olayları ile cümle
olayları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Çünkü bütün olayların yaratıcısı dostu oldukları o Allah'tır.Maar dit was slechts een schaduw van de schepping door God.
Bu seramik fresk ve tablolar belirli tarihsel olayları betimlemektedir.Panelen met foto's en toelichtende verhalen geven een historisch overzicht.
Bina 1938'de Kristal Gece olaylarıyla harabeye çevrildi.In 1938 werd het gebouw volledig verwoest tijdens de Kristallnacht.
Bu sayfa 1952 yılında dünyada sinema alanındaki olayları içermektedir.Dit artikel gaat over de film in het jaar 1952.
Özellikle adliye ve polis olayları ile ilgili haberler yapıyordu.In de Kamer houdt hij zich vooral bezig met justitie en politiedossiers.
Olayların 15 Mart 2011 tarihinde başladığı kabul edilir.De protesten begonnen op 15 maart 2011.
Film, ilk filmden yirmi yıl sonrasında gelişen olayları konu alır.De film begint 23 jaar na de gebeurtenissen uit de eerste film.
Beleriand'da geçen olayların büyük kısmı, Silmarillion isimli kitapta anlatılır.Veel van de gebeurtenissen zoals verhaald in de Silmarillion vinden plaats in Beleriand.
Dünya çizgileri olayların oluşunu temsil ederler.Snijpunten van wereldlijnen van objecten corresponderen met ontmoetingen.
Bu ziyaretlerin amacı, orada ortaya çıkan yeni sanat olayları üzerine çalışmaktı.Het werk zal daar getoond worden in de zaal die gewijd is aan Kijken naar Kunst.
Burada başlangıç durumundan kaynaklanan muhtemel tepe olaylarının neler olduğu görülebilir.De mogelijkheden die zich gegeven de uitgangssituatie kunnen voordoen worden bekeken.
Nevzorov olayları hatırlıyor: "Vezir kaçmadı.Den Uyl vond van niet: "De prins kan niet worden weggestopt".
1993'teki Türkiye olayları.In 1993 tegen Maleisië.
Sarah ve Charles arasındaki olayları ikinci son versiyonundakiyle benzer gelişir.De relatie van Jane en Charles loopt als een rode draad door het verhaal.
Mahone, videonun bir kopyasını ister ve olayları keşfeder.Mahone bemachtigd een kopie van de fax en snelt erop af.
Fakat olayları geç olsa da anlar. ^ Rıfat Ilgaz (Ekim 2004).Hun belang wordt pas sinds kort onderkend (oktober 2010).
Şiddet olayları Paris'ten diğer kentlere ve kırsal kesimlere yayıldı.De rellen breidden zich snel uit naar andere zones van de stad Parijs, en naar andere steden.
Zamanla meydana gelen olayları anlatırlar.Je moet altijd op tijd weten hoe laat het is.
Locke'ın geçmişinde yaşadığı talihsiz olayları göstermektedir.Het is bekend dat Shuya in het verleden nare dingen heeft meegemaakt.
Ona göre olayların belirli bir coğrafi bölgede geçtiği izleniminin alınmaması gerekmektedir.Het verhaal dat hij hier vertelt, moet niet enkel op een bepaalde gebeurtenis slaan.
VE kapısı bağımsız olayların birleşimini temsil eder.Zij wordt gerekend tot de kunststroming van het Onafhankelijk Realisme.
Olayları yaşayarak anlattı.Zij vertellen over hun leven.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.De buren zien alles vanachter de gordijnen.
1905 olayları Lenin'i haklı çıkardı.In 1960 kreeg Sjavlakadze de Orde van Lenin.
Günümüzde zaman zaman yükselme olayları meydana gelmektedir.Dat is wat nu gebeurt via Stop De Tijd.
Mesnevisinde Câmî, İbrani peygamber Yûsuf ile Züleyha arasında geçen olayları ön planda işler.Jozua en de Israëlieten doen zoals hen opgedragen is.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Tevens beweerde men dat dit nummer verkrachting en moord verheerlijkt.
Filmde Japonya'daki 1933 olaylarından bahs ediliyor.Dit artikel gaat over de film in het jaar 1933.
Ancak bu durum olayların bitmesine engel olmadı.Dit betekende echter geenszins het einde van de moeilijkheden.
Uzaktaki olayları görebilme.Niet oprapen wat gevallen is.
Çaresizlikle savaşın başlamasını ve olaylarını izlemek zorunda kaldı.Na de oorlog begonnen achterstallig onderhoud en verval echter hun tol te eisen.
