15 Haziran 1970'te patlak veren olaylar da bir nevi dışavurum oldu.Une opération tentée en juin 1911 lui fait perdre un œil.
18 Ocak - Türban yasağı ile ilgili olarak çıkan olaylar yüzünden Konya Ereğlisi'nde 17 kişi tutuklandı.Le 17 janvier, 16 suspects en lien avec l'attentat sont déférés devant la Justice turque.
Bana kalırsa, bu işgali anlayabilmek için bu dönemki öğrenci olayları iyice özümsemek gerekir.J'espère que les étudiants pourront penser à ces problèmes calmement.
Olaylara iki FBI ajanı da karışır.Les deux membres du FBI sont d'ailleurs très impressionnés par son travail.
Aşağıdaki gelişmeler, ^1840'lı yıllarda meydana gelen futbol ile ilgili olan olaylardır.Ci-dessous figurent les événements relatifs à la Sociologie survenus au cours des années 1840.
Şadililerin Anadolu'ya olan göçleri, farklı tarihi olaylar sonucu olmuşturlar.L'entité algérienne serait ainsi la résultante de différents processus historiques.
Ayaz ile aralarındaki sıkı dostluğu ise bu olaylar dolayısıyla zora girmiştir.Cette solution amiable avec les familles précipite les choses.
Olaylarda gözaltına alınanlardan 47'si tutuklandı.47 personnes ont été arrêtées par les forces de police.
En sonunda büyük bir soygun yapmak ister ve olaylar gelişir.Il se livre à de nombreux pillages et remporte quelques succès.
Bir başka deyişle, her ikisi de tarihi olaylarla ilgilenmişler.Toutefois, deux d'entre eux doivent être mis en exergue pour leur intérêt historique.
Daha çok yaşadığı olayları şiirine konu edindi.Il a fait ce qu'il a pu - beaucoup - pour la poésie.
Dünya üzerinde yaygın, doğal olayların büyük çoğunluğu bu dalın içine girer.De nombreuses planches de cette Storia naturale sont sur Commons.
Olaylar Kızıl Haç temsilcilerinin de içinde bulunduğu uluslararası bir heyet tarafından incelendi.Les fondateurs s'inspirent du Comité international de la Croix Rouge récemment formé.
Bu açıdan dünya çizgileri olayları tanımlamak için bir araçtır.Cependant, les lignes d'univers sont une manière de représenter le cours des événements.
Olayları birçok ülkenin basın ve medya kuruluşu da takip etti.De nombreux aspects de cette loi ont choqué le public et les médias.
Şeytanın Oteli 2 ‘de olaylar kaldığı yerden devam ediyor.Épisode 22 - Le diable s'en mêle.
Yüzbaşı Fevzi Bingöl de olaylara katıldı.L'ancien inspecteur Bong a compris lui-aussi.
Mekke, Emevîler zamanında bazı siyasi olaylar nedeniyle saldırılara uğramıştır.En effet à de multiples reprises Gravelines se fait ravager pour des raisons politico militaires.
Yolda başlarına kötü olaylar icra eder.Ils rencontrent des problèmes sur le trajet.
Ancak bu romanda olaylar daha barışcıl bir dille anlatılmıştır.Un autre récit en offre une version plus nuancée.
Olaylar böyle gelişirken, yönetim olağanüstü kongre kararı aldı.Lorsque la situation l'exige, le président convoque une réunion extraordinaire du Conseil européen.
Bireyin yaşamını çağın olayları içinde irdelemesiyle bilinir.Nous ne savons que sa personnalité au moment où se déroule l'histoire.
İktidarı döneminde önemli olaylar gerçekleşti.Pendant son court règne survient cependant un évènement important.
Çinli yetkililer olayları terör saldırısı olarak nitelendirmektedir.Les autorités considèrent qu'il s'agit d'une attaque terroriste .
Bu olayların zamanı konusunda bazı şüpheler vardır.Des doutes subsistent sur les circonstances de l'évènement.
Cezayir olaylarını protesto gösterilerinde yere yatar.Les députés kurdes quittent la séance en signe de protestation.
Üçlünün yolculuğu devam ederken komik olaylar yaşanır.Au fur et à mesure du voyage, des intrigues se nouent.
Anlatılmak istenen düşünceler olayların içindedir.Ce sont les lieux de création qui sont indiqués.
Ancak yol sırasında yaşayacağı olaylardan haberi yoktur.Il n'a aucune idée de ce qu'il veut faire dans la vie.
Bu olaylar, Soğuk Savaş'ın bir parçası olmuştur.Ce fut l'un des facteurs qui menèrent à la guerre froide.
