Kıbrıs'ın uzak köylerinden biri olmasına rağmen pek çok kültürel olaylara ve festivallere ev sahipliği yapar.A pesar de ser uno de los pueblos más remotos de Chipre acoge varios eventos culturales y festividades.
Ayrıca bir astrologdu ve astrolojik olayları öngörüyordu.Era además astrólogo y predecía hechos astrológicos.
Bizzat şahit olduğu olayları daha ayrıntılı anlatmıştır.Le pidieron que explicara con detalle qué es lo que habían dicho los testigos.
İmparator ivedi bir eylemde bulunmadı fakat ertesi yılın olayları müdahele etme kararı verdirdi.El emperador no tomó inmediatamente partido, pero los sucesos del año siguiente le decidieron a intervenir.
Kasabamızda boşanma olayları oldukça fazladır.Los índices de divorcio en zonas urbanas son mucho más elevados.
Ve Komünist Partisi, olaylar daha fazla tırmanmadan duruma el koymaya karar verdi.El Partido Comunista decidió detener la situación antes de que fuera más lejos.
Olaylar, duygusal bir komedi diliyle anlatılır.Eso soy yo, un acto emocional componiendo.
Bütün olaylar karakterlerin bakış açılarıyla anlatılır.Cada capítulo presenta los sucesos desde la perspectiva de cada personaje.
Anlattığı olayların içinde bizzat bulunduğundan dolayı, eseri bir nevi hatırat sayılabilir.Dado que él mismo tomó parte de los sucesos que describe, son una especie de memorias.
Sıklıkla gözlemleri, olaylara kendi tanıklığı olarak deneyimlerine dayanır.A menudo, sus observaciones se basaron en sus experiencias como un testigo ocular de los hechos en cuestión.
Gerçekte de bir kadının başından geçmiş olayları anlatır.Quiero contar historias desde una perspectiva femenina.
Bu olaylar olurken ise aralarında hiçbir romantik ilişki olmamıştır.Tras la reanudación de su relación, no hay romance visible entre ellos.
Cezayir'deki işkence olayları müthiş sinirini bozmuştur.Aquello que está sucediendo en Sicilia verdaderamente nos hace horrorizar.
Kırklareli istasyonu, korkunç olaylara sahne olmuştur.Las cámaras de vigilancia grabaron toda la horrífica escena.
Kocanın, hayatta başına gelen dünyevi olayları karısıyla paylaşması beklenir.Asegúrese de que usted es feliz con lo que está pasando en su vida.
JavaScript tetikleme olayları.Proyecto Causalidad-Casualidad.
Belgenin hazırlanmasında rol alan olaylar Normanların İngiltere'yi ele geçirmelerine kadar dayanır.La idea es tenerlos entretenidos hasta que lleguen los refuerzos desde Inglaterra.
Sık sık canı yemek yemek ister ve bu tüm olayları etkiler.A menudo tiene ataques de hambre, y siempre quiere estar comiendo.
Olup biten, olgu olan, olayların durumunun varlığıdır.Ser o no ser, este es el problema.
Olayların temelinde John vardır.Este es un episodio centrado en John.
Süpernova patlamaları izlemeye değer olaylardır.Explosión de supernovas.
İlerleyen olaylarda Komisyon Üyesi Shane McMahon, sırayla Owens ve Zayn'in tuşlarını engelledi.Durante la lucha, Shane McMahon interfirió en contra de Owens y Zayn.
Aynı durum olaylar için de geçerlidir.Lo mismo sucede con el funcionamiento.
Dönemde yaşanan olayların bugüne şaşılacak derecede benzediğini gösteriyor.Los marineros dicen que hemos tenido un tiempo maravilloso hasta el momento.
Alex olaylardan ve yaşadıklarından sıkılmıştır.Rita se aburre con su vida.
Anlatılan olaylar Tanzimat Dönemi'nde geçmektedir.Se refiere únicamente a los logros alcanzados durante la época del showtime.
Lizzie ise tüm bu olayların şahidi olmuştur.Ross lo asiste en muchas de estas amenazas.
Bu dönemde sol öğrenci olaylarına karşı ortak bir zemin oluştu.En este período se vinculó a los movimientos estudiantiles universitarios de izquierda.
Çeşitli bilişsel olayların süreçleri hipokampus alanında gerçekleşmektedir.Se hacen varias investigaciones en el estado de Campeche.
Olaylar, protestoya katılanların ve muhalif grupların hafızasında saklandı.No obstante, el recuerdo de los eventos fue preservado por los manifestantes y los miembros de la oposición.
