Daha simdiden bu yılki kandırma ve flort etme adayi olarak Barbara'yi sectigi çok olasidir.Ze gaat dan ook steeds meer tijd aan haar besteden, tot groot ongenoegen van Barbara.
Olasılıksal Risk Değerlendirmesi’nin esas amacı da zaten budur.Dit is de eerste risicoverhogende factor.
Sen başarılı olasın diye didiniyorum.Die bleken een succes.
Burada X mutlaka hiç olasılıksız x0 değeri alır.Mister X heeft onbeperkt kaartjes.
Bu sekil olasilik kurami uzerinde spesialize olan matematikçiler tarafından tercih edilmektedir.Dit gebeurt bij voorkeur door een gespecialiseerde cardioloog.
Terimin hentai kelimesinden gelme olasılığı vardır ama çıkış yeri belli değildir.De naam van de rivier komt waarschijnlijk uit het Itelmeens, maar de betekenis is niet bekend.
Onun bu görüşü, üç olasılığı içermektedir.Ze krijgen de keuze uit 3 mogelijkheden.
Bu görüntü oyunun Fransa'da geçme olasılığını daha da arttırdı.Zo wordt het stuk in Frankrijk nog steeds opgevoerd.
Olasılık yoğunluk fonksiyonları tıpatıp olasılık olmadıkları için bu şeklin ispatı biraz daha karmaşıktır.Bij onzekere, suggestibele mensen zal het effect nog groter zijn.
Olası bir geri çekilmeyi korumak için hazırlık yapılacaktı.Het moest mogelijk zijn om een dreigende aanval te voorkomen.
Dolayısıyla, insanların varlığı bu küçük olasılığın gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.Dat dit meisje bestaan heeft, staat wel vast.
Bu olasılıkla bir bereket sembolü olarak kullanılır.Deze vorm werd waarschijnlijk als symbool voor de vruchtbaarheid gebruikt.
Tauri büyük olasılıkla "dağ insanları" anlamına gelmektedir.Igorot staat voor "mensen uit de bergen".
Philo'nun, birçok olasılığı incelediğini düşünelim.Het is bekend dat Pythagoras perfecte getallen onderzocht.
Claire'in de yardımıyla kendi kaderiyle ilgili birtakım olasılıkları keşfetmeye başlar.Cher beseft dat ze misschien haar prioriteiten iets moet verleggen...
Polisler olası kazaları önlemek için kar zinciri kontrolü yapıyorlardı.De compagnie had controleposten ingericht om sluikhandel te voorkomen.
Gelecek durumlara belirli bir şekilde değil, olasılıksal bir süreçle ulaşılacaktır.Ik geloof niet in het noodlot, maar in omstandigheden.
Kesin bulgu yoktur ama olasılık dahilindedir.Echt hard bewijs ontbreekt echter, hoewel het zeker tot de mogelijkheden behoort.
Dünyada ilk olarak bir kültür merkezinin bulunma olasılığını sorgulamıştır.In het midden kon een cultusbeeld geplaatst worden.
İki şeyi aynı anda yapmak olası değildir.Het is niet mogelijk twee dingen tegelijk te doen.
İki şeyi aynı anda yapmak olası değildir.Het is onmogelijk twee dingen tegelijk te doen.
Bırak gideyim, lanet olası!Laat me gaan, verdomme!
Ek olarak, köylerin veya şehirlerin olası genişlemesi için birçok posta kodu kullanılmamıştır.Daarnaast zijn er veel postcodes ongebruikt, dit voor eventuele uitbreiding van dorpen of steden.
(Maide: 28) "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın.Zaprawdę, chcę, abyś wziął na siebie mój grzech i swój grzech i abyś znalazł się wśród mieszkańców ognia.
Morella isminin kaynağına dair birkaç olasılık vardır.Jest kilka możliwych źródeł pochodzenia imienia Morella.
Bu olasılık Lev Landau ve meslektaşları tarafından belirtilmiştir.Taką możliwość wskazał fizyk Lew Landau i jego współpracownicy.
Ancak olası bir başlangıç ve bitiş tarihleri bilinmemektedir.Nie jest też znany pierwotny początek i prawdopodobny koniec dzieła.
Büyük olasılıkla Söğüt'te ölmüştür.Zmarł prawdopodobnie na trąd.
Gezegenler Dünya'dan daha büyük; ama büyük olasılıkla Uranüs ve Neptün'den daha küçüktür.Planety są dużo masywniejsze od Ziemi, lecz ich masa nie jest tak duża jak Urana bądź Neptuna.
