Kendimi senin velin olarak görüyorum.I regard myself as your guardian.
Ben nedeni ayrıntılı olarak açıkladım.I explained the reason in detail.
Kişisel olarak, bundan hoşlandım.Personally, I liked this one.
John'u kaptan olarak seçtik.We chose John as captain.
Biz kaptan olarak John'u seçtik.We chose John as captain.
Ben bunu yapmayı bir görev olarak hissettim.I felt it my duty to do so.
Ben prensip olarak yasağa katılıyorum fakat uygulamada oldukça zor olacak.I agree with the ban in principle, but in practice it will be extremely difficult.
İş için uygun bir kişi olarak seçildiğime çok memnunum.I'm very glad that I've been singled out as being a suitable person for the job.
Adamı bir düşman olarak gördüm.I regarded the man as an enemy.
Açıklamayı doğru olarak kabul ediyorum.I accept the statement as true.
Bunun bir ders kitabı olarak kullanılmasını kastettim.I meant it to be used as a textbook.
Ben, tam olarak on mil yürüdüm.I completely walked ten miles.
Ben takımın bir üyesi olarak seçildim.I was chosen as a member of the team.
TV izlemeyi bir vakit kaybı olarak düşünüyorum.I think of watching TV as a waste of time.
Kendimi Almanca olarak ifade edemiyorum.I can't make myself understood in German.
Tom'u bir arkadaş olarak görüyorum.I regarded Tom as a friend.
Bir uçuş görevlisi olarak bir iş istiyorum.I long for a job as a flight attendant.
Kendimi Fransızca olarak ifade edemiyorum.I can't make myself understood in French.
Fransızcayı asıl branş olarak alacağım.I am going to major in French.
Henüz kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain yet.
Kendimi İngilizce olarak anlatmamda hâlâ zorlanıyorum.I still have difficulty in making myself understood in English.
Mary'nin ciddi olarak hasta olduğundan kesinlikle eminim.I know for certain that Mary is seriously ill.
Zaruri olarak oraya gittim.I went there of necessity.
Yarışta son olarak başladım ama kısa sürede diğerlerine yetiştim.I started last in the race, but I soon caught up with the others.
Vazoyu kasıtlı olarak kırdım.I broke the vase on purpose.
Kendimi İngilizce olarak ifade edemiyorum.I can't make myself understood in English.
Kendimi İngilizce olarak anlamayı zor buldum.I found it difficult to make myself understood in English.
İngilizce olarak yazılmış bir gazete aldım.I bought a newspaper written in English.
Kendimi İngilizce olarak ifade edebildim.I could make myself understood in English.
İngilizceye ek olarak Almanca eğitimi yapmak istiyorum.I want to study German in addition to English.
İngilizceye ek olarak Fransızca eğitimi de alıyorum.I study French in addition to English.
Ucuz olarak nerede meyve alacağımı öğrendim.I found out where to buy fruit cheaply.
Ben başkan olarak atandım.I was appointed chairperson.
Onun nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorum.I don't quite know how it happened.
Ekonomik olarak ailemden bağımsızım.I am economically independent of my parents.
Mümkün bir aday olarak Paul'ün adını önerdim.I put Paul's name forward as a possible candidate.
Ben kesin olarak biliyorum.I know it for a fact.
Bazen bir konserve açacağı olarak makas kullanırım.I sometimes use scissors as a can opener.
Tam olarak doğduğum yeri bilmiyorum.I don't know the exact place I was born.
Bir hobi olarak pulları toplarım.I collect stamps as a hobby.
Tam olarak düşündükten sonra teklifi kabul ettim.I accepted the offer after due consideration.
Öğretmenin İngilizce olarak bir mektup yazmasını istedim.I wanted the teacher to write a letter in English.
Ben büyük annemin yüzünü tam olarak hatırlamıyorum.I don't remember my grandmother's face accurately.
Başkan olarak uzun yıllar geçirdim, zamanın geldiğini hissettiğim için istifa ettim.I've spent so many years as chairman that I feel it's time I stepped down.
Tren gecikmesinin bir sonucu olarak geç kaldım.I was late as a result of the train delay.
Oraya özel olarak gittim.I went there in private.
Onu sana sır olarak söyledim, öyleyse niçin Jane'e ondan bahsettin?I told you that in confidence, so why did you tell Jane about it?
Ben onun ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain when he will come.
Nerede yaşadığını kesin olarak söyleyemem.I cannot say for sure where he lives.
Onu iyi bir işçi olarak buldum.I found him to be a good workman.
Onun kim olduğunu kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain who he is.
Onun bu kadar sık olarak evime gelmesinden hoşlanmıyorum.I don't like him coming to my house so often.
Onu sır olarak saklamak için ona söz verdim.I promised him to keep it secret.
Onun müziğini rock müzik olarak sınıflandırıyorum.I classify his music as rock.
Ben onu mükemmel olarak anlayabiliyorum.I can understand him perfectly.
Onun sözlerini bir tehdit olarak yorumladım.I interpreted his remark as a threat.
O, mülküne varis olarak sahip oldu.He succeeded to his estate.
Ben onun tavsiyesini değerli olarak görüyorum.I regard his advice as valuable.
Ona patron olarak baktım.I looked on him as the boss.
Onu Mike olarak çağırırım.I call him Mike.