olanağı ile cümle
olanağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Borsacılara Banja Luka borsasında İnternet üzerinden alım satım yapma olanağı sağlanacak. [Arşiv]Online trading will be available to brokers on the Banja Luka stock market. [File]
Turizm, ezeli rakiplere birbirlerinin topraklarını keşfetme olanağı sunuyor.Tourism offers the opportunity for longtime political rivals to explore each other's countries.
Bazıları geri dönse de, Yunan yasaları şu anda sadece etnik Yunanlara af olanağı sunuyor.Although some have returned, Greek laws currently offer amnesty only to ethnic Greeks.
Ziyaretçilere rehberli gezi olanağı sunuluyor.Visitors can take a guided tour.
Tercihler, bölgeden bloğa ürünlere gümrüksüz erişim olanağı sağlayacak. [Reuters]The preferences will allow duty-free access of products from the region to the bloc. [Reuters]
İhtiyati anlaşma, bir ülkeye ihtiyaç oluşması şartıyla kredi çekme olanağı sunuyor.The precautionary agreement gives a country the right to draw funds, but only if a need arises.
Ortodoks Kilisesinin Jülyen takvimi üyelerine bir değil iki Yeni Yıl kutlama olanağı sağlıyor.The Orthodox Church's Julian calendar allows members to celebrate not one, but two, New Years.
Daha iyi eğitim yetkililere korsan ve parola hırsızlarını kontrol altına alma olanağı sağlıyor.Better training enables authorities to rein in hackers and phishers.
Proje öğretmenlere video ve mültimedya donanımını kullanarak sanal dersler verme olanağı sağlıyor.It helps teachers give virtual lectures using video and multimedia equipment.
Üç uygulamayı kullanırken, kullanıcı resmi içeri aktarma veya resim arama olanağına sahiptir.When using the three applications the user has the ability to import pictures or search pictures.
Bölgenin denize yakınlığı tekneler için kolay erişim olanağı sağladı.The area's close proximity to the sea would have allowed for easy access for boats.
Bu, İzcilere dünyanın her yerinden İzciler hakkında bilgi edinme olanağı sağlar.This provides the Scouts with a means of learning about fellow Scouts from around the world.
Bu, savunmacılara çapraz ateş etme olanağı sunmaktaydı.That gave the defenders an opportunity to crossfire.
"Item UI Providers" dinamik bir bicimde kullanıcı arayüzü (UI) oluşturma olanağı sağlar.Item UI Providers bietet eine Möglichkeit, das UI dynamisch zu generieren.
Elleri çok büyük hareket olanağı sağlar.Meine Hände machen mir große Schwierigkeiten.
Bugün beş fakültede de eğitim ve meslekî geliştirme olanağı sunulmaktadır.An fünf Fakultäten werden heute Möglichkeiten zur akademischen Aus- und Weiterbildung geboten.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, daha geniş gösterim olanağı buldu.Nach den Anschlägen vom 11. September 2001 stieg die Popularität dieses Lieds erneut.
Otomobillerde kullanım olanağı yoktur.Für Autos ist sie nicht zu benutzen.
Korfun etrafında 360 derecelik açıdan atış yapma olanağı vardır.Das Geschütz ist um 360 Grad drehbar.
Koya karayoluyla ulaşım olanağı yoktur.Es gibt keine Straßen, die ins Kobuk Valley führen.
İlk atışı yapma olanağını sağlar.Es wird ausgelost, wer zuerst schießen darf.
Öğrenciler yarı zamanlı işlerde çalışıyorlar. Bu da onlara öğrenim ücretlerini ödeme olanağı sağlıyor.Les élèves travaillent à temps partiel, et ça leur donne la possibilité de payer leurs études.
Hofföamm bunu mahkemede kanıtlama olanağına sahip değildi.Les témoins du crime n'ont pas pu en fournir la preuve au tribunal.
Buna göre az sayıda insanın yaşlanma olanağı bulduğu düşünülmektedir.A contrario, beaucoup d'adultes détestent se souvenir qu'ils vieillissent continuellement.
Dergide tanınmış yazarlarla birlikte birçok yeni yazar da ilk öykülerini yayınlama olanağına kavuştu.Beaucoup de journalistes connus y ont fait leurs premières armes.
Bu bağlamda da ortak sağlık standartları veya ergonomik ilkeler çerçevesinde üretim olanağı sağlanmalıdır.Faciliter l'intégration aux projets des recommandations santé/sécurité/ergonomie.
Cephenin sol kesiminin 19. Alay’la takviye edilip tutulması olanağı yoktur.Dans le coin supérieur droit, elle porte l'inscription 19.
1994-1995 yılından itibaren kız öğrencilere de yatılılık olanağı sağlandı.Entre 1994 et 1996, l'université accroit ses capacités d'accueil des étudiants.
Yahoo! posta'dan diğer e-posta alanlarını kullanarak mesaj gönderme olanağı.Habilidad para enviar mensajes desde Correo Yahoo! usando otros dominios de correo.
Holografi ile oldukça kapsamlı bilgi depolama sistemleri oluşturma olanağı bulunmaktadır.Almacenamiento de datos holográficos.
