Özel olarak bir ağrım yok.I have no pain in particular.
Japonya'da yedi yılı boyunca, ciddi olarak Japonca çalıştı.During his seven years in Japan, he studied Japanese in earnest.
Japonya ekonomi olarak güçlü bir ulus oldu.Japan has economically become a powerful nation.
Japonlar ağırlıklı olarak pirince dayalı yaşarlar.The Japanese live mainly on rice.
Japonlar esas olarak pirinçle beslenirler.The Japanese live mainly on rice.
Japonlar saygı belirtisi olarak her zaman eğilmezler.The Japanese do not always make a bow as a mark of respect.
Yetişkin Japon erkeklerinin yüzde altmışı düzenli olarak alkollü içecekler içerler.Sixty percent of Japanese adult males drink alcoholic beverages on a regular basis.
Japon kültürünü tam olarak anlamak için dil öğrenmelisin.To understand Japanese culture to the full, you should learn the language.
Petrol, yakıt olarak kömürün yerini alıyordu.Petroleum was replacing coal as fuel.
Suç oranı sürekli olarak artıyor.The crime rate is rising steadily.
Onun ne zaman geleceğini kesin olarak bilmiyorum.I don't know for certain when he will arrive.
Onu asla pantolonlu olarak görmedim.I never saw him in jeans.
Onun hediyeyi kabul etmesi rüşvet olarak kabul edildiHis acceptance of the present was regarded as bribery.
Onun nerede yaşadığını bana tam olarak söyle.Tell me exactly where he lives.
O, doğal olarak çok kızmıştı.He was naturally very angry.
O bizim rehberimiz olarak hareket etti.He acted as our guide.
Sık sık onun İngilizce olarak konuşmasını dinledim.I often listened to him speak in English.
O ilk olarak vardı.He was the first to arrive.
Onun ne zaman varacağını tam olarak bilmiyorum.I don't know exactly when he will arrive.
Doğal olarak sinirlendi.Naturally he got angry.
Onun hasta olduğu aramızda sır olarak kalsın.Let's keep it secret that he is ill.
Biz onu cesur bir adam olarak tanıyoruz.We know him to be a brave man.
Onu sevimli, parlak, küçük bir çocuk olarak hatırlıyorum.I remember him as a cute, bright little boy.
Onun işi uygun olarak yapma yeteneği yoktur.He doesn't have the ability to do the work properly.
Maaşına ek olarak biraz geliri var.He has some income in addition to his salary.
Onun babası onu Tom olarak çağırır.His father calls him Tom.
Annesi sürekli olarak bundan şikâyet ediyor.His mother is constantly complaining about it.
Onun şirketi, bölgedeki en başarılı küçük işletme olarak seçildi.His company was singled out as the most successful small business in the region.
O, kararına ciddi bir hata olarak baktı.She looked on his decision as a grave mistake.
Onun ölümünün sebebi bir sır olarak kalır.The cause of his death still remains a mystery.
Onun adresini kesin olarak bilmiyorum.I don't know his address for certain.
Onun romanları İngilizce ve Fransızca olarak da yayınlanır.His novels also appear in English and French.
O, meslek olarak bir doktordur.He is a doctor by profession.
O meslek olarak bir dişçidir.He is a dentist by profession.
O, meslek olarak bir avukattır.He is a lawyer by profession.
Bir siyasetçi olarak onun günleri sayılı.His days as a politician are numbered.
Onun raporu bir bütün olarak tatmin ediciydi.His paper was, on the whole, satisfactory.
Onun konuşması sırasında öğrenciler istekli olarak dinlediler.The pupils listened eagerly during his speech.
Bana yaklaşık olarak saat yedide burada olacağını söyledi.He told me he would be here about seven.
O, olayı ayrıntılı olarak anlattı.He described the scene in detail.
O, son çare olarak babasından ödünç para aldı.He borrowed some money from his father as a last resort.
O, üç yıl başkan olarak görev yaptı.He served as chairman for three years.
O yaklaşık olarak 40 yaşında.He is about forty.
O peşin olarak ödünç para aldı.He borrowed the money in advance.
O ilk ve son olarak girişiminden vazgeçti.He gave up his attempt once for all.
Sigara içmekten kesin olarak vazgeçti.He decided to give up smoking once and for all.
O son olarak girişiminden vazgeçti.He gave up his attempt once and for all.
Bu kentteki en iyi hukukçu olarak bilinir.He is reputed the best lawyer in this city.
O, benden sürekli olarak ödünç para alıyordu.He was constantly borrowing money from me.
O, John'u vekili olarak hareket etmesi için atadı.He appointed John to act as his deputy.
O bir casus olarak idam edildi.He was executed as a spy.
Bir satıcı olarak kimliğini gizledi ve onun evini ziyaret etti.He disguised himself as a salesman and visited her house.
Bir satıcı olarak geçimini sağlıyor.He makes a living as a salesman.
Ne olduğunu tam olarak anlattı.He accurately described what happened there.
O, sürekli olarak sigara içmeye devam etti.He kept on smoking all the time.
O, konuyu bana özel olarak anlattı.He told me about it in private.
Başkan yardımcısı olarak toplantıya katıldı.He attended the meeting as deputy president.
O, şirketin başkanı olarak babasının yerine geçti.He succeeded his father as president of the company.
Soygunun suç ortağı olarak tutuklandı.He was arrested as an accessory to the robbery.
Kazanın sonucu olarak geç kaldı.He was late as a result of the accident.