Tom'un acelesi vardı bu yüzden yatağını yapılmamış olarak bıraktı.Tom was in a hurry so he left his bed unmade.
Tom bir fotoğrafçı olarak becerilerini geliştirmek istedi.Tom wanted to hone his skills as a photographer.
Tom Mary'yi onun en iyi arkadaşı olarak düşünüyor.Tom thinks of Mary as his best friend.
Tom kaç para harcamak zorunda olduğumuzu tam olarak bilmeli.Tom should know exactly how much money we have to spend.
Tom detaylı olarak kazayı bildirdi.Tom reported his accident in detail.
Tom bir baba olarak tam bir fiyasko.Tom is a complete failure as a father.
Tom kendini Mary'nin eski-kocası olarak tanıttı.Tom introduced himself as Mary's ex-husband.
Tom yasal olarak sigara içmek için yeterince büyüdüğünden beri sigara içmedi.Tom hasn't smoked since he was old enough to legally smoke.
Tom'un hediye olarak vereceği çok şeyi var.Tom has many things to give away.
Tom üniversiteden mezun olduğundan beri bir çevirmen olarak çalışmaktadır.Tom has been working as a translator ever since he graduated from college.
Tom bir sokak müzisyeni olarak geçinmeyi zor buldu.Tom found it hard to make a living as a street musician.
Tom tam olarak Mary gibi aynı şekilde hissediyor.Tom feels exactly the same way as Mary does.
Tom ne zaman gideceğini henüz tam olarak bilmiyor.Tom doesn't yet know exactly when he'll leave.
Tom ilk olarak ne yapacağını bilmiyor.Tom doesn't know what to do first.
Tom onun nasıl olduğunu tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly how that happened.
Tom gönüllü olarak çalışır.Tom does volunteer work.
Tom bir rahip olarak kendini gizledi.Tom disguised himself as a priest.
Tom Mary'nin onun ne yapmasını istediğini tam olarak anlamadı.Tom didn't understand exactly what Mary wanted him to do.
Tom ondan ne bekleyeceğini tam olarak bilmiyordu.Tom didn't know exactly what was expected of him.
Tom Mary'nin ondan yapmasını istediğinin ne olduğunu tam olarak bilmiyordu.Tom didn't know exactly what it was that Mary wanted him to do.
Tom başkan olarak atanmayı beklemiyordu.Tom didn't expect to be appointed chairman.
Tom tam olarak evet demedi.Tom didn't exactly say yes.
Tom onu bir adalet duygusundan yoksun olarak yaptı.Tom did it out of a sense of justice.
Tom bir tanıtım dublörü olarak onu yaptı.Tom did it as a publicity stunt.
Tom tam olarak Mary'nin ona yapmasını söylediği gibi yaptı.Tom did exactly as Mary told him to do.
Tom profesyonel olarak gitar çalmaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up playing guitar professionally.
Tom borsa ile yüzeysel olarak ilgilenir.Tom dabbles in the stock market.
Sen hastanede iken Tom geçici olarak senin yerine baktı.Tom covered for you while you were in the hospital.
Tom çocuk hırsızlarının onu nereye götürdüğünü kesin olarak söyleyemedi.Tom couldn't say for sure where the kidnappers had taken him.
Tom ne zaman geri döndüğünü kesin olarak söyleyemedi.Tom couldn't say for sure when he'd come back.
Tom işaretin ne anlama geldiğini tam olarak çıkaramadı.Tom couldn't quite make out what the sign said.
Tom bir müzisyen olarak geçimini sağlayamıyordu.Tom couldn't make a living as a musician.
Tom yaklaşık olarak söylediğim her şeyin tersini söylüyor.Tom contradicts just about everything I say.
Tom büyük bir züppe olarak karşısına çıkıyor.Tom comes across as a big snob.
Tom anahtarlarını nereye koyduğunu tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly where he put his keys.
Tom arabasını nereye parkettiğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly where he parked his car.
Tom Mary'nin ne söylediğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly what Mary said.
Tom ne yapması gerektiğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly what he was supposed to do.
Tom bir öğretmen olarak kendi resmini yapamaz.Tom can't picture himself as a teacher.
Gerçekten onun adı olmasa bile Tom ona Mary olarak seslendi.Tom called her Mary even though that wasn't really her name.
Tom bir kemancı olarak ünlü oldu.Tom became famous as a violinist.
Kök birası klasik bir Amerikan alkolsüz içecek olarak düşünülmektedir.Root beer is considered a classic American carbonated soft drink.
Hiç kimse öğrenmiş olarak doğmaz.Nobody is born learned.
Eritropoietin kan doping ajanı olarak da kullanılabilir.EPO can be used as a blood doping agent.
Biz doğal olarak ülkemizin eski tapınaklarıyla gurur duyuyoruz.We naturally take pride in the old temples of our country.
Kırmızı şarap, geleneksel olarak balıkla servis edilmez.Red wine is not traditionally served with fish.
Seninle özel olarak konuşmak istiyorum. Beni ara.I wish to speak with you in private. Call me.
Seninle kişisel olarak hiç tanışmadım.I have never met you in person.
O büyük bir siyasetçi olarak kabul edilir.He's considered to be a great politician.
Ben çay sevmiyorum, genel olarak kahvaltımla kahve alırım.I don't like tea, in general I have coffee with my breakfast.
Okulumuz üç Abd'liyi değişim öğrencisi olarak kabul etti.Our school has accepted three Americans as exchange students.
Miyopluğumu bir engel olarak görmüyorum.I don't consider my myopia as an impediment.
Tom oğlunun onun gayrimenkulunu miras olarak almasını diliyor.Tom wishes for his son to inherit his estate.
Tom size düzenli olarak haber verecektir.Tom will keep you posted.
Tom yazılı olarak şikâyette bulunmak istiyor.Tom wants to file a complaint.
Tom babasının tüm varlığını miras olarak aldı.Tom inherited all of his father's property.
Onun buluşlarının büyük bir kısmı tarihe bilinmeyen olarak kalacağı tahmin edilmektedir.It is estimated that a great number of his inventions remain unknown to date.
Sigara içmeyi kesin olarak bıraktım.I stopped smoking once and for all.
Görme beş duyunun en karmaşığı olarak kabul edilir.The sight is considered the most complex of the five senses.
Sen bunu bir denklemler sistemi olarak çözebilirsin.You can resolve this as a system of equations.