Yazar, çoğu zaman geçmişte yaşadığı olayları anlatır.Zijn boeken spelen vaak in het verleden.
Ve olayların böyle vuku bulduğunu reddetti.Hij beweerde dat hem hiermee een hit werd ontnomen.
Fakat, bu tarz olayların etkilerinin niceliğini belirlemek zor olabilir.Deze situatie heeft ertoe geleid dat het lastig is de kenmerken van de soort goed vast te stellen.
Gelecekte gerçekleşecek olayları anlatmaya yarayan zamandır.Het verleden diende om situaties in het heden te kunnen verklaren.
Töre olayları ise filmin diğer temasıdır.Deze gebeurtenis is de opmaat voor de rest van de film.
1994 yılında İrlandalı Sunday Independent gazetesi adına suç olayları ile ilgili yazılar yazmaya başladı.Od 1994 roku zaczęła pisać o zbrodniach w Irlandii w gazecie „Sunday Independent”.
Luther`in 1534'te bitirdiği İncil çevirisi, Alman edebiyatının en etkileyici olaylarından biridir.Przekład Biblii na język niemiecki przez dr. Lutra w 1534 okazał się bardzo ważny w historii tego języka.
Olup biten, olgu olan, olayların durumunun varlığıdır.To, co jest faktem – fakt – jest istnieniem stanów rzeczy.
Tüm olayları ona anlattı.Opowiedział im o całym zajściu.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Interesowała się głównie problematyką przyrodniczą.
TOT fenomenleri, FOK (bilme hissi) olaylarından ayrılmalıdır.Zamiennie używa się pojęć pseudoodwrotności, pseudoinwersji.
Bosna'daki olayların "Nazilerin en kötü azgınlıklarını hatırlattığını" söyledi.Twierdziła przy tym, że wydarzenia w Bośni przypominają jej wyczyny nazistów.
Aynı zamanda TGRT Haber spikeri olarak gelişen olayları aktarmıştır.Trevor zamieszczał tam też informacje o tym, jak zespół się rozwija.
Ancak olayların gelişimi ise bu yönde olmamıştır.Nie sądzę, by zmierzali w tym samym kierunku.
Bununla birlikte bir dizi kaçırılma ve şiddet olayları meydana gelmeye başladı.Doszło przy tym do szeregu gwałtów i grabieży.
Söz konusu iddialara göre bu rakama tecavüz ve cinayet olayları da dahildir.Statyczne ujęcia są obecne także podczas scen zabójstwa i gwałtu.
Üstelik, bulgular "hatalı babalık olaylarının" çok az sayıda olduğunu göstermiştir.Zgłoszony został m.in. problem "nadmiernego apetytu" chłopca.
Fakat, bu tarz olayların etkilerinin niceliğini belirlemek zor olabilir.Możemy nadal odczuwać skutki tych niefortunnych decyzji.
Bu tür olayları önlemek için çalışmaya devam edeceğiz."Należy za wszelką cenę dążyć do uniknięcia tego rodzaju następstw”.
Olayları savaşa götüren son gerginlik 1918'in Ocak ayının ilk günlerinde başladı.Do ostatecznej eskalacji wojny doszło na początku stycznia 1918 roku.
Böylece film yapımcıları filmdeki olayların gerçekmiş görünmesi sağladılar.W efekcie producenci filmowi są gotowi promować to w filmach.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.Ponadto zawsze - zgodnie z prawami Murphy'ego zdarzają się sytuacje nieoczekiwane.
Kız kaçırma olayları pek görülmemektedir.Okazuje się, że uprowadzenie wcale nie jest przypadkowe.
Kızıl Ordu askerlerinin karıştığı şiddet ve tecavüz olaylarından bahsediliyordu.Byli oni narażeni na gwałty i morderstwa ze strony żołnierzy Armii Czerwonej.
Jenny'nin annesi Nikki'nin çıkagelmesi tüm olayları karıştırır.Przed śmiercią, informuje matkę Nicka, Jackie, że doszło do pomyłki.
1955'te Türkiye olayları.Wydarzenia polityczne w 1955 roku.
Ayrıca bir astrologdu ve astrolojik olayları öngörüyordu.Zajmował się także astronomią i astrofizyką.
Virüsler, çocuk yaş grubundaki bulaşıcı ishal olaylarının yaklaşık %70’inin sebebidir.Wirusy wywołują około 70% przypadków biegunki infekcyjnej u dzieci.
Dizide ara sıra Brian olayları seslendirerekte anlatmaktadır.Kilkakrotnie ktoś pyta telefonicznie o jakiegoś Pilarskiego.
İlgili Sayfalar