olarak ile cümle
olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom üniversitede Fransızcayı asıl branş olarak aldı.Tom majored in French in college.
Tom Fransızcayı asıl branş olarak alıyor.Tom is majoring in French.
Ortalama olarak, haftada bir kez sinemaya giderim.On the average, I go to the movies once a week.
İlk olarak, Tanrı'ya teşekkür etmek istiyorum.First, I'd like to thank God.
Sözlük şimdi Android telefonlar için bir uygulama olarak kullanılabilir.The dictionary is now available as an app for Android phones.
Markku ilahiyat profesörü olarak atandı.Markku was appointed professor of theology.
O bir au pair olarak çalışır.She works as an au pair.
O yurt dışında bir dadı olarak çalışıyor.She works as an au pair.
Senin bir cerrah olarak çalıştığın hakkında hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you worked as a surgeon.
İnsanlar doğal olarak tembeldirler.Humans are naturally lazy.
Sonuç olarak, Tom senin babandı.After all, Tom was your father.
Ne demek istediğimi tam olarak biliyorsun!You know exactly what I mean!
Tam olarak ne yaparsın?What do you do exactly?
Bunu kız arkadaşım için hediye olarak aldım.I bought this as a gift for my girlfriend.
O, olağanüstü yetenekli piyanist olarak kabul edilirdi.He was considered an extraordinarily gifted pianist.
O, olağanüstü yetenekli piyanist olarak kabul edilir.He is considered an extraordinarily gifted pianist.
İkimiz arasında tam olarak ne oldu?What exactly happened between us?
Tom onu ayrıntılı olarak açıklamasına rağmen onu gerçekten anladığımdan hâlâ emin değilim.Even though Tom explained it in detail, I'm still not sure I really understand it.
O beni sabırla ve çok dikkatli olarak dinledi.She listened to me patiently and very carefully.
Şu anda tam olarak ihtiyacın olan şey bu.That's exactly what you need now.
Artık ihtiyacın olan kesin olarak budur.That's precisely what you need now.
Tom seyahatleri hakkında ayrıntılı olarak konuşmayı sever.Tom loves to talk about his travels in great detail.
Onlar hesabı eşit olarak bölüştüler.They split the bill evenly.
Onlar hesabı eşit olarak bölüşürler.They split the bill evenly.
Hesabı eşit olarak bölüştüler.They split the bill evenly.
Hesabı eşit olarak bölüşürler.They split the bill evenly.
Bu hikaye orijinal olarak Fransızca yazıldı.This story was originally written in French.
O, Guantanamo'da sorgu yargıcı olarak çalıştı.He worked as an interrogator at Guantanamo.
Daha sonra bunun hepsini daha ayrıntılı olarak açıklayacağım.I'm going to explain all this in more detail later.
Kendimi üniversiteye yerleştirmek için bir garson olarak çalıştım.I worked as a waiter to put myself though college.
Davetsiz olarak birinin evine gitmemelisin.You shouldn't go into somebody's home uninvited.
Tom ve bir diğer kişi ciddi olarak yaralandı.Tom and one other person were seriously injured.
Seçeneklerimizi ciddi olarak yeniden gözden geçirmemiz gerekecek.I'll have to seriously reconsider our options.
Her zaman ilk olarak izin istemelisiniz.You should always ask for permission first.
Tom bir fotoğrafçının yardımcısı olarak çalıştı.Tom worked as a photographer's assistant.
Bir yedek öğretmen olarak iş buldum.I've taken a job as a substitute teacher.
Tom'un asistanı olarak üç yıl çalıştım.I worked three years as Tom's assistant.
Tom, Mary'yle özel olarak konuşmak istedi.Tom wanted to speak to Mary privately.
Kişisel olarak güvenliğini garanti ederim.I'll personally guarantee your safety.
Tom yazın çıplak olarak uyur.Tom sleeps in the nude in the summer.
Tom klasik olarak eğitilmiş bir piyanist.Tom is a classically trained pianist.
Ne demek istediğinden tam olarak emin değilim.I'm not sure exactly what you mean.
Adımı yasal olarak değiştiriyorum.I'm having my name legally changed.
Kararımızla ilgili olarak Tom'u bilgilendireceğim.I'll inform Tom about our decision.
Her zaman seni arkadaşım olarak düşüneceğim.I'll always consider you my friend.
Beni patronun olarak istemiyorsun.You wouldn't want me as your boss.
Ne söyleyeceğini sana tam olarak söyleyeceğim.I'll tell you exactly what to say.
Asistanın olarak çalışacağım.I'll be working as your assistant.
Ben bir öğretmen olarak işimi bırakıyorum.I'm quitting my job as a teacher.
İlişkisiz bir konuyla ilgili olarak buradayım.I'm here on an unrelated matter.
Bunu bir evet olarak kabul edeceğim.I'm going to take that as a yes.
Bunu Tom için bir hediye olarak aldım.I bought this as a gift for Tom.
Ben ciddi olarak Tom'a kızgınım.I'm seriously annoyed with Tom.
Ne gördüğümü Tom'a tam olarak söyledim.I told Tom exactly what I saw.
Ben geceleri paramedik olarak çalışıyorum.I work nights as a paramedic.
Davetsiz olarak Tom'un evine gideceğim.I'm going to crash at Tom's.
Onunla kişisel olarak ilgileneceğim.I'll see to that personally.
Resmi olarak tanışmadık.We haven't officially met.
Tom ciddi olarak yaralandı.Tom was seriously injured.
Tam olarak şaşırmadım.I'm not exactly surprised.