Onun beklentileri tam olarak hedefi buldu.His expectations hit the mark exactly.
Dünya nüfusu bir yılda yaklaşık olarak 90 milyon kişi artıyor.The world population is expanding at the rate of nearly 90 million people a year.
Hükümet yasadışı yabancıları yasaklamanın bir parçası olarak kovuyor.The government is expelling illegal aliens as part of a crackdown.
Tam olarak saat kaç?What is the exact time?
Tam olarak bilmiyorum.I do not know exactly.
Toplam olarak yaklaşık bin öğrenci var.There are about a thousand students in all.
Toplam olarak takribî bin talebe var.There are about a thousand students in all.
O bir bebek olarak zayıfken şimdi çok güçlü.Whereas he was weak as a baby, he is now very strong.
Tüm oyuncular kolları bağlanmış olarak orada durdular.All the players stood there with their arms folded.
Bir bütün olarak, plan iyi gibi görünüyor.As a whole, the plan seems to be good.
Eserleri bir bütün olarak ne iyi nede kötü.As a whole his works are neither good nor bad.
Genel olarak, partide iyi eğlendik.All in all, we had a good time at the party.
Bir bütün olarak ulus, siyasi reformun lehinde.The nation as a whole is in favor of political reform.
Genel olarak programa uyuyoruz.Overall we are on schedule.
Genel olarak onun iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum.All in all, I thought it was a good book.
O bütün olarak, kötü yapmadı.He hasn't done badly, all in all.
Genel olarak bu okul en iyilerinden biri.By and large, this school is one of the best.
Genel olarak, o çok güvenilir bir kişidir.By and large, she is a very reliable person.
Toplam olarak yirmi yumurtaya ihtiyacımız var.We need twenty eggs all told.
Toplam olarak elli kişi vardı.There were fifty persons in all.
Onu bir hediye olarak paketlememi ister misiniz?Do you want me to wrap it up as a gift?
Bu da bir hediye olarak idealdir.This is also ideal as a gift.
Köylüler yabancıyı düşmanları olarak göz önüne aldı.The villagers regarded the stranger as their enemy.
Birkaç bilet peşin olarak satıldı.A number of tickets are sold in advance.
Fırtınanın bir sonucu olarak, birçok kişi hayatını kaybetti.Many people were killed as a result of the storm.
O bir üniversite öğrencisi olarak kabul edilmektedir.He passes for a college student.
Şiddetli kar sonucu olarak geç kaldı.She was late as a result of the heavy snow.
Başkan onu dışişleri bakanı olarak atadı.The President nominated him to be Secretary of State.
Başkan adayı olarak yetiştiriliyordu.He was being groomed as a presidential candidate.
Birçok tabelalar İngilizce olarak yazılır.Most signs are written in English.
İlk olarak kimin geleceğini söyleyemem.I can't tell who will arrive first.
Kimin başkan olarak seçilmesi gerektiğine dair hararetli bir tartışma vardı.There was a heated argument as to who should be appointed chairman.
Everest Dağı'nın zirvesine ilk olarak kim ulaştı?Who first reached the summit of Mt. Everest?
Herkes o fikri prensip olarak kabul edecektir.Everyone will accept that idea in principle.
Herkes çocuğu gerçek bir deha olarak tanır.Everyone recognizes the boy as a real genius.
Onun onu sevdiğini herkes bilir ve karşılıklı olarak.Everybody knows that he likes her and vice versa.
Herkes onu görkemli bir piyanist olarak tanıdı.Everyone recognized him as a brilliant pianist.
Herkes onu dürüst olarak görmektedir.Everybody regards him as honest.
Herkes ona bir serseri olarak bakmıştı.Everybody had looked on him as a good-for-nothing.
Bu bisikleti sana bir doğum günü hediyesi olarak vereceğim.I will give you this bicycle as a birthday present.
Bazı erkek çocukları düzenli olarak yıkanmaktan hoşlanmazlar.Some boys don't like to bathe regularly.
Bedel anlamsız olarak yüksekti.The price was absurdly high.
Dünyanın ne zaman oluştuğunu tam olarak söylemek mümkün değil.There is no telling exactly when the earth was born.
Yaklaşık olarak dünya yüzeyinin üçte biri topraktır.About one third of the earth's surface is land.
Dünya vatandaşı olarak, kültürel engellerin üstesinden gelmenin yollarını biliyorum.As a citizen of the world, I know ways of overcoming cultural barriers.
Birçok kişi depremin sonucu olarak evsiz bırakıldı.Many people were left homeless as a result of the earthquake.
Orta çağlarda süt bir ilaç olarak hala popülerdi.In the Middle Ages, milk was still popular as a medicine.
Bay Nakajima İngilizceye ek olarak Almancayı akıcı biçimde konuşabiliyor.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Naoto görünüş olarak babasına benziyor.Naoto takes after his father in appearance.
Ben sokakta onu geçtiğimde o kasıtlı olarak beni görmezden geldi.He deliberately ignored me when I passed him in the street.
Kural olarak, sigara içmeye izin vermiyoruz.As a rule, we don't allow smoking.
Düzenli testler almaya ek olarak, bizim uzun bir deneme teslim etmemiz gerekiyor.In addition to taking the regular tests, we have to hand in a long essay.
En iyisi düzenli olarak dişçiye gitmektir.It's best to go to the dentist at regular intervals.
Hava durumu bilimsel olarak tahmin ediliyor.The weather is forecast scientifically.
Dükkân sürekli olarak kapandı.The store closed down for good.
Köy insanları geleneksel olarak yabancılardan kuşkulanırlar.Country people are traditionally suspicious of strangers.
O kasıtlı olarak pencereyi kırdı.He broke the window on purpose.
Doğal olarak.Naturally.
O, baş ağrısını erken ayrılmanın mazereti olarak kullandı.He used a headache as an excuse for leaving early.
Hayvanlar içgüdüsel olarak hareket eder.Animals act on instinct.