Toplu tabanca iki şekilde kullanım olanağı sunan bir mekanizma özelliğine sahiptir.Esta escopeta de combate se caracteriza por contar con un doble sistema de funcionamiento.
Sonunda birlikte çalışma olanağı ortadan kalktı.Finalmente el patronato acabó desapareciendo.
Azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim görme olanağı bulunabilmektedir.En Lituania existe la posibilidad de seguir una educación en los idiomas minoritarios no oficiales.
İlköğretim cağındaki tüm çocuklarımıza eğitim olanağı sağlanmış durumdadır.Ordenó que todos sus descendientes fueran bien educados.
Tribünlerdeki taraftar sayısını artırmak için tek biletle iki maç izleme olanağı sunulmuştur.Se quedó a un sólo rebote de conseguir más dobles-dobles en 4 partidos.
Risk veya riziko, bir olayın gerçekleşme olasılığı ve olaydan etkilenme olanağı.Probabilidad - probabilidad o posibilidad de que algo es el caso o va a suceder.
Şehir otobüsleriyle de ulaşım olanağı vardır.También dispone de un servicio urbano de autobús.
Proje ile ayrıca 6 000 kişiye yeni iş olanağı sağlanacaktır.Si prevede che il progetto creerà direttamente 3.000 posti di lavoro.
Launchpad‘i VoiceOver ile de kullanmak mümkündür Uygulamaları arama olanağı, OS X Mountain Lion'da eklendi.La possibilità di cercare tra le applicazioni è stata aggiunta con OS X Mountain Lion.
Ardenler'in engebeli arazisi tarım olanağını oldukça kısıtlar.Le Ardenne per il resto sono poco densamente popolate.
Ailesinin konumu sayesinde Tunus'taki en iyi öğretmenlerden eğitim alma olanağına kavuştu.Grazie all'aiuto di uno zio sacerdote, poté compiere i suoi studi superiori a Napoli.
Böylece hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti.E da ultimo, aveva precisato quale fosse la funzione del partito davanti allo Stato e al popolo.
Çünkü her iki genel taarruzun aynı anda sürdürülme olanağı bulunmamaktadır.In realtà è possibile salire entrambe senza molta perdita di tempo.
Tanrı bu işlemi yaparken sonsuz sayıda alem yaratma olanağına sahiptir.Tale atto eterno di Dio produce effetti temporali.
Otomobillerde kullanım olanağı yoktur.Non funziona su macchine moderne.
Buna göre az sayıda insanın yaşlanma olanağı bulduğu düşünülmektedir.Sostanzialmente stima il grado di invecchiamento di una popolazione.
Ayrıca video izleme sitelerinden doğrudan video indirebilme olanağı sunar.Per farlo, però, inevitabilmente guarda la videocassetta.
Hazar Kağanlığı içinde birçok din yaşama olanağı bulmuştur.Molte sono le prove della socialità in questi squali.
İlk atışı yapma olanağını sağlar.Он стреляет первым.
Bu yöntem, büyük sayıların karelerini kolay yoldan hesaplama olanağı sunmaktadır.Данный метод требует больших объёмов вычислений.
Microsoft, Silverlight'ı kullanan fotoğraflar için tam ekran slayt gösterileri yapma olanağı da ekledi.Microsoft также добавил поддержку полноэкранного слайд-шоу фото с помощью Silverlight.
Türkiye’de yerel referandum olanağı yoktur, sadece ülke genelinde (Genel Referandum) yapılabilir.Этого нет ни в одном городе России, и я думаю — в мире.
Proje ile ayrıca 6 000 kişiye yeni iş olanağı sağlanacaktır.Завод обеспечит рабочими местами около 6 тысяч человек.
Yaz aylarının kısa geçmesine rağmen yeterli güneşlenme olanağı bulunur.Коротким летом на несколько месяцев невысоко поднимается полярное солнце.
İşletme enformatiği uzmanları oldukça fazla sayıda kariyer olanağına sahiptir.Неофициально пейсмейкеры существуют столько, сколько существует профессиональный бег.
Azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim görme olanağı bulunabilmektedir.يمكن أن يتم التعليم بلغات الأقليات عندما تتوفر المدارس الخاصة بهذا الأمر.
Hızlı tren, normal trenlere göre daha hızlı yolculuk etme olanağı sağlayan bir demiryolu aracıdır.سكة حديدية فائقة السرعة هي من أنواع سكك حديد نقل الركاب و التي تعمل بسرعة أكبر من سرعة حركة السكك العادية.
Dolayısıyla iki ülke arasında güvene dayalı ikili ilişkiler yürütülebilmesinin olanağı kalmadı.كذلك لا يفوتنا ذكر التعاون العسكري والأمني بين البلدين.
Paris Modern Sanat Müzesi'nde İzlenimci ve Sembolist'lerin yapıtlarını inceleme ve gözleme olanağı buldu.أثناء تواجده في متحف باريس للفنون الحديثة وجد إمكانية التدقيق والملاحظة للأعمال الإنطباعية والرمزية.
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, daha geniş gösterim olanağı buldu.منذ أحداث 11 سبتمبر 2001، أصبحت سياسات الهجرة موضوعاً ساخناً للغاية.