olanağı ile cümle

olanağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Otomobillerde kullanım olanağı yoktur.دون الحاجة للنقل بالشاحنات.
Şarkının bu başarısından sonra Sony Music sanatçıya yeni bir albüm keydetme ve yayınlama olanağı vermiştir.Devido ao sucesso desta música, a Sony Music deu-lhe a oportunidade de gravar e lançar um novo álbum.
Öğrenciler ve öğretim görevlileri için ücretsiz servis olanağı mevcuttur.Está disponível gratuitamente para professores e alunos.
Karaköy'de de T1 hattına geçiş olanağı bulunur.É também chamada dentro do TTC como Route 1.
Luftwaffe'nin sağladığı ikmalle bu sorunun üstesinden gelmek olanağı da yoktu.Desta forma, não havia mais nada que a Luftwaffe pudesse fazer.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, daha geniş gösterim olanağı buldu.Contudo, somente após os Ataques de 11 de Setembro, o sistema de segurança foi ampliado.
Docs.com ilk olarak yeni Word, Excel veya PowerPoint belgelerini yükleme veya oluşturma olanağı sundu.Docs.com bood oorspronkelijk aan om te uploaden of een nieuw Word, Excel of PowerPoint-document te maken.
Korfun etrafında 360 derecelik açıdan atış yapma olanağı vardır.Op het spoor kan een kanon 360 graden ronddraaien.
Meta, Vikipedistlerin de içinde bulunduğu Wikimedistlere tartışma olanağı sağlayan temel alanlardan biridir.Op dit moment dient Meta als een van de belangrijkste discussiefora voor Wikimedianen, waaronder Wikipedianen.
İlk atışı yapma olanağını sağlar.Eto'o schoot als eerste raak.
Hofföamm bunu mahkemede kanıtlama olanağına sahip değildi.Zeznania ludności służebnej nie mogły służyć za dowód w sądzie przeciwko rycerstwu.
Buna göre az sayıda insanın yaşlanma olanağı bulduğu düşünülmektedir.Na pewno istnieją ludzie, którzy chcą się trochę odmłodzić.
Rumour ücretsiz indirilme olanağına sahipti.Hoga likwiduje darmową pocztę.
Havalimanına toplu taşıma araçları ile ulaşım olanağı da vardır.Na wyposażeniu każdego wagonu są również drabinki ewakuacyjne.
Kaleler, yöredeki elit tabakasına korunaklı bir yerde olma olanağı sağlıyordu.Ad hoc zorganizowali oni obronę w domach od strony Kurnik.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, daha geniş gösterim olanağı buldu.I efterdyningarna till 11 september-attackerna 2001 skapade han en av de första överlevanderegistren online.
Azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim görme olanağı bulunabilmektedir.Landets minoriteter har möjlighet att få undervisningen på respektive modersmål.
Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır.Så är till exempel fallet när rätten avgör mål om kommunalbesvär.
T4 hattına ve İETT'nin Topkapı anaduraklarına aktarma olanağı vardır.T3 och T4 fäster vid kärnreceptorer, sköldkörtelhormonreceptorer.
Şehir otobüsleriyle de ulaşım olanağı vardır.Det går också stadsbussturer.
Kaleler, yöredeki elit tabakasına korunaklı bir yerde olma olanağı sağlıyordu.Efter jakten äts bytet vid ett skyddat ställe.
Menü ayrıca kapatma ve bilgisayarlarından çıkış yapma olanağı sundu.Меню також пропонувало здатність вимкнення та виходу з їхнього комп'ютера.
Üstelik nano giysi daima dört modda birinde devrede olmak zorunda ve kapanma olanağı yoktur.Також нанокостюм завжди повинен перебувати в одному з чотирьох режимів, тобто його неможливо «вимкнути».
Bunun sonucunda Tebriz'deki garnizona yardım gelme olanağı kalmadı.У вирішальний момент не прийшов на допомогу де Брюесу.
Sonunda birlikte çalışma olanağı ortadan kalktı.Наприкінці робочого дня персонал виявив пропажу.
Savunanlara bir evi terketmeleri halinde diğerinde savaşma olanağı verir.Адже звільнивши одного, треба обирати іншого.
App Engine Geliştiricilere web uygulamaları yazma ve çalıştırma olanağı sağlayan bir araçtır.App Engine Nástroj, který umožňuje vývojářům psát a spouštět webové aplikace.
Mesajları "görülen" olarak seçmek olanağı İletişim verileri için Etiketler şimdi silinebilir.Téměř jakýkoliv publikovaný obsah lze hodnotit označením Líbí se mi.
Savunanlara bir evi terketmeleri halinde diğerinde savaşma olanağı verir.Jakmile je dobyt bojuje se o jiný.
