Yine de büyük olasılıkla ne olacağını tahmin edebilirsin.You can probably guess what happens though.
Lanet olası bir ruh yoktu.There was not a bloody soul.
Olası tehlikelere karşı uyanık olmalısın.You should be alert to the possible dangers.
Herhangi bir toplumun efsanelerinden tamamen vazgeçebilmesi olası görünmüyor.It seems unlikely that any society could completely dispense with myths.
Biz harcamaları kesme hakkında tüm olası yollarını araştırdık.We explored all possible ways of cutting expenditures.
Eğer İngilizce konuşmuyorsanız iyi bir pozisyon elde etme olasılığınız çok az muhtemeldir.You're much less likely to get a good position if you don't speak English.
Yağmur olasılığına karşı şemsiyeni almayı unutma.Remember to take your umbrella, in case it rains.
Radyo sel olasılığı hakkında bizi uyardı.The radio warned us of the possibility of flooding.
Fakat büyük olasılıkla sonuncu olacağım, bu acınacak bir durum.But probably I'll be the last, which is a pity.
Adamın öldürüldüğüne dair bir olasılık var.There's a possibility that the man was murdered.
Üniversite başkanının istifa etmesi olasıdır.The president of the university is likely to resign.
Planı uygularken, bütün olası zorluklar hesaba katılmalıdır.In carrying out the plan, you should have reckoned with all possible difficulties.
Şirket, olası müşterilerini partiye davet etti.The company invited their prospective customers to the party.
John'un hata yapması olasıdır.John is likely to make a mistake.
Bu hikaye bana pek olası görünmüyor.This story sounds very unlikely to me.
Eğer beklersem bir koltuğa oturabilme olasılığım nedir?If I wait, what's the possibility I can get a seat?
O büyük olasılıkla oyunu kazanacak.The chances are that she will win the game.
Onun ilk albümünün iyi satacağı olasıdır.It is probable that her first album will sell well.
Beni terketme olasılığından korktum.I was scared that you might leave me.
Trafik kazalarının yağışlı günlerde meydana gelmesi olasıdır.Traffic accidents are likely to occur on rainy days.
Bu sefer Bob'un kazanma olasılığı yüksek.This time Bob is likely to win.
Bu ayın meselesinin yayımlaması olasılıkla gelecek haftaya ertelenecek.Publication of this month's issue will probably be delayed one week.
Bugün yağmur olasılığı yok.There is no chance of rain today.
Bir kaza olasılığını dışlayamayız.We cannot rule out the possibility of an accident.
Zamanında varma olasılığımız var mı?Are we likely to arrive in time?
Büyük olasılıkla, bir hafta uzak kalacaklar.In all likelihood, they'll be away for a week.
Taro büyük olasılıkla üniversite giriş sınavını geçecek.Taro is very likely to pass the university entrance examination.
Olası tüm araçları denedim.I tried all possible means.
Onun zamanında gelme olasılığı çok yoktur.There is not much possibility of his coming on time.
Onun istifa etme olasılığı var mı?Is there any possibility of his resigning?
Onun seçimi kazanması için herhangi bir olasılık var mı?Is there any possibility that he'll win the election?
Onun gelme olasılığı yok.There's no possibility of his coming.
Onun o hikayesi pek olası görünmüyor.That story of his sounds very unlikely.
Büyük olasılıkla o hâlâ yataktadır.The chances are that he is still in bed.
O bir ev satın alma olasılığına bakıyordu.He was looking into the possibility of buying a house.
O bir ev satın alma olasılığına baktı.He looked into the possibility of buying a house.
Onun bizim partiye gelmesi olasıdır.It is possible that he will come to our party.
Beni kasıtlı olarak bekletmesi olası.It is likely that he kept me waiting on purpose.
Bir kaza geçirmiş olması olasıdır.It is possible that he has had an accident.
O, ağır hasta ve iyileşmesi olasılığı yok.He is seriously ill and unlikely to recover.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.He will probably fail.
Her olasılığı göze aldılar.They took every possibility into consideration.
Onu görme olasılığından heyecanlıyım.I am excited at the prospect of seeing her.
Yüz yaşına kadar yaşaması olasıdır.She is likely to live to one hundred.
Olası bir çözümle geldi.She came up with a possible solution.
Onun gelmesi olası değildir.It isn't likely that she will come.
O, kesinlikle bir olasılıktır.That's certainly one possibility.
Lanet olası göt deliği!Fuckin' asshole!
Onların evlenmeleri olası değil.They're unlikely to get married.
Olası yan etkiler arasında bulanık görme ve nefes darlığı bulunmaktadır.Possible side effects include blurred vision and shortness of breath.
Lanet olası!Go fuck yourself!
O, büyük olasılıkla başaracak.He's the most likely to succeed.
Kahretsin, lanet olası ev anahtarlarını nereye koydum?Shit, where the fuck did I put my home keys?
Ne olasılık ne de özgür irade var.There is neither contingency nor free will.
Bu mümkün, ama olası değildir.It's possible, but not probable.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı bir dönem daha görev yapacak.In all likelihood, the president will serve a second term.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı ikinci bir dönem hizmet edecek.In all likelihood, the president will serve a second term.
O bir işbirliği olasılığını okudu.He has studied the possibility of a collaboration.
Bir olasılık yok.There's not a chance.
Olası saldırılar için hazırlanmaya başladılar.They began to prepare for possible hostilities.