Tom yeni bilgisayarın ne kadara mal olacağını kesin olarak bilmiyordu.Tom didn't know for certain how much the new computer would cost.
Tom onu gönüllü olarak yaptı.Tom did it voluntarily.
Tom tam olarak ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.Tom did exactly what I told him to do.
Tom Fransızcayı ana branş olarak seçmeye karar verdi.Tom decided to major in French.
Tom Kendini Fransızca olarak ifade edemedi.Tom couldn't make himself understood in French.
Tom kendini şanslı olarak addetti.Tom considered himself lucky.
Tom piranalar tarafından canlı olarak yenilen bir adam gördüğünü iddia etti.Tom claimed that he saw a man being eaten alive by piranhas.
Tom kendini Fransızca olarak ifade edemez.Tom can't make himself understood in French.
Tom piyanoyu notasız olarak oldukça iyi çalabilir.Tom can play the piano by ear quite well.
Tom kendini Fransızca olarak ifade edebilir.Tom can make himself understood in French.
Bir hobi olarak Tom bira mayalar.Tom brews beer as a hobby.
Tom çamaşır ipi olarak kullanmak için biraz ip aldı.Tom bought some rope to use as a clothesline.
Tom bir İngilizce öğretmeni olarak bir işe başvurdu.Tom applied for a job as an English teacher.
Tom her zaman bir kadına yaşını asla sormamayı bir kural olarak benimser.Tom always makes it a rule never to ask a woman her age.
Tom yerel bir lisede hademe olarak işi kabul etti.Tom accepted the job as janitor at the local high school.
Tom bugünkü toplantıya gitmeme hakkında ciddi olarak düşünüyor mu?Is Tom seriously thinking about not going to today's meeting?
Tom'a bilgisayarınızı verme konusunda ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about giving Tom your computer?
Tom sadece Mary'yi kızdırmak için gömleğini kasıtlı olarak ters giydi.Tom purposely wore his shirt inside out just to irritate Mary.
Tom ilk olarak Mary'yi gönderdi.Tom made Mary go first.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini tam olarak bilir.Tom knows exactly how Mary feels.
Tom Mary'yi bir çevirmen olarak işe aldı.Tom hired Mary as an interpreter.
Tom Mary'e bunun nasıl çalıştığını ayrıntılı olarak anlattı.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom Mary'ye asistanı olarak iş verdi.Tom employed Mary to be his assistant.
Tom Mary'nin erkek arkadaşının kim olduğunu kesin olarak bilmiyor.Tom doesn't know for certain who Mary's boyfriend is.
Tom Mary'nin ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyor.Tom doesn't know for certain when Mary will come.
Tom Mary'nin ne zaman varacağını kesin olarak bilmiyor.Tom doesn't know for certain when Mary will arrive.
Tom Mary'nin ne yapacağını kesin olarak bilmiyor.Tom doesn't know for certain what Mary is going to do.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly where Mary lives.
Tom Mary'nin ne zaman eve varacağını tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly when Mary will get home.
Tom Mary'nin treninin istasyondan tam olarak saat kaçta hareket ettiğini bilmiyor.Tom doesn't know exactly what time Mary's train pulled out of the station.
Tom Mary'nin ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyordu.Tom didn't know for certain when Mary was going to arrive.
Tom Mary'yi bir kahraman olarak görmektedir.Tom considers Mary to be a heroine.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını kesin olarak söyleyemiyor.Tom can't say for sure where Mary lives.
Tom Mary'nin ne zaman varacağını kesin olarak söyleyemiyor.Tom can't say for sure when Mary will arrive.
Tom Mary'nin kaç kez Boston'da bulunduğunu kesin olarak söyleyemez.Tom can't say for sure how many times Mary has been to Boston.
Tom Mary'yi onun asistanı olarak çalışması için atadı.Tom appointed Mary to act as his assistant.
Tom ve Mary üç ay için rehine olarak tutuldular.Tom and Mary were held as hostages for three months.
Tom ve Mary testte öğretmeni şüphelendiren tam olarak aynı cevapları verdiler.Tom and Mary gave exactly the same answers on the test which made the teacher suspicious.
Tom Mary için tercüman olarak davrandı.Tom acted as an interpreter for Mary.
Tom'un vasiyetine göre, Mary onun tüm gayrimenkulünü miras olarak alacak.According to Tom's will, Mary will inherit his entire estate.
Tom tam olarak on iki dakika geç kalmıştı.Tom was exactly twelve minutes late.
Tom Mary'nin ne demek istediğini tam olarak anladı.Tom understood exactly what Mary meant.
Tom'un tam olarak kaçar yolu olmayan bir mazareti yok.Tom doesn't exactly have an airtight alibi.
Tam olarak ne yapmamı istiyorsun?Just exactly what do you want me to do?
Tam olarak ne yapmamı bekliyorsun?Just exactly what do you expect me to do?
Kent, önemli bir turistik yer olarak rağbet kazandı.The city is gaining popularity as a major tourist destination.
Bir ödül olarak altın bir saat aldı.He received a golden watch as a prize.
O, Japonya'ya çocuk olarak geldi.She came to Japan as a child.
Jane temelli olarak Fransa'ya gitti.Jane has gone to France for good.
Toplu olarak satın alırsanız, % 20 daha ucuz dur.If you buy in bulk, it's 20% cheaper.
Jüpiter esas olarak hidrojen ve helyumdan oluşan bir gezegendir.Jupiter is a planet principally composed of hydrogen and helium.
Çinceye ek olarak, teyzem İngilizce konuşabilir.In addition to Chinese, my aunt can speak English.
Yağmura rağmen bu yolculuk beni çok memnun etti, genel olarak.In spite of the rain, this trip very much pleased me, on the whole.
O tam olarak babasına benziyor.He is exactly like his father.
Delhi belediye başkan yardımcısı dolaylı olarak rhesus maymunları tarafından öldürüldü.The deputy mayor of Delhi was indirectly killed by rhesus monkeys.
Onlar tanrılara kurban olarak bir keçi öldürdüler.They killed a goat as a sacrifice to the gods.
Tom bir benzin istasyonu görevlisi olarak çalıştı.Tom worked as a gas station attendant.
Tom bir Hıristiyan misyoner olarak Kore'ye gittiTom went to Korea as a Christian missionary.
Tom bir ateşi kibritsiz olarak nasıl başlatacağını bilen tek kişiydi.Tom was the only one who knew how to start a fire without matches.
Tom'un acelesi vardı bu yüzden kahvaltısını sadece yarısı yenmiş olarak bıraktı.Tom was in a hurry so he left his breakfast only half eaten.