Yaşlı olanlar genç olanlara göre her zaman daha fazla bilmiyorlar.The older ones do not always know more than the younger ones.
Büyük olan çocuklar her zaman ona dalavere yapıyorlar.The older boys are always playing tricks on him.
Çiftçiler iyi elmaları kötü olanlardan ayırır.Farmers separate good apples from bad ones.
Beyaz kemerli olanı seviyorum.I like the one with a white belt.
Sigarayı bırakmak onun için olanaksızdır.It is impossible for him to give up smoking.
Onun en çok ihtiyacı olan iyi bir iştir.What he needs most is a good job.
Bilgisayarını çalıştırmak için gerekli olanın tümü oydu.That was all he needed to operate his computer.
Onun yaşadığını doğrulamak olanaksızdır.There is no way to confirm that he is alive.
Sevimli olan bir kızı var.He has a daughter who is pretty.
Onun çok sevimli olan bir kızı var.He has a daughter who is very pretty.
Onun biri piyanist ve diğeri bir viyolacı olan iki kızı vardır.He has two daughters, one is a pianist and the other is a violist.
Onun, adı John olan bir oğlu var.He has a son whose name is John.
Onun doktor olan üç oğlu vardı.He had three sons who became doctors.
Müzisyen olan üç oğlu var.He has three sons who became musicians.
Onun tüccar olan iki oğlu var.He has two sons who became merchants.
Onun müzisyen olan üç oğlu vardır.He has three sons, who became musicians.
Onun doktor olan iki oğlu vardı.He had two sons, who became doctors.
Onun çözümü sadece geçici olan bir çözümdü.His solution was only a temporary one.
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
O, üçünün en uzun olanıdır.He is the tallest of the three.
O sana ihtiyacın olan şeyi bulacak.He will provide you with what you need.
O şimdiye kadar yaşamış olanlar kadar büyük bir alimdir.He is as great a scholar as ever lived.
O, adı Jack olan arkadaşımdır.He is my friend whose name is Jack.
O büyük yeteneği olan bir adamdır.He is a man of great ability.
O hâlâ müziğe olan ilgisini devam ettiriyor.He still keeps up his interest in music.
O, doktora olan inancını kaybetti.He has lost faith in the doctor.
Yaşça kendinden küçük olanlara tepeden bakar.He is haughty to his juniors.
İhtiyacımız olan her şeyi bize sağladı.He provided us with everything we needed.
O, tatlı olan herhangi bir şeyden hoşlanır.He likes anything sweet.
O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.He had heard wonderful stories about cities of gold with silver trees.
O, ona söylenilmiş olanı yaptı.He did what he had been told.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.He was always ready to help people in trouble.
Ona olan güvenime ihanet etti.He betrayed my confidence in him.
O görev için eşit olan tanıdığım tek kişidir.He is the only person that I known who is equal to the task.
O dinle ilgisi olan her şeyle ilgileniyor.He is interested in anything that has to do with religion.
Politikaya olan ilgisini kaybetti.He has lost interest in politics.
Mümkün olan her kaçış vasıtasını aradı.He looked for every possible means of escape.
O, hastanede olan bir hasta arkadaşı ziyaret etti.He visited a sick friend who was in the hospital.
Sanat üzerine kitapları olan hoş bir kütüphanesi var.He has a fine library of books on art.
Benden gerekli olandan daha fazla para istedi.He asked me for more money than was necessary.
Kalın gözlükleri olan biraz yaşlı bir adamdı.He was a little old man with thick glasses.
O, ortalama boyu olan bir adamdı.He was a man of average height.
O, çok hayalleri olan bir çocuktur.He is a boy with many dreams.
O iyi bir akademisyendir ve daha iyi olanı, iyi bir öğretmen.He is a good scholar, and what is better, a good teacher.
Onlar yeni olanın eski olandan daha iyi olduğuna kesin gözüyle bakıyorlar.They take it for granted that what is new is better than what is old.
Onun bir piyanist olan bir kızı var.She has a daughter who is a pianist.
Onun doktor olan bir oğlu var.She has a son who is a doctor.
Uzun olan bir kızı var.She has a daughter who is tall.
Onun davranışlarına olan şaşkınlığı ona bir kelime söyletemedi.Surprised at her behavior, he could not say a word.
Onun Allah'a olan inancı sarsılmaz.Her belief in God is unshaken.
O birkaç elbiseye baktı ve en pahalı olanına karar verdi.She looked at several dresses and decided on the most expensive one.
O, genç adamı aklından çıkarmaya çalıştı ama bu olanaksızdı.She tried to put the young man out of her mind, but it was impossible.
Kendisini Beatles dinlemeye öylesine kaptırmıştı ki onunla olan randevusunu kaçırdı.She got so carried away listening to the Beatles that she missed the date with him.
O, kötü bir soğuk algınlığı yüzünden yatakta olan kızkardeşine baktı.She looked after her sister, who was in bed with a bad cold.
Olanları ona anlatmak zorunda bırakmaktan korktu.She dreaded having to tell him what had happened.
Güçlü karakteri olan bir kadındır.She's a woman of strong character.
O başı belada olan insanlara yardım etmek için her zaman hazır.She was always ready to help people in trouble.
Onun benimkinden farklı olan bir fikri var.She has a view that is different from mine.
O ihtiyacım olan her yardımı bana verdi.She gave me whatever help I needed.
O büyük edebi yeteneği olan bir kadın.She is a woman of great literary ability.