O, çocuğu Tom olarak çağırır.He calls the boy Tom.
Adamı örnek bir beyefendi olarak tanımladı.He described the man as a model gentleman.
O alanında yeterli bir sanatçı olarak bilinir.He is known as a proficient artist in his field.
Konuyu detaylı olarak açıkladı.He explained the matter in detail.
O, takımın bir üyesi olarak seçildi.He was chosen to be a member of the team.
O, tam olarak ona söylediğim gibi yaptı.He did exactly as I had told him.
O sonunda bir politikacı olarak kendisi için bir isim yaptı.He finally made a name for himself as a politician.
O, Nancy ile özel olarak konuşmanın bir yolunu buldu.He contrived a means of speaking to Nancy privately.
O bir piyanist olarak ünlüdür.He is famous as a pianist.
O bir otel görevlisi olarak yaşamını kazanır.He earns his living as a hotel boy.
O ciddi olarak çalışmaya başladı.He began to study in earnest.
O tam olarak bir yabancı değildi.He wasn't exactly a stranger.
O, bir rock şarkıcısı olarak tanınır.He is known as a rock singer.
Kasıtlı olarak ayağıma bastı.He stepped on my foot on purpose.
O, iyi bir piyanist olarak bilinir.He is known as a great pianist.
O, büyük bir ressam olarak bilinir.He is known as a great painter.
O, büyük bir şair olarak bilinmektedir.He is known as a great poet.
O pencereyi kasıtlı olarak kırdı.He broke the window intentionally.
O bir doktor olarak nitelendirilir.He is qualified as a doctor.
O, bir doktor olarak tanındı.He became known as a doctor.
Doktor olarak iyi değil.He is no good as a doctor.
O bir doktor olarak ünlüdür.He is famous as a doctor.
Birinci sınıf bir şarkıcı olarak tanınıyordu.He was recognized as a first-class singer.
O, yağmur için hazırlıklı olarak dışarı çıktı.He went out prepared for rain.
O, bir sürücü olarak demir yolunda çalışır.He works on the railroad as a driver.
O, sürekli olarak ülkeyi terk edeceğini söylüyor.He says he is leaving the country for good.
Kendini İngilizce olarak ifade edebilir.He can make himself understood in English.
O, İngilizce olarak kendini çok iyi ifade etti.He expressed himself very well in English.
Kendini İngilizce olarak ifade edemedi.He could not make himself understood in English.
Bir İngilizce öğretmeni olarak kalifiyedir.He is qualified as an English teacher.
O bir kahraman olarak kabul edildi.He was regarded as a hero.
Bir müzisyen olarak kendini kanıtladı.He has established himself as a musician.
O, ne olduğunu tam olarak açıkladı.He described exactly what happened.
O, bir bilim adamı olarak ünlüdür.He is famous as a scientist.
O bir şarkıcı olarak başarılı olmuştu ve o çok popüler oldu.He had made good as a singer and he became very popular.
Kasıtlı olarak vazoyu kırdı.He broke the flower vase on purpose.
O, ülkemizdeki en büyük bilimcilerden biri olarak düşünüldü.He is considered one of the greatest scientists in our country.
Bir ressam olarak büyük bir yeteneği var.He has a great talent as a painter.
Yaralanması için tazminat olarak büyük bir miktar para aldı.He received a large sum of money in compensation for his injury.
O bir deniz subayı olarak bir görev aldı.He has received a commission as a naval officer.
İş hayatının çoğunluğunu bir diplomat olarak geçirdi.He has spent most of his working life as a diplomat.
O, Dışişleri bakanı olarak atandı.He was established as Foreign minister.
Bir kural olarak, o, sabahleyin yaklaşık 80:30'da ofise varır.As a rule, he arrives at the office about eight-thirty in morning.
O, genel olarak, tatmin edici bir öğrenci.He is, on the whole, a satisfactory student.
O bir bilim adamı olarak düşünülür.He is thought of as a scholar.
Minnettarlık göstergesi olarak bahşiş verdi.He gave a tip as a sign of gratitude.
Minnettarlık göstergesi olarak bana bu bebeği verdi.He gave me this doll in token of his gratitude.
Minnettarlık göstergesi olarak bana biraz para verdi.He offered me some money in token of gratitude.
O evli bir adam olarak geleceği düşünmek zorunda.As he is a married man, he has to think of the future.
Kuralları ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the rules in detail.
O, başkan olarak atandı.He was appointed chairman.
Onun başkan olarak atanmasını kabul etti.He accepted his appointment as chairman.
O, başkan olarak görev yaptı.He acted as chairman.
O, izinli olarak evdedir.He is home on leave.
İzinli olarak eve gitmeyi planlıyor.He is planning to go home on leave.
O, bir suç ortağı olarak düşünüldü.He was considered an accomplice.
O, soygunu ayrıntılı olarak anlattı.He described the robbery in detail.
Bir öğretmen olarak hayatını kazandı.He earned his living as a teacher.
O bir öğretmen olarak çalışıyor fakat aslında bir casus.He works as a teacher, but actually he is a spy.
O, modern edebiyatı asıl branş olarak alıyor.He majors in modern literature.