olarak ile cümle

olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Genel olarak, ben siyasetle ilgilenmiyorum.On the whole, I'm not interested in politics.
Tom, ciddi olarak işini kapatmayı düşünüyor.Tom is seriously considering packing his job in.
Şartlı olarak tahliye edildim.I'm on parole.
Bunu sır olarak saklanması gerekiyordu.It was supposed to be kept secret.
Tom'un ne söyleyeceğini tam olarak biliyorum.I know exactly what Tom is going to say.
O tam olarak neydi?What exactly was that?
Tam olarak neredesiniz?Where exactly are you?
Tam olarak neredesin?Where exactly are you?
O, tam olarak nerede?Where exactly is it?
Golda Meir 1969-1974 yıllarında başbakan olarak hizmet yapmıştır.Golda Meir served as prime minister during the years 1969-1974.
Tom, metropol polisiyle kan sıçraması analisti olarak çalışıyor.Tom works as a blood spatter analyst with the metropolitan police.
Küresel olarak, kayıtlı en sıcak on yılın hepsi 1998'den beri oluştu.Globally, the 10 warmest years on record all occurred since 1998.
Regency Oteli süresiz olarak kapatıldı.The Regency Hotel was closed indefinitely.
Samanyolu, yaklaşık olarak 100 milyar yıldızdan oluşur.The Milky Way consists of about a hundred billion stars.
Mary, gençken çocuk bakıcısı olarak çalışmış.Mary worked as a babysitter when she was a teenager.
Evren yaklaşık olarak13.750 milyon yaşındadır.The universe is about 13.75 thousand million years old.
Daktilom bozuldu; bunun sonucu olarak, arkadaşımınkini ödünç aldım.My typwriter got broken; as a consequence, I borrowed my friend's.
Sürücü trafik kurallarını çiğnedi, sonuç olarak da cezalandırıldı.The driver violated the traffic rules; as a result, he was fined.
Tom hademe olarak başladı ama o şimdi şirketin başkanıdır.Tom started as a janitor, but he's now the president of the company.
Bunu Fransızca olarak söylemeye çalışacağımI'll try to say it in French.
Recife kenti "Brezilya'nın Venedik'i" olarak bilinir.The city of Recife is known as the "Brazilian Venice".
Şu adam tam olarak Tom'a benziyor.That guy looks exactly like Tom.
Söylediğim tam olarak bu değil.That isn't exactly what I said.
O, kitabı bir kalkan olarak kullanır.He used the book as a shield.
Uydu fırlatma canlı olarak yayınlandı.The satellite launch was broadcast live.
Doğal olarak, karısı her zaman haklıdır.Naturally, the wife is always right.
Tam olarak hatırlayamıyorum.I can't remember exactly.
Bunun nasıl yapılacağını tam olarak hatırlayamıyorum.I can't remember exactly how to do this.
Ben anadil olarak konuşan birinin bunu o şekilde söyleyeceğinden şüpheliyim.I doubt a native speaker would say it that way.
Birinin kafasından neler geçtiğini kimse kesin olarak bilemez.No one ever really knows what's going through someone else's head.
Hala gençsin ama kalıcı olarak değil.You're still young, but not permanently.
Bazen taktiksel bir geri çekilme, korkaklık olarak yorumlanır.A tactical retreat is sometimes interpreted as cowardice.
İsa'nın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir.The exact date of Jesus' birth is unknown.
New York'un Metropolitan Sanat Müzesi aynı zamanda The Met olarak da bilinir.New York's Metropolitan Museum of Art is also known as "The Met."
Hiçbir kadın fahişe olarak doğmaz.No woman is born a prostitute.
Bu tam olarak benim istediğim.This is exactly what I wanted.
Tom ölü olarak kaydedildi.Tom is listed as dead.
Tam olarak ihtiyaç duyduğun olabilirim.I can be exactly what you need.
Tam olarak istediğiniz gibi yapmaya hazırız.We're ready to do exactly as you've asked.
Tom hâlâ ne olduğunun tam olarak farkında değil.Tom is still not fully aware of what has happened.
Ne olduğunu tam olarak bilmeliyim.I must know precisely what has happened.
Tom Mary'nin yaşlı bir hizmetçi olarak öleceğini düşündü.Tom thought Mary would die an old maid.
Bu gece bir arkadaş olarak buradayım.I'm here tonight as a friend.
Ben bir arkadaş olarak sana elimi uzatıyorum.I'm reaching out to you as a friend.
Onlar seni bir korkak olarak damgaladı.They branded you a coward.
Tom mali olarak karısına bağlıdır.Tom is financially dependent on his wife.
Tom duvarın dibine yığıldı, bitmiş ve zavallı olarak.Tom slumped against the wall, exhausted and miserable.
Bunun teorik olarak mümkün olduğunu tahmin ediyorum.I guess theoretically it's possible.
Sen kasıtlı olarak yeniliyorsun.You're intentionally throwing the game.
Tom ondan tam olarak emin değil.Tom's not quite sure of that one.
O tam olarak doğru değildi.That wasn't exactly true.
Tom doğal olarak biraz defansiftir.Tom is naturally a little defensive.
Ne yaptığımızı tam olarak bilmeliyiz.We must know exactly what we're doing.
Tom nereye gittiğini tam olarak biliyordu.Tom knew right where he was going.
Bu tam olarak işe yaramıyor.This isn't exactly helping.
Tom Jackson adında hiç kimse kayıp olarak rapor edilmemiştir.No one named Tom Jackson has been reported missing.
Tom gerçeği tam olarak söylemedi.Tom didn't exactly tell the truth.
Tom tam olarak bir liberal değil.Tom isn't exactly a liberal.
Siz ikiniz bir takım olarak çalışacaksınız.You two will work as a team.
Bunu bir sorun olarak gördüğümden emin değilim.I'm not sure I see that as a problem.

İlgili Sayfalar