Onların lideri olarak ona saygı duyuluyor.He is looked up to as their leader.
O onu bir tercüman olarak işe aldı.He engaged her as an interpreter.
O bir eleştirmen olarak gittikçe daha çok ünlü oldu.He became more and more famous as a critic.
O tam olarak aptal.He is literally stupid.
O bir avukat olarak iyi değil.He is no good as a lawyer.
Ona bir ödül olarak altın bir saat verildi.He was given a gold watch as a reward.
O bir avukat olarak eğitildi.He was trained as a lawyer.
Şapkasını çıkarmış olarak odaya girdi.He entered the room with his hat off.
O, bana özel olarak resmini gösterdi.He showed me her picture in private.
O ciddi olarak fotoğraf çekti.He took the photos in earnest.
O bana parayı oldukça istekli olarak ödünç verdi.He lent me the money quite willingly.
O her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every morning.
O her sabah yürümeyi kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to take a walk every morning.
O, her sabah bir yürüyüşü kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to take a walk every morning.
O, her sabah altıda kalkmayı kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to get up at six every day.
O bir beyzbol oyuncusu olarak hayatından memnun.He is content with his life as a baseball player.
O, arkadaşının hayatını kurtardığı için bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero for saving his friend's life.
Nedensiz olarak bana hakaret etti.He insulted me without any reason.
Kendisini resmen aday olarak ilan etti.He officially announced himself as a candidate.
Onların sessizliğini boyun eğme olarak algılama.Don't interpret their silence as obedience.
Onların sessizliğini itaat olarak yorumlama.Don't interpret their silence as obedience.
Onu liderleri olarak gördüler.They regarded him as their leader.
Liderleri olarak John'a saygı duyuyorlardı.They looked up to John as their leader.
Mali olarak ressama yardım ettiler.They assisted the painter financially.
Onlar sürekli olarak konuşmayı sürdürdüler.They kept talking all the time.
Kızı minyon tipli olarak tanımladılar.They described the girl as being small.
Adamı toplum için bir tehlike olarak gördüler.They regarded the man as a danger to society.
Sorunu kesin olarak hallettiler.They have solved the problem once and for all.
Sonunda onu gerçek olarak kabul ettiler.They finally acknowledged it as true.
Onlar Peter'i kaptan olarak seçtiler.They chose Peter as captain.
İlk olarak ne yapacaklarını bilmiyorlardı.They didn't know what to do first.
Bir keçiyi Tanrıya kurban olarak öldürdüler.They killed a goat as a sacrifice to God.
İlk olarak ne yapacaklarını merak ettiler.They wondered what to do first.
Onlar kendilerini balıkçı olarak kamufle etti ve bir tekne ile kaçtı.They disguised themselves as fishermen and escaped in a boat.
İlk olarak, onlar ona inanmadılar.At first, they didn't believe him.
Onlar bana doktor olarak hitap ettiler.They addressed me as doctor.
Onlar bizim kasabamızda aristokrasi olarak kabul edilirler.They are considered the aristocracy in our town.
Onlar sürekli olarak birbirlerini geçmeye çalışıyorlar.They are constantly trying to outdo each other.
Onlar onu bir yabancı olarak damgaladılar.They branded him as a liar.
Onlar onu cinayet davasının elebaşı olarak saydı.They regarded him as the ringleader of the murder case.
Onlar onu liderleri olarak seçtiler.They chose him for their leader.
Onlar ona bir kahraman olarak tapıyorlardı.They worshipped him as a hero.
Onu başkan olarak seçmeyi uygun buldular.They agreed to elect him as president.
Liderleri olarak ona saygı duyuyorlar.They looked up to him as their leader.
Onu bir jüri üyesi olarak kaydettiler.They enrolled him as a jury member.
Onlar onu bir yönetici olarak atadılar.They appointed him as a director.
Onlar, hayırseverleri olarak onu yüksek itibarda tuttu.They held her in high esteem as their benefactor.
Onlar yaya olarak bir yere gitmeyi reddettiler.They refused to go anywhere on foot.
Onu temsilcimiz olarak seçtik.We adopt him as our representative.
O, ne gördüğünü polise tam olarak bildirdi.He reported fully what he had seen to the police.
O onun niçin kızdığını tam olarak anlamadı.He completely failed to understand why she got angry.
O bir rehber olarak görev yapmıştır.She acted as a guide.
Onun ne yapacağını kesin olarak bilmiyorum.I do not know for certain what she is going to do.
Onun masum olduğuna kuşkusuz olarak inanıyorum.I believe beyond doubt that she is innocent.
O son olarak ülkesine döndüğünden beri on yıldan fazla oldu.It is over ten years since she last went back to her country.
Herkes onu düğünceli bir insan olarak bilir.Everyone can tell she is thoughtful.
Ona sürekli olarak terbiyesini takınmasını söylüyorum.I'm constantly telling her to behave herself.
Ona doktor olarak hitap etmek daha iyi olabilir.It might be better to address her as Doctor.
Bir İngilizce öğretmeni olarak onun yerini alamam.I can't take the place of her as an English teacher.
Onun saçı renk olarak benimkine benziyordu.Her hair was similar in color to mine.