olarak ile cümle
olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un yerinde olsam ne yapmak isteyeceğimi tam olarak biliyorum.I know exactly what I'd want to do if I were Tom.
Şey, Tom'la tam olarak tanışmadım.Well, I didn't exactly meet Tom.
Ben bunu bir eleştiri olarak kastetmedim.I didn't mean that as a criticism.
Tom bir satış elemanı olarak bir iş için başvurdu.Tom applied for a job as a salesman.
Tom bir kullanılmış araba satıcısı olarak işini kaybetti.Tom lost his job as a used car salesman.
Ben onu bir çelişki olarak görmüyorum.I don't see it as a contradiction.
Tom Jackson bu kasabayı pratik olarak inşa etti.Tom Jackson practically built this town.
Tom tam olarak hayır demedi.Tom didn't exactly say no.
Nereye gittiğini bize tam olarak söyle.Tell us exactly where you're heading to.
Sen tam olarak bir yabancı değilsin.You're not exactly an outsider.
Hayatımız sürekli olarak tehlike içinde.Our lives are constantly in danger.
Tom'un nerede olduğunu sana tam olarak göstereceğim.I'll show you exactly where Tom was.
Keşke onun ne olduğunu kesin olarak bilsem.I wish I knew for certain what it was.
Bunun için tam olarak hazır değilim.I'm not completely prepared for this.
Bu tam olarak nasıl söylenir bilmiyorum.I don't know quite how to say this.
Tom üç yıl boyunca başkan olarak hizmet yaptı.Tom served as chairman for three years.
Tom Kızıl Haç'a anonim olarak büyük miktarda para bağışladı.Tom anonymously donated a large sum of money to the Red Cross.
Yağmurlar sel olarak geldi.The rains came in torrents.
Tom bizi görmek için tam olarak çok memnun görünmüyordu.Tom didn't seem exactly overjoyed to see us.
Tom bu hatayı kasıtlı olarak yaptı.Tom made this mistake intentionally.
Tom beni sima olarak tanır, bundan eminim.Tom knows me by sight, I'm sure of that.
Ben pratik olarak yetişkinim.I'm practically an adult.
Ben tam olarak istediğiniz olabilirim.I can be exactly what you want.
Tom evinde öldürülmüş olarak bulundu.Tom was found strangled in his apartment.
Tam olarak önerdiğiniz gibi ilerleyeceğiz.We'll proceed exactly as you suggest.
Bahsettiğin kişiyi tam olarak tanıyorum.I know exactly the one you're talking about.
Ben uygulama olarak artık bir yetişkinim.I'm practically an adult now.
Ben haklı olarak bilmiyorum.I don't rightly know.
Tam olarak söylediğim gibi yapacaksın.You'll do exactly as I say.
Tom minnettar olarak gülümsedi.Tom smiled appreciatively.
Biz ciddi olarak konuşmak zorundayız.We've got to talk seriously.
Tom'dan tam olarak nefret etmiyorum.I don't hate Tom exactly.
Bu tam olarak benim ana düşüncem.That's my point exactly.
Ben bu ülke için bir hain olarak kabul ediliyorum.I'm considered a traitor to this country.
Kesin olarak nasıl bilebilirim?How can I know for sure?
İlk olarak seni Tom'a çeken ne?What first attracted you to Tom?
Tom hakkında canını sıkan şey tam olarak ne?What exactly bothered you about Tom?
Tom karşılık olarak bir şey istedi mi?Did Tom ask for anything in return?
Yardımımı istediğini neden tam olarak Tom'a söyledin?Why exactly did you tell Tom you wanted my help?
Tam olarak ne aradığımızı biliyor musun?Do you know exactly what we're looking for?
Sen ne olarak gidiyorsun?What are you going as?
Gönüllü olarak mı buradasın?Are you here voluntarily?
Mecazi olarak mı konuşuyorsun?Are you speaking metaphorically?
Bütün sorularımı doğru olarak cevaplamak niyetinde misin?Do you intend to answer all my questions truthfully?
Tam olarak senin tipin nedir?What is your type exactly?
Tom Avustralya Büyükelçiliğinde tam olarak ne yapıyordu?What exactly was Tom doing in the Australian Embassy?
Bu tam olarak ihtiyacım olan şeydi.That was just what I needed.
Bu tam olarak ihtiyacım olan şey.This is exactly what I needed.
Bu tam olarak istediğim değil.This isn't quite what I wanted.
İstediğim tam olarak bu.That's exactly what I wanted.
Tom Mary'nin söylediği şeyleri tam olarak hatırlayamadı.Tom couldn't remember exactly what Mary had said.
Tom söylenilen şeyi tam olarak anlamadı.Tom didn't quite understand what was being said.
Tom tam olarak anlamadı.Tom didn't quite understand.
Bunun tam olarak senin istediğin şey olmadığını biliyorum ama bütün bulabildiğim bu.I know this isn't exactly what you wanted, but it's all I could find.
Aklımda olan tam olarak bu değil.This isn't quite what I had in mind.
Bu fiziksel olarak imkansız olurdu.That would be physically impossible.
Tam olarak olduğun yerde kal.Remain exactly where you are.
Tom Mary'nin ne düşündüğünü tam olarak biliyordu.Tom knew exactly what Mary was thinking.
Ne hissettiğini tam olarak biliyorum.I know precisely what you are feeling.
Tom tam olarak ne yapması gerektiğini bilmiyor gibi görünüyor.Tom seems to never know exactly what he's supposed to be doing.