O, gizemli bir yazar olarak ünlü oldu.She became famous as a mystery writer.
O bana doğum günü hediyesi olarak bir albüm verdi.She gave me an album as a birthday present.
Yerel bir hastanede bir hemşire olarak çalışıyor.She works as a nurse in the local hospital.
O, beni düzenli olarak ziyaret ederdi.She used to visit me regularly.
O düzenli olarak beni ziyaret ederdi.She used to visit me regularly.
O, doğal olarak faturayı ona ödetti.She let him pay the bill as a matter of course.
Bir satış elemanı olarak bir iş başvurusu yaptı.She applied for a job as a saleswoman.
O, onun söylediğini anlaşma olarak aldı.She took what he said as meaning agreement.
Onun sözlerini bir tehdit olarak yorumladı.She interpreted his remarks as a threat.
O, onu yakışıklı olarak tanımladı.She described him as handsome.
Onu bir katil olarak tanımladı.She identified him as the murderer.
Onu efendisi olarak görür.She looks on him as her master.
Onu bir dedektif olarak tanımladı.She described him as a detective.
Ona ayısını Ted olarak çağırdı.She called her bear Ted.
O düzenli olarak piyano çalışması yapar.She practices playing the piano regularly.
Kocasını yasal olarak boşadı.She has legally divorced her husband.
Onun bir avukat olarak başarılı olacağını düşünüyorum.I think she will succeed as a lawyer.
Şapkasını giymiş olarak odaya geldi.She came into the room with her hat on.
O adını Ann olarak değiştirdi.She changed her name to Ann.
O asıl branş olarak organik kimya okuyor.She majors in organic chemistry.
O, samimi olarak suçunu itiraf etti.She frankly admitted her guilt.
Onu son olarak ne zaman gördün?When did you see her last?
Onu bir sekreter olarak deneyeceğim.I'll try her out as a secretary.
Trajedinin kalbi, bir kısa hikaye olarak, bir çatışmadır.The heart of the tragedy, as of a short story, is a conflict.
Onu bir sır olarak saklar mısın?Can you keep it a secret?
Uçak tam olarak altıda havalandı.The plane took off exactly at six.
Kural olarak ben kahve içmem.As a rule, I don't drink coffee.
Babam beni mali olarak destekleyecek.My father will support me financially.
Babam bir şirkette bir mühendis olarak çalışmaktadır.My father works for the company as an engineer.
Babam mühendis olarak bir fabrikada çalışıyor.My father works at the factory as an engineer.
Madde katı, sıvı veya gaz olarak bulunabilir.Matter can exist as a solid, liquid, or gas.
Ülkeler kültür olarak farklıdır.Countries differ in culture.
Ortalama olarak ayda iki kez sinemaya giderim.On an average, I go to the movies twice a month.
Ortalama olarak günde kaç mil yürüyorsunuz?On an average how many miles do you walk a day?
Bunu ayrı olarak sarar mısınız, lütfen?Could you wrap this separately, please?
Yaya olarak ne kadar zaman alır?How long does it take on foot?
Yürüyebilirsin veya ikinci bir seçenek olarak, seni oraya arabamla götürürüm.You can walk, or alternatively, I'll drive you there in my car.
O, annesinin mavi gözlerini miras olarak aldı.She inherited her mother's blue eyes.
Yalnızca ben, soruyu doğru olarak yanıtlayabilirdim.Only I could answer the question correctly.
Çini mürekkebi boya olarak kullanıldığı zaman ilginç bir yapı üretir.India ink produces an interesting pattern when used as a dye.
Çizgi roman okuma genellikle çocukların eğlencesi olarak görülüyor.Reading comics is usually viewed as the pastime of children.
Sis nedeniyle trafik geçici olarak durduruldu.Due to the fog, traffic is temporarily suspended.
Tüm isimler alfabetik olarak sıralanmıştır.All the names are listed in alphabetical order.
İsmini bilmiyorum ama sima olarak tanıyorum.I don't know her name, but I do know her by sight.
Yaklaşık olarak yarın bu zaman, Fuji dağına tırmanıyor olacağız.About this time tomorrow, we'll be climbing Mt. Fuji.
Gözlerin kapalı olarak bir süre bankta uzan.Lie on the bench for a while with your eyes closed.
Sorunları çözülmemiş olarak bırakmamalısın.You mustn't leave your problems unsolved.
Arkadaş olarak, ben bir fikir verdim.As the friend, I gave an opinion.
Onlar çok iyi tanımadıkları biriyle aynı fikirde olmamayı kabalık olarak düşünüyorlar.They consider it impolite to disagree with someone they don't know very well.
Düzenli olarak kıyafetler alacak kadar para kazanmıyorum.I don't earn enough money to buy clothes regularly.
Ciddi olarak işe koyulmak zorundasınız.You've got to get down to your work.
Teorik olarak mümkündür, ancak uygulamada çok zor.In theory it is possible, but in practice it is very difficult.
Jane'nin ebeveynleri onun okulda bir öğretmen olarak tayin edilmesinden memnundu.Jane's parents were pleased about her appointment as a teacher at the school.
Maymunlar zeka olarak köpeklerden üstündür.Apes rank above dogs in intelligence.
Sıraya gir ve kapıya doğru düzenli olarak yürü.Line up and walk to the door in order.
Aşağılık kompleksi - tam olarak ne anlama geliyor?Inferiority complex - what exactly does that mean?
Kural olarak işçi günde sekiz saat çalışır.The workman, as a rule, works eight hours a day.
Yaşlı bir adam etrafı torunlarıyla çevrili olarak oturdu.An old man sat surrounded by his grandchildren.
Birkaç yıl önce, anneler gününde, bir madalyonu üvey anneme hediye olarak verdim.A few years ago, on Mother's Day, I gave my stepmother a locket as a present.
O bir canlı, dolayısıyla doğal olarak sıçıyor da.It's a living being, so of course it shits.