Geliştiricileri yazılımın kullanımından kaynaklanan olası zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.Autorzy nie ponoszą odpowiedzialności za jakiekolwiek szkody wynikające z jego użytkowania.
Pascal’ın matematiğe yaptığı en etkileyici katkı olasılık kuramını geliştirmesi olmuştur.Praca Pascala nad teorią prawdopodobieństwa była jego najbardziej znaczącym wkładem w rozwój matematyki.
Olası tüm açık içerikler, ayrı bir tek alan olan explicit.bing.net'den gelecektir.Wszystkie potencjalnie niebezpieczne obrazy i filmy, będą serwowane z odrębnej domeny, explicit.bing.net.
Onların sevme sevilme olasılıkları hiç yoktur.Czy ta miłość ma jakieś szanse?
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Dobroczynne działanie antybiotyków powinno też zrównoważyć możliwe skutki uboczne.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."Kto popełnia błąd, musi odejść”.
"Lanet olası çocuklar!"Robimy im piekło chłopcy!”.
Olasılıkla Venedik'te doğdu.Kształcił się prawdopodobnie w Wenecji.
Bu nedenle yüksek entropiye sahip olma olasılığı daha düşüktür.Objawia się to niższą entropią.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Ze względu na niebezpieczeństwo nie należy robić tego samotnie.
Olası depremlerin sonuçlarını öngörür.Zapobieganie skutkom trzęsień ziemi.
Roma'ya veya doğuya yönelme olasılığı görünüyordu.Pochodził prawdopodobnie z Rzymu lub okolic.
İleride yaşanması olası çekişmeleri durdurabilmek için, Njal, Þráinn'in oğlu Höskuldur'ü evlat edinir.Sam Njal, chcąc powstrzymać przyszłe kłótnie, adoptuje syna Þráinna, Höskuldra.
Olasılık, dilek, arzuyu ifade eder.Wyraża życzenie, nadzieję lub możliwość.
İntegral katkı olasılığı nedir?Ile jest możliwych rozstawień?
Her bir örneğin sınırlandırma olasılığı nedir?Ze względu na co można by wytyczyć nieprzekraczalną granicę?
Dolayısıyla, bu metni ilk denemede doğru yazma olasılığı 3.4 × 10183.946'da 1'dir.Wtedy prawdopodobieństwo wylosowania takiego tekstu jest jak 1 do 3,4×10183946.
Sen başarılı olasın diye didiniyorum.Natarcie odniosło sukces.
Ama zaten bunu bir olasılık olarak belirtmektedir.W rzeczy samej, twierdzę nawet, iż jest to możliwe.
Bölgenin elden çıkma olasılığı karşısında da, halk son derece sert tepki vermiştir.Wbrew oczekiwaniom jednak, reakcja ludności na tego rodzaju program była skrajnie negatywna.
Olasılıkla eski bir tanrıça adı ile bağlantılıdır.Prawdopodobnie ma związek z klątwą.
Bir olasılığa göre babası olan general Gerontius tarafından seçilmiştir.Cesarzem ogłosił go generał Gerontiusz, który być może był z nim spokrewniony.
"Lanet olası çocuk.Zły chłopiec.
Olası bir kanserojendir.Jest potencjalną substancją rakotwórczą.
St. Petersburg paradox, olasılık teorisi ve karar teorisi.Paradoks dwóch kopert – paradoks związany z teorią prawdopodobieństwa i teorią decyzji.
Tauri büyük olasılıkla "dağ insanları" anlamına gelmektedir.Słowo pahari dosłownie znaczy "górskie".
Belirli olasılık teriminin tanımlanmasına göre değişik türlü rastgele örnek ortaya çıkabilir.Co do pochodzenia samego zjawiska, istnieć może kilka wyjaśnień.
Olasılıkla 1765 doğumlu Burdur'lu bir Türktür.Zdrzewno wiatrak murowany z 1765 r.
En önemlisi de risklerin nihai olarak oluşma olasılığı ve şiddeti olasılıksal olarak ortaya çıkmaktadır.Istotnym faktem jest także całkowite wykluczenie sytuacji i związanego z tym ryzyka sytuacji kryzysowych.
Şehrin adı olasılıkla Rutenya adıyla bağıntılıdır.Nazwa najprawdopodobniej pochodzi od prowadzonej linii kolejowej.
Oldum olası taştan katıdır bilirim yüreğin senin.”Chodź, obejmij mnie, jestem twoim Końcem".