olasılı ile cümle

olasılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Yine de büyük olasılıkla ne olacağını tahmin edebilirsin.You can probably guess what happens though.
Eğer İngilizce konuşmuyorsanız iyi bir pozisyon elde etme olasılığınız çok az muhtemeldir.You're much less likely to get a good position if you don't speak English.
Yağmur olasılığına karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Radyo sel olasılığı hakkında bizi uyardı.The radio warned us of the possibility of flooding.
Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.But probably I'll be the last, which is a pity.
Adamın öldürüldüğüne dair bir olasılık var.There's a possibility that the man was murdered.
Eğer beklersem bir koltuğa oturabilme olasılığım nedir?If I wait, what's the possibility I can get a seat?
O büyük olasılıkla oyunu kazanacak.The chances are that she will win the game.
Beni terketme olasılığından korktum.I was scared that you might leave me.
Bu sefer Bob'un kazanma olasılığı yüksek.This time Bob is likely to win.
Bu ayın meselesinin yayımlaması olasılıkla gelecek haftaya ertelenecek.Publication of this month's issue will probably be delayed one week.
Bugün yağmur olasılığı yok.There is no chance of rain today.
Bir kaza olasılığını dışlayamayız.We cannot rule out the possibility of an accident.
Zamanında varma olasılığımız var mı?Are we likely to arrive in time?
Büyük olasılıkla, bir hafta uzak kalacaklar.In all likelihood, they'll be away for a week.
Taro büyük olasılıkla üniversite giriş sınavını geçecek.Taro is very likely to pass the university entrance examination.
Onun zamanında gelme olasılığı çok yoktur.There is not much possibility of his coming on time.
Onun istifa etme olasılığı var mı?Is there any possibility of his resigning?
Onun seçimi kazanması için herhangi bir olasılık var mı?Is there any possibility that he'll win the election?
Onun gelme olasılığı yok.There's no possibility of his coming.
Büyük olasılıkla o hâlâ yataktadır.The chances are that he is still in bed.
O bir ev satın alma olasılığına bakıyordu.He was looking into the possibility of buying a house.
O bir ev satın alma olasılığına baktı.He looked into the possibility of buying a house.
O, ağır hasta ve iyileşmesi olasılığı yok.He is seriously ill and unlikely to recover.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.He will probably fail.
Her olasılığı göze aldılar.They took every possibility into consideration.
Onu görme olasılığından heyecanlıyım.I am excited at the prospect of seeing her.
O, kesinlikle bir olasılıktır.That's certainly one possibility.
O, büyük olasılıkla başaracak.He's the most likely to succeed.
Ne olasılık ne de özgür irade var.There is neither contingency nor free will.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı bir dönem daha görev yapacak.In all likelihood, the president will serve a second term.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı ikinci bir dönem hizmet edecek.In all likelihood, the president will serve a second term.
O bir işbirliği olasılığını okudu.He has studied the possibility of a collaboration.
Bir olasılık yok.There's not a chance.
Tom büyük olasılıkla kayboldu.Tom is probably lost.
Tom'un geç kalma olasılığı var.There's a possibility that Tom will be late.
Bu olasılık Tom'un lehinde.The odds are in Tom's favor.
Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom's children inherited anything from him.
Tom'un bu raporu yazmış olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom wrote this report.
Tom'un tek başına seyahat etmek istemesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will ever want to travel alone.
Tom'un kovulacak olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will be fired.
Tom'un o aylıkla çalışmayı kabul edecek olması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom will agree to work for that salary.
Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom survived the crash.
Tom'un evde o şekilde hareket etmesi çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom acts that way at home.
Tom Mary'ye büyük olasılıkla yarışı kimin kazanacağını düşündüğünü sordu.Tom asked Mary who she thought would be the most likely to win the race.
Tom'un tutuklanacağına dair küçük bir olasılık var.There's a small possibility that Tom will be arrested.
Tom her olasılığı araştırdı.Tom explored every possibility.
Polisler Tom'un kendisini öldürmüş olma olasılığını düşünmediler.The police didn't think it was likely that Tom had killed himself.
Fabrikayı kapatmak zorunda olmayacağımıza dair bir olasılık var.There is a possibility that we won't have to shut down the factory.
Tom büyük olasılıkla haklıydı.Tom was probably right.
Olasılıklar hakkında düşünmek zorundayız.I have to think about the possibilities.
Bunun gerçekleşme olasılığı çok az.The chances that that happens are minimal.
O konuda büyük olasılıkla yanılıyorsun.You're very likely wrong about that.
Onun iyi bir seçilme olasılığı var.He has a good chance of being elected.
Onun seçileceğine dair iyi bir olasılık var.There's a good chance that he'll be elected.
Bu anlattığının doğru olma olasılığı yok.That story cannot possibly be true.
Jane büyük bir olasılıkla gelecek.There's an eighty to ninety percent chance that Jane will come.
Büyük olasılıkla Jane gelecek.It's quite likely that Jane will come.
O, büyük olasılıkla gelecektir.He's very likely to come.
Büyük olasılıkla gelecek.There's a good chance that he'll come.

İlgili Sayfalar