Oyun kilisenin baskısıyla yasaklandı ve ancak 1669'da yeniden oynanma olanağı buldu.Hra míří na církev a byla až do roku 1669 zakázána.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, daha geniş gösterim olanağı buldu.Po útocích z 11. září 2001 přišel další prudký nárůst.
İlk atışı yapma olanağını sağlar.První výstřel člověka omráčí.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, daha geniş gösterim olanağı buldu.În urma atacurilor de la 11 septembrie 2001, rezonanța noului album a crescut.
Azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim görme olanağı bulunabilmektedir.Educația este posibilă în limbile minoritare,acolo unde astfel de școli operează.
ITunes Müzik Mağazası, Apple'nin büyük film fragmanları koleksiyonunu görüntüleme olanağı da veriyor.Muzica include fragmente din opera neterminată a lui Debussy.
Kaleler, yöredeki elit tabakasına korunaklı bir yerde olma olanağı sağlıyordu.Arena a trebuit să fie în măsură să ofere loji adiacente stadionului.
Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır.Ezen jogok érvényesülésének biztosítása a nemzeti bíróságok feladata.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, daha geniş gösterim olanağı buldu.A 2001. szeptember 11-ei terrortámadások nyomán tevékenysége gyorsan tovább bővült.
Çünkü her iki genel taarruzun aynı anda sürdürülme olanağı bulunmamaktadır.Mert mindkét eset nem állhat fönnt egyszerre ilyen kijelentéseknél.
Varolan yaratıkları her zaman güçlendirme olanağınız vardır.Halhatatlan lények mégis képesek az öregedésre.
Bu araştırmalar astronomlara küme içindeki yıldızların hareketlerini inceleme olanağı sunmuştur.Az elméletet a megfigyelő csillagászok vitatták.
Kodlayıcılara daha kolay bit oranı yönetimi olanağı sağlar.Biztosítsd a felső szinten a menedzserek teljes érdekeltségét.
Bu destek ona dünya çapında ün ve dünya turu yapma olanağı getirdi.Ez a hang tette őt világszerte ismertté és sikeressé.
Sonunda birlikte çalışma olanağı ortadan kalktı.Lopulta yhtyeen toiminta hiipui.
İlk atışı yapma olanağını sağlar.Ensimmäisenä iskee vastaan šokki.
Proje ile ayrıca 6 000 kişiye yeni iş olanağı sağlanacaktır.Rakentamisprojekti työllistäisi noin 600 henkilöä.
Hofföamm bunu mahkemede kanıtlama olanağına sahip değildi.Η αλήθεια όπως εγώ την ξέρω δεν φάνηκε στη δίκη.
Hay diplomatik ve yönetsel görevlerinin yanı sıra edebiyat yeteneği de sergileme olanağı buldu.Εκτός από οργανωτικές και εμπορικές του ικανότητες ξεχώριζε επίσης τα ερχόμενα ταλέντα του κινηματογράφου.
İlk atışı yapma olanağını sağlar.Με την πρώτη βολή ισοφαρίζει.
Gerçekte ordularını Viyana'ya sürebilecek olanağı vardı.Ωστόσο, του επιτράπηκε να επιστρέψει με τα στρατεύματά του στη Βιρτζίνια.
Ölü, bu aşamayı atlatabildiği takdirde, göksel sular üzerinde hakimiyet kurma olanağını edinir.Dåpsengelen fremstår som en brobygger mellom himmel og jord når han holder frem fatet med dåpsvannet i.
Bu dönmelerin yönleri 4 değişik yoma bağı yapma olanağı verir.Og underveis skulle de svare på 4 forskjellige spørsmål.
Gürcü kültürü başka ülkelerde de yayılma olanağı buldu.Gras-rfiflen fikk også stor utbredelse i andre land.
Üniversite seçmeli olarak ikinci yabancı dil olanağı sunmaktadır.Elevene kan i stor grad selv velge 2. fremmedspråk.
Bu yöntem, büyük sayıların karelerini kolay yoldan hesaplama olanağı sunmaktadır.Dette gjør den uegnet til å utføre store mengder desimaltallsberegninger.
Böylece hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti.Aku meminta kepadamu untuk percaya dengan apa yang pemerintah dan partai lakukan.
Biçim yapının olanağıdır.Berikut adalah bentuk iramanya.
Gezegen kayaçlardan ibarettir ve yaşama olanağı çok zordur.Likungan desa Cipasung masih sangat asri, kehidupan penduduknya pun masih sederhana.
Proje ile ayrıca 6 000 kişiye yeni iş olanağı sağlanacaktır.Telah dilaporkan bahwa berkat proyek tersebut terdapat 3.000 pekerjaan baru.
Şarkının bu başarısından sonra Sony Music sanatçıya yeni bir albüm keydetme ve yayınlama olanağı vermiştir.Nhờ thành công của ca khúc quá lớn, hãng đĩa Sony Music cho cô một cơ hội để thu âm và phát hành album mới.

İlgili Sayfalar