O, kayıp olarak kabul ediliyor.He is regarded as missing.
Soruları doğru olarak yanıtladım.I answered the questions correctly.
Sadece tam olarak ne söylemeye çalışıyorsun?Just what exactly are you trying to say?
Ulu orta birinin eşini öpmesi, bazı ülkelerde normal bir davranış olarak görülür.Kissing one's spouse in public is considered acceptable behavior in some countries.
O, bir eczacı olarak ruhsatlıdır.He is licensed as a pharmacist.
İngilizce, uluslararası bir dil olarak değerlendirilir.English is considered an international language.
İngilizce her zaman uluslararası bir dil olarak kabul edilir.English is always considered an international language.
Tam olarak kimsin?Who are you all?
Karışmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about becoming involved?
O mağazadan bir bilgisayar almayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about buying a computer from that store?
O eski arabayı satın almayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about buying that old car?
Boşanmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about divorce?
Bütün gece araba sürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about driving all night?
Onun hepsini yemeği ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about eating all that?
Senin yaşında tekrar evlenmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about getting married again at your age?
Gitmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about going?
Bir bebek sahibi olmayı ciddi olarak düşünüyor musunuz?Are you seriously thinking about having a baby?
Ciddi olarak gitmemeyi düşünüyor musun?Are you seriously thinking about not going?
Bir yarış arabası sürücüsü olarak bir kariyeri sürdürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about pursuing a career as a race car driver?
İşini bırakmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about quitting your job?
Bunu çevrimiçi satmayı ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about selling this online?
Aperatif olarak, meyve ve fındık yer.For snacks, she eats fruit or nuts.
Ne kadar süreceğini sana tam olarak söyleyemem.I can't tell you exactly how long it will take.
Bir yerli gibi konuşmama gerek yok, ben sadece akıcı olarak konuşabilmeyi istiyorum.I don't need to sound like a native speaker, I just want to be able to speak fluently.
Akıcı olarak konuşan çok arkadaşım var fakat hâlâ yerliler gibi ses çıkaramıyorlar.I have many friends who speak fluently, but still don't sound like native speakers.
"Parola" sözcüğünü parolam olarak kullanmamalıydım.I shouldn't have used the word "password" as my password.
Et yemek ahlaki olarak yanlış mıdır?Is it morally wrong to eat meat?
Lütfen patates cipslerini kaseye koy. Onları direkt olarak torbadan yeme.Please put the potato chips in the bowl. Don't eat them directly from the bag.
Benimle ilgili olarak, sinirlenince sessizliğe büründüğümü bilmelisin.Something you should know about me is that when I get angry, I get quiet.
Sporcuların yedikleri yiyecek tam olarak ne tür egzersizleri yaptıkları kadar önemlidir.The food athletes eat is just as important as what kind of exercises they do.
Yaklaşık olarak bu işi bitirdik.We're just about finished with this job.
Amerika'da yaygın olarak yenilen yiyecekler nedir?What are some foods commonly eaten in America?
Tüm paranla, yaklaşık olarak istediğin her şeyi alabilmen gerekir.With all your money, you should be able to buy just about anything you want.
Toplantı yıllık olarak yapılacaktır.The meeting will be held annually.
Kanada milli marşının metni önce Fransızca olarak yazıldı.The text of the national anthem of Canada was first written in French.
Biz yasal olarak eşitiz.We are equal in the eyes of the law.
Bay Smith yeni başkan olarak ilan edildi.Senor Smith was announced as the new president.
Onun ne zaman döneceğini kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain when he'll come back.
Söylediğini tam olarak anlamıyorum.I don't quite understand what you are saying.
Tam olarak değil.Not really.
O şimdi Amerikan büyükelçisi olarak Japonya'ya atandı.He was just appointed as the American ambassador to Japan.
Bir bütün olarak tanımadan bir hatayı tekrarlamak hepsinin içinde en büyük hatadır.Repeating a mistake without recognizing it as one, is the biggest mistake of all.
Geleneksel olarak bir nisanda insanlar birbirlerine şakalar yaparlar.Traditionally on April 1st, people pull pranks on each other.
Tom'un ölümü bir sürpriz olarak geldi.Tom's death came as a surprise.
Tom şüpheli olarak gözaltına alındı.Tom was detained as a suspect.
Tom Paris'i ziyaret ettiğinde Fransızca olarak kendini ifade edebildi.Tom was able to make himself understood in French when he visited Paris.
Tom genellikle her şeyi nakit olarak öder.Tom usually pays for everything in cash.
Tom annesiyle birlikte düzenli olarak suşi yer.Tom regularly eats sushi with his mother.
Tom bir seyyar satıcı olarak geçimini sağlıyor.Tom makes a living as a traveling salesman.
Tom Fransızcayı akıcı olarak konuşan biri değildir.Tom isn't a fluent speaker of French.
Tom mimariyi asıl branş olarak seçiyor.Tom is majoring in architecture.
Tom kendini Fransızca olarak ifade etmeyi zor buldu.Tom found it difficult to make himself understood in French.
Tom bir tamirci olarak bir iş buldu.Tom found a job as a mechanic.
Tom planını ayrıntılı olarak açıkladı.Tom explained his plan in detail.
Tom, tam olarak ne olduğunu hatırlamıyor.Tom doesn't remember exactly what happened.
Tom, bir polis olarak kılık değiştirdi.Tom disguised himself as a policeman.
Tom ilk olarak ne yapacağını bilmiyordu.Tom didn't know what to do first.
Tom, hangi yola gideceğini kesin olarak bilmiyordu.Tom didn't know for certain which road to take.
Tom nereye gitmesi gerektiğini kesin olarak bilmiyordu.Tom didn't know for certain where he should go.
Tom saat kaçta varması gerektiğini kesin olarak bilmiyordu.Tom didn't know for certain what time he should arrive.