Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Hal-hal ini, mungkin digabungkan dengan variabel lainnya tampaknya memprediksi rasisme ini.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.다른 변수들 중에서 이것들을 통해 인종차별을 예측할 수 있을 것으로 보입니다.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Mindezek alapján, és talán további változókkal, de szinte bizonyosan előre jelezhető.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Naast wellicht nog andere variabelen, lijken deze dingen het te voorspellen.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Queste cose, insieme ad altre variabili, ma questi fattori sembrano poterlo prevedere.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Właśnie dzięki edukacji i środowisku, pośród innych czynników.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Возможно есть и другие важные переменные, но эти две помогают предсказать его.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Тези неща, може би наред с други променливи, но тези неща, изглежда, го предсказват.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.Ці речі, хоч є й інші змінні, але ці дві допомагають його передбачити.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.הדברים האלה, אולי בנוסף למשתנים אחרים, אבל נראה שהדברים האלה צופים את זה.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.هذه الاشياء، ربما بين مفارقات أُخري، ولكن هذه الأمور تبدو انها تتنبي به.
Başka değişkenler de olabilir ama bu etkenler tahmin etmemize olanak veriyor.これは人種差別を予見しているように見えます この「総合的社会調査」というのを
Başkaldırının gücü ortada. Bu resim devrimin eğitim ve öğretim için sağladığı olanakları gösteriyor.Esta foto mostra que a revolução tem permitido oportunidades para formação, para o ensino.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[세르게이] 컴퓨터 과학은 거의 모든 것을 할 수 있게 하는 도구입니다.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Sergey] A számítástudomány igazándiból egyfajta belépő, hogy rengeteg más dolgot csinálhass.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Sergey] Cred ca informatica este un adevarat catalist ca sa poti realiza orice in mare.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Sergey] Ich denke, dass dir Informatik so ziemlich alles ermöglicht.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Sergey] Ik denk dat computerwetenschappen een manier is voor jezelf om zo goed als alles te doen
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Sergey] Io penso che l'informatica ti dia una marcia in più per fare un sacco di cose.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Sergey] Uważam, że informatyka umożliwia nam zrobienie prawie wszystkiego.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Sergey] اعتقد علوم الكمبيوتر هو في حقيقة الأمر التمكين بالنسبة لك أن تفعل أي شيء الى حد كبير.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Сергей] Я думаю, что информатика позволяет сделать практически всё, что угодно.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedir[Сергей]: Я думаю, що теорія обчислювальних машин - це можливість для вас зробити, насправді, що завгодно.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedirאני חושב שמדעי המחשב הם גורם שמאפשר לך לעשות כמעט כל דבר.
Bence bilgisayar bilimi hemen hemen herseyi yapabilmemize olanak vermektedirとても多くのことを可能にします 今日では、私たちの身の回りの
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var. CA:Penso que existem oportunidades à nossa volta.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.E credo che ci siano opportunità tutto intorno a noi.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.És azt hiszem mindenhol vannak lehetőségek.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Genoeg mogelijkheden, denk ik. CA:
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Ich glaube, überall gibt es Möglichkeiten.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Jag tror att denna möjlighet finns överallt.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Je pense que cette possibilité existe tout autour de nous.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.이런 기회는 우리 주변에 얼마든지 있습니다.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Pienso que existe una oportunidad muy cercana.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Příležitostí je spousta.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Şi cred că oportunitatea asta există peste tot în jurul nostru.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Tội phạm ở Mỹ đã giảm đi rất nhiều suốt 3 thập niên qua.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Wokół nas jest pełno możliwości.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Πιστεύω ότι αυτή η ευκαιρία υπάρχει παντού γύρω μας.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Аз мисля, че възможност съществува навсякъде около нас.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Я думаю, вокруг нас полно возможностей.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.ואני חושב שהזדמנויות קיימות מסביבנו.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.وأعتقد أن هذه الفرصة متاحةٌ للجميع.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.クリス: 過去30年間アメリカで
Benim oğlum tip 1 diyabet hastası ve bu hala iyileşmesi olanaksız bir hastalık.제 아들은 제 1형 당뇨병이 있습니다. 아직까지는 불치병이죠.
Benim oğlum tip 1 diyabet hastası ve bu hala iyileşmesi olanaksız bir hastalık.In mijn familie heeft mijn zoon Type 1-diabetes, nog steeds een ongeneeslijke ziekte.
Benim oğlum tip 1 diyabet hastası ve bu hala iyileşmesi olanaksız bir hastalık.In unserer Familie -- mein Sohn hat Typ-1-Diabetes, eine Krankheit, die immer noch unheilbar ist.
Benim oğlum tip 1 diyabet hastası ve bu hala iyileşmesi olanaksız bir hastalık.Mój syn ma cukrzycę typu 1, nadal będącą chorobą nieuleczalną.
Benim oğlum tip 1 diyabet hastası ve bu hala iyileşmesi olanaksız bir hastalık.לבן שלי יש סכרת נעורים, שהיא עדיין מחלה חשוכת מרפא,
Benim oğlum tip 1 diyabet hastası ve bu hala iyileşmesi olanaksız bir hastalık.ولدي مصاب بالسكري من النوع الأول، والذي مازال مرضا غير قابل للعلاج،
Benim oğlum tip 1 diyabet hastası ve bu hala iyileşmesi olanaksız bir hastalık.現在も完治は不可能です 両親も心臓病とガンで亡くしました
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Acum spunem că sunt și alte opțiuni.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Ahora decimos que hay otras opciones también.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Jetzt gibt es auch andere Möglichkeiten.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.이제, 우리는 다른 선택사항들도 존재한다고 말합니다.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Maintenant nous disons qu'il y a d'autres options également.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Most azt mondjuk, hogy egyéb lehetőségek is vannak.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Nós dizemos que também há outras opções.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Nu zeggen we dat er ook andere opties zijn.
Benim söylediğim şimdi daha fazla olanak var.Ormai diciamo che ci sono anche altre opzioni.