Mısırlılar iyi bir tanrının ölümü gibi uğursuz olayları doğrudan belirtmekten kaçınmışlardır.Los egipcios evitaban declaraciones directas sobre eventos adversos como la muerte de una deidad beneficiosa.
Bütün olaylar George etrafında gelişir.Y todo el crédito a George.
1956 olaylarının etkisi siyasi görüşlerimi şekillendirdi.Las elecciones de 1965 no lograron aclarar la situación política.
Bu olayların arkasında doğaüstü güçler olduğu düşünülür.Debido a esta habilidad, se decía que tenía poderes sobrenaturales.
Bu tür bir anlatıcı olaylar üzerine kendi yorumunu da söyleyebilir.Quizás les evoca demasiados recuerdos sobre sus propias actitudes.
Filmdeki hayali olaylar 1950'li yıllarda İtalya'da tenha bir adada geçer.La acción se desarrolla en una pequena isla italiana hacia el año 1950.
TOT fenomenleri, FOK (bilme hissi) olaylarından ayrılmalıdır.El análisis psicológico debe proceder de los fenómenos a su esencia.
Kıbrıs'ta Basın Olayları (1878-1981).El periodismo en la historia (1871 - 1881).
800 - 1000 yılları arasında yaşanan olaylar hakkında sağlıklı herhangi bir bilgi mevcut değildir.C., hay muy escasa información sobre los acontecimientos del período entre 800-1000 d.
Daha sonra tüm bu olaylar atlatıldı.En otras palabras, todas estas sucesiones deben ser finitas.
17. yüzyılın başlangıcında pratiğe dökülmemiş olaylar beklenildiği gibi sonuçlar vermiyordu.Esta expresión es utilizada cuando al finalizar el año las cosas no han salido como se esperaban.
Devam eden olaylar kaynakların yetersizliği yüzünden açık değildir.Las circunstancias no están claras por falta de fuentes.
Konuşturulmayan, susturulan haller, olaylar kekemeleştiriyor insanları..."«Certeza, Incertidumbres y Cosas a Dilucidar.».
Kurum sivil havacılığı denetlemek ve havacılık kazaları ve olaylarını incelemekle görevlidir.La agencia es la autoridad de aviación civil de ese país e investiga accidentes aéreos.
Oyunda 1992 Los Angeles olayları baz alınmıştır.La segunda trata sobre los disturbios de Los Ángeles de 1992.
1990'da Türkiye olayları.Kuwait por Irak en 1990.
1995'te Türkiye olayları.1995 Relaciones peligrosas.
Ailelerinin çocuklarının gerçek durumlarını öğrenmesi üzerine olaylar gelişir.Ustedes probablemente sabrán las circunstancias en las que nuestros hijos crecen.
1945 yılında Türkiye'deki olaylar.Una pregunta sobre España en 1945.
Tüm bu olayların gerçekleşmesi içinde ATP enerjisi kullanılır.Toda vida existente utiliza el ATP como fuente de energía.
Şairlerin diğer önemli bir işlevleri ise; tarihi olayların kaydedicileri olmalarıdır.Otra realidad que dificulta el trabajo de los periodistas son las acciones internas.
Bu sahnede, birinci sahneden daha önce olmuş olaylar anlatılır.Enseguida descubrimos más cosas de esta primera escena.
Mesela futbol aşkı birçok olaylara neden olmuştur.Amar al fútbol sobre todas las cosas.
Gerçek hayattan bazı olaylarda vardır.En algunos capítulos se muestran problemas de la vida real.
İstenmeyen ve aniden gelişen olaylara büyük tepki gösterirler.Sudaciones repentinas y sin aparente causa.
Yaşanan olaylar hayali bir Üçüncü Dünya Savaşı'nı konu alır.También se había especulado con la idea de una Tercera Guerra Mundial.
Cıngıl Nuri’nin çıkagelmesi, karısının ortadan kaybolması gibi yeni tuhaf olaylar gelişir.Según Nicky, cuando llegó, algo extraño le pasó a su cuerpo.
Kendi hayatı ile ilgili bilinen olaylar, Cihannüma'da kendisi tarafından yazmıştır.Lo que se conoce de su vida es lo que él mismo cuenta en el prefacio de esta obra.
2001'deki Türkiye olayları.Los sentimientos de la región en 2001.
Biao (表) veya "Kronolojiler"in 10 cildi ise olayların kronolojilerini (zaman çizelgelerini) içermektedir.10 capítulos Biǎo (表) son cronografías.