Kişilerin olayların veya yerlerin bir kısmı gerçek olabilir.Il peut s'agir de noms de personnes ou de lieu.
İnsanlara öğütler verir ve geçmişte yaşanan olayları anlatır.Tout le monde pense au passé et raconte ce qu'il va faire à l'avenir.
Tarihsel romanlar, tarihin değişik dönemindeki olayları işler.La place des coïncidences dans le roman de notre vie.
1968 Mayıs olayları, üç aşamada meydana gelişmiştir.Les évènements de mai 1968 ont retardé de trois semaines la tenue de cette finale.
Çalışmalarının büyük kısmı kataliz olayları üstünedir.Mais l’essentiel de ses découvertes concerne certainement la spartéine.
Bu olaylar üniversitelerde yaşanan ilk başörtüsü protestolarıdır.Cet événement marque le début de la bataille des universités.
JavaScript tetikleme olayları.The Soap Allegations.
Korku hikayem gerçek olaylara dayanıyor.Mi aterradora historia se basa en hechos reales.
Senin olaylar karşısındaki tutumun beni ümitsizliğe ve güvensizliğe itiyor.Tu actitud ante los acontecimientos me empuja a la desesperación y la inseguridad.
Olaylara bakma şeklini seviyorum.Me gusta tu manera de ver las cosas.
Modern yayınlar genellikle (ama hatalı olarak) Liechtenstein'ın bağımsızlığını bu olaylara bağlarlar.Algunas publicaciones modernas atribuyen (incorrectamente) la soberanía de Liechtenstein a estos sucesos.
Global olaylar, Imperia Online'ın oyuncularına hazırladığı destansı yarışmalardır.Los eventos globales son desafíos épicos, que Imperia Online ofrece a sus jugadores.
Anlamsız olaylar hiçbir şekilde Looniverse ile sınırlı değildir.Los sucesos sin sentido no están limitados de ninguna manera al Looniverse.
Bu olayların klinik önemi, bağırsakların bu tür değişikliklere cevabına bağlıdır.El significado clínico de estos eventos depende de la respuesta del intestino a tales cambios.
Will kurtarılır ancak olayların ayrıntılarını çok az kimse bilmektedir.Pero más allá de eso, poco se conoce a ciencia cierta.
Bu olayların birincisi Narborough'da 21 Kasım 1983'te, ikincisini Enderby'de 1986'da gerçekleşmiştir.La primera de ellas en Narborough, en noviembre de 1983 y la segunda en Enderby en julio de 1986.
Tüm bu olaylar, 1944 ve 1948 yılları arasında meydana geldi.Casi todos ellos se produjeron entre 1944 y 1948.
Gelişen olaylardan sonra Jonathan Curtis olan ismini, Johnny Curtis olarak değiştirdi.Poco después, Curtis se volvió a llamar Johnny Curtis.
Bazen Belarusian TV'de gözükür, çeşitli olaylarda ev sahipliği yapar ve şarkı söyler.Ella aparece en la televisión bielorrusa de vez en cuando, presentando y cantando en varios eventos.
Bir yandan da gemide esrarengiz olaylar olmaya başlamıştır.A continuación, comienzan a ocurrir extraños eventos a bordo de la Enterprise.
Olaylar 477.Artículo 477.
Yahudi tarihi (aynı diğer ulusların tarihi gibi) sadece insan ve doğa olaylarından ibarettir.La historia judía, como las demás es un fenómeno puramente humano y natural.
Dizide Earl'ün bunu yaparken başından geçen olaylar anlatmaktadır.Ellos dicen a Earl lo que pensaban del asunto.
Ancak olaylar tam tersi şekilde gerçekleşmişti.Pero en realidad los hechos ocurrieron de otra forma.
Üçüncü bölümde (Terror of the Vervoids) Doktor kendini savunmak için gelecekteki olayları sunar.En la tercera entrega, Terror of the Vervoids, se muestra su futuro como defensa.
Max Payne 3’te olaylar Max Payne 2’den dokuz yıl sonrasını konu almaktadır.La historia se desarrolla nueve años después de los acontecimientos ocurridos en Max Payne 2.
MÖ 89 - Olaylar Lucius Porcius Cato (iki konsülden biri) yenildi ve öldü.Lucio Porcio Catón (uno de los dos cónsules) es derrotado y muerto.
Olayların bu şekilde gelişmesi, Eylül 1944'te Budapeşte saldırısını beraberinde getirdi.Fue en el contexto de estos eventos que la ofensiva de Budapest tuvo lugar en septiembre de 1944.
Olaylar halen sürmektedir.Los acontecimientos están sucediendo ya.
Buna benzer olaylar İspanya’da da meydana geldi.Algo parecido sucedió también en Eslovaquia.