersiz olaylar daha da ilerlemişti.A este relativo fracaso le siguieron otros aún mayores.
Bu olaylar saldırıyı yapanlar tarafından görüntülenmekte propaganda amaçlı kullanılmaktadır.Esto además de desacreditar de raíz los objetivos que proclaman los agresores.
Bütün bu olaylar var olan özerkliğin kaybedileceği anlamına geliyordu.Todo el mundo tuvo miedo de que iba a perder lo que tenía.
César yaşadığı bazı olayları, örneğin doğum günü partisini hatırlamaz.Piensa que otro Hermano Oso olvidó su cumpleaños.
İç savaş sırasında orduda firar olayları da yaşanmıştır.También hubo adelantos en cohetería militar durante el periodo de guerras.
İkinci gemide olaylar gelişir.Las naves se acoplaron en el segundo intento.
Gösteri günlük olaylara yer verirken Eric Bana Show'a da başlamasına yol açtı.Sorprendido por su actuación, Eric fue tras el escenario para presentarse.
Oysa bu soğukluk sadece olaylara daha geniş bir perspektiften baktıkları içindir.Esta amistad sin embargo parece haber sido más profunda de lo que se mostraba a simple vista.
Bu taşlar sayesinde geçmişe gidebilir ve eskiden yaşanmış tüm olayların seyrini değiştirebilirlerdir.Piensan que pueden haber viajado en el tiempo, para cambiar lo ocurrido.
Orijinal filmdeki olaylardan iki ay öncesinden başlamaktadır.Se lleva a cabo dos años después de los eventos de la primera película.
Olaylar sırasında yoğun yağma olayları yaşanmış, spor ve müzik etkinlikleri ertelenmiş veya iptal edilmiştir.Debido a la guerra, todos los eventos deportivos y sociales son cancelados.
Amacı Ray ile yüzleşmek ve aralarında geçen olaylardan sonra çektiklerini ona anlatmaktır.Forma una amistad con Red después de mostrarle qué bueno es reparando cosas.
Bundan sonra Cody pek olaylarda bulunmaz.Josh no parece tener muchas metas futuras.
Ancak aynı eski yazarın olaylarla ilgili daha eski anlatımında Agrippa'nın rolü önemsiz gösterilmiştir.Una vez más se muestra el dramatismo de bob pon alguna insignificancia.
Tüm bu yaşanan olaylardan sonra 1978 yılında Bolivya, Şili ile diplomatik ilişkilerini kesmiştir.Años después, roces entre Bolivia y Chile llevaron al fin de sus relaciones diplomáticas en 1978.
Joey, başına gelen olaylar sonucu hem Müttefik hem de Mihver devletlerine hizmet edecektir.Sus acciones tendrán una gran influencia en Matt y sus aliados, así como en todo el mundo.
Global olaylar, Imperia Online'ın oyuncularına hazırladığı destansı yarışmalardır.Gli eventi globali sono sfide epiche che Imperia Online propone ai suoi giocatori.
Dünyanın hiçbir yerinde meydana gelen olaylara kayıtsız kalamayız.Non possiamo rimanere indifferenti di fronte a quanto accade in ogni parte del mondo.
Bu olay Lizbon tarihindeki en önemli olaylardan biridir.Questo evento fu senza dubbio uno dei più importanti nella storia di Lisbona.
Tuhaf olaylar gerçekleştikten sonra, Alex ve Ben evin her yanına kamera kurar.In seguito ad alcuni strani avvenimenti, Alex e Ben posizionano delle telecamere per tutta la casa.
Şiddetli El Niño olaylarında, Humboldt akıntısının ekosistemi karışıklığa uğrar.Nelle annate di El Niño piuttosto severe, l'ecosistema della corrente di Humboldt viene distrutto.
Günümüzde sadece düğünlerde ve önemli sosyal olaylarda giyilir.Oggigiorno viene indossato soltanto in occasioni formali come matrimoni o eventi sociali importanti.
Çincede olaylar, daha çok “4 Haziran Hareketi” ya da “4 Haziran Vakası” olarak anılmaktadır.L'evento è noto in Cina come 4 giugno o movimento del 4 giugno, e incidente del 4 giugno.
Fakat belirli hayati olaylar diğer anılara oranla daha net ve öncelikli anılar olabilirler.Tuttavia, alcuni eventi della vita possono causare ricordi precedenti e più vividi rispetto ad altri.
Yaz aylarında az yağış alır yer yer kuraklık olayları görülür.Invece in estate, quando le precipitazioni scarseggiano è a secco.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.Intanto sulla nave s'iniziano a verificare inquietanti fenomeni.
Bizans hakkında, ana tarihi olaylar yanında önemli sosyal ve dini olayları içerir.Esso copre i principali eventi storici di Bisanzio, così come importanti eventi sociali e religiosi.
Çizgi romanın 2. sayısında olayların aslında nasıl gerçekleştiği anlatılacak.Nella figura 2 è illustrato ciò che avviene in un caso reale.
Hikâyedeki olaylar Girit adasında geçmektedir.La storia tratta le loro vicende sull'isola.
Olayları bilen Smith ise onun için bir tehlikedir.Steven Johnson, Tutto quello che fa male ti fa bene.
Kurum sivil havacılığı denetlemek ve havacılık kazaları ve olaylarını incelemekle görevlidir.La CAAC sorveglia l'aviazione civile e indaga incidenti aerei ed inconvenienti.
Birçok karakter daha sonraki olayların içinde de bulunmuştur.Il personaggio compare anche in alcuni episodi successivi.
Südet Almanları 13 Eylül'de müzakereleri terk ettiler ve şiddet olayları artmaya başladı.I tedeschi dei Sudeti ruppero i negoziati il 13 settembre, e da lì partirono le violenze e le distruzioni.
Olaylar trajik bir halde gelişir.Ma le cose volgono al tragico.
Karşılaşmanın 24. dakikasında olaylar çıktı.L'ora dello scontro 24.
Devam eden olaylar kaynakların yetersizliği yüzünden açık değildir.Gli avvenimenti successivi non sono chiari, a causa dell'insufficienza delle fonti.
Akşamüstüne doğru olaylar daha da şiddetlendi.E per la sopraggiunta notte il disastro era ancor più grave.
Yazın gerçekleşecek olayları belirler.In autunno accade l'impensabile.
TOT fenomenleri, FOK (bilme hissi) olaylarından ayrılmalıdır.Vacuità dei fenomeni percepiti (bahirdhā śūnyatā).
Mücadeleyi Denizlispor’un kazanmasıyla Antalyasporlu taraftarların sataşmaları sonrasında olaylar çıkmıştır.Nello scontro che ne seguì gli ateniesi annientarono la flotta avversaria e portarono a termine la ritirata.
Okuldaki spor ve kültürel olaylara ev sahipliği yapmaktadır.A scuola avvengono i festival di atletica e quello culturale.
1994 yılında İrlandalı Sunday Independent gazetesi adına suç olayları ile ilgili yazılar yazmaya başladı.Dal 1994, cominciò a scrivere di cronaca nera per il quotidiano irlandese Sunday Independent.