Tom bunun bir olasılık olduğunu söyledi.Tom said that was a possibility.
Bu olasılık dışı görünüyor.This seems improbable.
Bu olası görünmüyor.This seems unlikely.
O, olasılıkla suçsuzdu.She was probably innocent.
Tom'un bu geceki partide olacağına dair bir olasılık var mı?Is there any chance that Tom will be at tonight's party?
Tom'un geç kalma olasılığı var mı?Is there any chance that Tom will be late?
Tom'un kabul edeceği olasıdır.It's likely that Tom would agree.
Doğum kontrol haplarının olası bir yan etkisi, cinsel dürtüdeki kayıptır.A possible side effect of the contraceptive pill is a loss of sex drive.
Bir sonraki saat içinde onun olma olasılığı nedir?What is the likelihood of it happening within the next hour?
Hayatta kalma olasılığı nedir?What is the likelihood of survival?
Biz olasılıklar hakkında heyecanlıyız.We're excited about the possibilities.
Birçok olası açıklama var.There are many possible explanations.
Birkaç olası açıklama var.There are several possible explanations.
Uzmanlar üç olası açıklama teklif etti.Experts have offered three possible explanations.
Büyük olasılıkla evleneceğiz.We'll probably get married.
Bu ucuz şeylerden birini büyük olasılıkla başka bir yerden alabilirsin.You can probably buy one of these cheaper somewhere else.
Tom geç kalması çok olası değil.Tom is very unlikely to be late.
Eğer bir şey gerçek olacak kadar çok iyi görünüyorsa, büyük olasılıkla gerçektir.If something sounds too good to be true, it probably is.
Sanırım o olası değil.I think that's unlikely.
Tüm olası sonuçları incelemek gerekli.It is necessary to examine all possible consequences.
Olasılıklar benim aleyhimeydi.The odds were against me.
Olasılıklar benim aleyhime.The odds are against me.
O sorunun bir sürü olası cevapları vardır.There are many possible answers to that question.
Onun bir olasılık olduğunu düşünüyorum.I think that's a possibility.
Biz birçok olasılıkları tartıştık.We discussed many possibilities.
Biz birçok olasılıklar hakkında konuştuk.We talked about many possibilities.
Tom bunun bir olasılık olduğunu söylüyor.Tom says it's a possibility.
Ne yapılması gerektiğini Tom'un bilmesi olası değil.It's unlikely Tom will know what needs to be done.
Tom'un toplantıda olacak olması olası değil.It's unlikely Tom will be at the meeting.
Tom'un bize yardım edecek olması olası değil.It's unlikely Tom will help us.
Tom'un geri dönecek olması olası değil.It's unlikely Tom will return.
Bu kesinlikle bir olasılıktı.It definitely was a possibility.
Onun olacağına dair hâlâ bir olasılık var.There's still a possibility that that'll happen.
Ölüm yalnızca olası muafiyet mi?Is death the only possible exemption?
Bu kitap kahramanın aşılmaz olasılıkları fethettiğini görür ve günü kurtarır.This book sees the protagonist conquer insurmountable odds and save the day.
O her zaman bir olasılık.That's always a possibility.
Fakat o hiç olası değil.But that's not likely at all.
Sanırım onlar büyük olasılıkla sana yardım etmeyecek.I think they very likely won't help you.
Büyük olasılıkla hangi takım kazanacak?Which team will most likely win?
O kesinlikle bir olasılık.That's definitely a possibility.
iki olası açıklama var.There are two possible explanations.
Yarın yağmur yağacağına dair yüksek bir olasılık var.Tomorrow there's a high probability it will rain.
Bunun gerçekleşmesi pek olası değil.That's not very likely to happen.
Bizim takımda Tom ile büyük olasılıkla kazanacağız.With Tom on our team, we're more likely to win.
Tom büyük olasılıkla kazanmayacak.Tom isn't very likely to win.
Tom'un zamanında burada olması çok olası değil.Tom isn't very likely to be here on time.
Tom oldum olası sağlıklı yaşam konusuna kafayı takmıştır.Tom has always been a health nut.
Birden fazla olasılık olabilir.There may be more than one possibility.
İki öğrencinin aynı doğum gününe sahip olması olasılığı nedir?What is the probability that at least two students have the same birthday?
O iki insanın aynı doğum gününe sahip olması ne kadar olasıdır?How likely is it that two people have the same birthday?
Üçüncü olasılık yok.There is no third possibility.
Artık bunu kullanmamız olası değil.We're not likely to use this anymore.
Beyaz bir Noel geçirme olasılığı nedir?What are the chances that we'll have a white Christmas?
Büyük olasılıkla Boston'a geri döneceğimI'll most likely be going back to Boston.
Tom ne yapmamız gerektiğini büyük olasılıkla bilir.Tom is very likely to know what we should do.
Biz bu olasılıklara bakıyoruz.We're looking at those possibilities.
O olasılığa bakıyoruz.We're looking at that possibility.
Başka olası sorunlar var.There are other possible problems.
Tom tüm olasılıkları inceledi.Tom examined all the possibilities.
Aşağıda birkaç olasılık var.Below are several possibilities.