olarak ile cümle
olarak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kesin olarak bilmeliyim.I have to know for sure.
Kesin olarak bilmem gerekiyor.I have to know for sure.
Kesin olarak bilmek zorundayım.I have to know for sure.
Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly what happened.
Ne söylemeye çalıştığını tam olarak anlayıp anlamadığımı bilmiyorum.I don't know if I understand exactly what you're trying to say.
O, bir öğrenci olarak devam etmediği üniversitenin tek emanetçisi.She is the only trustee of the university who never attended it as a student.
Bu hata yapmak olarak sayılmaz.That doesn’t count as making a mistake.
O, lisedeki son sınıfının çoğunu ilaçlara bağımlı olarak geçirdi.She spent most of her senior year in high school strung out on drugs.
Bir düğün hediyesi olarak ne almalıyım?What should I buy as a wedding gift?
Ciddi olarak. Biz buna karşı bir şey yapmak zorundayız.Seriously. We have to do something against it.
Sadece sana kişisel olarak teşekkür etmek istedim.I just wanted to thank you personally.
Onun seni nasıl hissettirdiğini tam olarak biliyorum.I know exactly how it makes you feel.
Bunun nasıl olduğunu tam olarak biliyorum.I know exactly how it was.
Tom'un nasıl hissettiğini tam olarak biliyorum.I know exactly how Tom felt.
Ne yapacağımı tam olarak biliyorum.I know exactly what I'm going to do.
Ne giyeceğimi tam olarak biliyorum.I know exactly what to wear.
Tom'un ne iş çevirdiğini tam olarak biliyorum.I know exactly what Tom is up to.
Tom'un ne yaptığını tam olarak biliyorum.I know exactly what Tom was doing.
Senin ne yapacağını tam olarak biliyorum.I know exactly what you were going to do.
Ne yaptığını tam olarak biliyorum.I know exactly what you're doing.
Neler yaşadığını tam olarak biliyorum.I know exactly what you're going through.
Ne yapmaya çalıştığını tam olarak biliyorum.I know exactly what you're trying to do.
Neler olduğunu tam olarak biliyorum.I know exactly what's going on.
Nerede olduğumu tam olarak biliyorum.I know exactly where I am.
Onun nerede olduğunu tam olarak biliyorum.I know exactly where it is.
Gömülü hazineyi nerede bulacağımı tam olarak biliyorum.I know exactly where to find the buried treasure.
Ben Tom'un tam olarak nerede olduğunu bilirim.I know exactly where Tom is.
Nerede olduğunu tam olarak biliyorum.I know exactly where you are.
Onu gerçek olarak biliyorum.I know it to be fact.
Seni bir arkadaş olarak seviyorum.I like you as a friend.
Tom'u uzun saçlı olarak daha çok seviyordum.I liked Tom better with longer hair.
Bunu bir iltifat olarak düşündüm.I meant that as a compliment.
Sizinle özel olarak konuşmam gerekiyor.I must speak to you in private.
Seninle özel olarak konuşmam gerekiyor.I must speak to you in private.
Seninle özel olarak konuşmalıyım.I must speak to you privately.
Tom'la özel olarak konuşmalıyım.I need to have a word with Tom.
Tom'la özel olarak konuşmam gerekiyor.I need to have a word with Tom.
Tom'la özel olarak konuşmam lâzım.I need to talk to Tom in private.
Tom'la hususi olarak konuşmam gerekiyor.I need to talk to Tom in private.
Seninle özel olarak konuşmam lâzım.I need to talk to you in private.
Bunu kişisel olarak alma, Tom.Don't take it personally, Tom.
Demek istediğim şey tam olarak bu.That's exactly what I mean.
Seninle bir arkadaş olarak konuşuyorum.I'm speaking to you as a friend.
Onu bir şaka olarak söyledim.I said that as a joke.
Onu şaka olarak söyledim.I said that as a joke.
Ondan ciddi olarak şüphe ediyorum.I seriously doubt that.
Sanırım Tom zihinsel olarak hasta olabilir.I think Tom may be mentally ill.
O onun yalan söylediğini sezgisel olarak biliyordu.He knew intuitively that she was lying.
Tom ve Mary her zaman bir ekip olarak birlikte çalışır.Tom and Mary always work together as a team.
Bu ilaç bir fitil olarak alınır.This pill is taken as a suppository.
İngilizcede "ultraviyole" sık sık "UV" olarak kısaltılır.In English, "ultraviolet" is often abbreviated as "UV".
Tam olarak gitmek istediğim yere gidiyorsun.You're going exactly where I wanted to go.
Doğal olarak o, daveti kabul etti.Naturally he accepted the invitation.
Ben her şeyi otomatik olarak yaptım.I did everything automatically.
Bu araba çarpışmaları önlemek için otomatik olarak fren yapar.This car brakes automatically to avoid collisions.
O bizimle Fransızca olarak konuşmaya çalıştı.He tried to talk to us in French.
Marika neden Japonca-Fince tercüman olarak çalışmıyor?Why doesn't Marika work as a Japanese-Finnish translator?
İlk olarak, Tom Fransızcanın zor olduğunu düşündü ama onun kolay olduğunu düşünüyor.At first, Tom thought French was difficult, but now he thinks it's easy.
Lütfen onu Fransızca olarak bir kez daha tekrar söyler misiniz?Could you please say that once again in French?
Tom bir Fransızca öğretmeni olarak bir iş için başvurdu.Tom applied for a job as a French teacher.